Bir şarkı olmalıydı seni anlatan,
Bir şiir belki de sonu hasretle bitmiş
Veya gözlerimden düşen bir damla yaş…
Ne bileyim işte,
Bir şeyler olmalı seni bana kavuşturacak…
Yüreğin olmalı yüreğimde bulduğum.
Her gözümü kapattığımda sen olmasın
Her gittiğim yol sana çıkmalıydı oysa
Her virgülden sonra sen başlamalıydın…
Ama nafile be güzelim, nafile.
Ah bir bilsen be gülüm ah bir bilebilsen
Ne çok denedim seni bulmayı,
Ne çok aradım seni bir bilsen…
Sanma ki çabuk pes ettim,
Sanma ki korktum sevdadan,
Seni bulabilmek için ben bir ömrü tükettim…
Sesim mi çıkmıyordu,
Çok mu sessiz harf vardı gözlerimin içinde.
Yazılmamış bir şarkı mı beklediğin yoksa
Yoksa adı konmamış bir şiir mi
Denizlere saldığım kağıt sandallarım mı
Yoksa uzaklardan esen hayırsız rüzgar mı
Seni bana getirecek olan…
Ah sevdiğim…
Kendimce yazabildiğim tüm cümleleri,
Dizebileceğim en özenli şekliyle dizdim de kaç kere,
Yine bulamadım seni…
Her yağmurda seni aradım oysa
Her geçen balıkçı kayıklarına seni sordum
Ama seni bana getirmediler işte.
Eksik bir şeyler var diye düşünüyorum bazen.
Oysa sevda karışımını beraber hazırlamıştık
Tuzunu biberini beraber atmıştık kararınca
Ne yaptımsa olmadı, ne yaptımsa olduramadım
Ne yana baksam senken, seni bulamadım
Bildiğim bütün sevda türkülerini söyledim oysa…
Biliyorum…
Çok şey söyleyecektin bana.
Bunu da çok istiyordun.
Hayatının sırlarına ortak edecektin beni.
Kendini anlatacaktın.
Özlemlerinden, beklentilerinden, yaşantından,
Umutlarından söz edecektin bana.
Ama sen sustun be gülüm…
Susmasaydın keşke
Keşke ben susmasaydım…..
Oysa kaç gece koynuma hasretini alıp uyumuştum
Kaç gece yalnızlık sancısıyla kıvranıp durmuştum.
Kaç gece beklemiştim seni.
Her kapı çalınışında geldin sanmıştım
Her kum tanesinde seni aramıştım oysa
Ömrümdeki tüm yollar sana çıkıyordu
Sonunda sen oluyordun,
Sen kokuyordu tüm sokaklar
Ve ben o sokaklarda seni arıyordum
Çok geceler sarhoşlarla bekledim seni
Bir köşe başından dönersin diye.
Boşunaymış bekleyişlerim
Bunca acı boşunaymış
Hayatımda bir lal oldun,
Ben konuştum sen sustun
Ah be Sevdiceğim
Susmasaydın keşke
Keşke hiç susmasaydın…

ŞİİRBAZ
21.Haziran.1998

By şiirbaz -emre vehbi alkan

Önce anamın çığlığı yankılanmış dört duvarda. Sonra kıçıma inen tokatlarla benim çığlığım sarmış dört bir yanı. Annemin yorgun ama gülümseyen yüzünü kıskanmış melekler. Babamın telaşlı yüzünü, yeni bir can sahibi olmanın sevinciyle, canının yani annemin acıyan canının hüznünü, bir yüzünde iki duyguyu nasıl taşıdığını hiç kimse görememiş. Dişlerinin arasında parçalanan dudaklarını sadece annem fark etmiş öperken yüzünü. Bir saniyenin ne kadar da uzun olduğunu sadece babalar, babam bilirmiş ben doğarken. Doğmuşum velhasıl. İlk tokadı ebemden yemişim kıçıma. Sonra babam nakşetti avucunun izini yüzüme. Sonra amcalar. Neymiş efendim, duvarlara yazı yazmamalıymışım. Daha sonraları söküp yüreğimi göğsümden avucuna bıraktığım güzeller tokatladı beni. Hem de ne tokat. Dünya döndükçe ben batıya döndüm. Baktım ki ben büyüdükçe hayat da büyüyor, bıraktım ipin ucunu. İstemem büyük olmanın suçunu. Sonra dediler ki her şeyin bir kuralı var. Evet ama ne yaparsın; büyümek için geç kaldım, hep yüreğimden güç aldım. Kırk yıllık bir tomurcuk gibi asılı kaldım gül dalına. Eğer ben açarsam yapraklarımı, sırasını bekliyor sonbahar, biliyorum gözlerini bana dikmiş. Şişşşşt, aman ha duymasın bizi aramızda kalsın, uyandırmayın kerizi...

Bir Cevap Yazın