Müebbet yemiş bir veli ustamız vardı
Saçları ak elleri nasırlı
Kimseyle oturmaz, kimseyle konuşmazdı
Onun cezası susmaktı, konuşmamaktı
Gardiyanlardan öğrendik,
Karısını vurmuş
Ve karısının dostunu.
Tır şoförüymüş eskiden
Karısı ve kızı Ayşe için yaşarmış
Bir gün habersiz gitmiş evine
Çocuğunu kapı önünde ağlar bulmuş
Evde yabancı bir amca var demiş Ayşe kız
Yıkılmış kahrolmuş Veli usta
Anahtarıyla açmış
Babadan kalma evin kapısını
Sessizce yatak odasına yaklaşmış
Çok sevdiği, saygı duyduğu karısı çıplakmış
Ve aşığı da koynunda
Kan beynine sıçramış Veli ustanın
Av tüfeği iki kere patlamış
Ve ortalık kan revan içinde.
Bundanmış Veli ustanın suskunluğu
Bunca yıldır susmuş Veli usta konuşmamış
Ve yemin etmiş hiç konuşmayacakmış…

Şiirbaz
05.Şubat.1986

By şiirbaz -emre vehbi alkan

Önce anamın çığlığı yankılanmış dört duvarda. Sonra kıçıma inen tokatlarla benim çığlığım sarmış dört bir yanı. Annemin yorgun ama gülümseyen yüzünü kıskanmış melekler. Babamın telaşlı yüzünü, yeni bir can sahibi olmanın sevinciyle, canının yani annemin acıyan canının hüznünü, bir yüzünde iki duyguyu nasıl taşıdığını hiç kimse görememiş. Dişlerinin arasında parçalanan dudaklarını sadece annem fark etmiş öperken yüzünü. Bir saniyenin ne kadar da uzun olduğunu sadece babalar, babam bilirmiş ben doğarken. Doğmuşum velhasıl. İlk tokadı ebemden yemişim kıçıma. Sonra babam nakşetti avucunun izini yüzüme. Sonra amcalar. Neymiş efendim, duvarlara yazı yazmamalıymışım. Daha sonraları söküp yüreğimi göğsümden avucuna bıraktığım güzeller tokatladı beni. Hem de ne tokat. Dünya döndükçe ben batıya döndüm. Baktım ki ben büyüdükçe hayat da büyüyor, bıraktım ipin ucunu. İstemem büyük olmanın suçunu. Sonra dediler ki her şeyin bir kuralı var. Evet ama ne yaparsın; büyümek için geç kaldım, hep yüreğimden güç aldım. Kırk yıllık bir tomurcuk gibi asılı kaldım gül dalına. Eğer ben açarsam yapraklarımı, sırasını bekliyor sonbahar, biliyorum gözlerini bana dikmiş. Şişşşşt, aman ha duymasın bizi aramızda kalsın, uyandırmayın kerizi...

Bir Cevap Yazın