Bilemezsiniz ne koyar adama babasını yitirmek

Canından can gider
Koca bir çınar yıkılır
Bilmezsiniz işte ey gafiller
Babalar yürek yarısıdır
Babasızlık yürek yangısı…

Körler görmese de yıldızlar hep vardır
Lallar konuşamasa bile sevdayı anlatır
Bir baba ölür masada bir sandalye boş kalır
Anlamaz mısın ey kafasız
Babalar yürek yarısıdır
Babasızlık yürek yangısı…

Bilemezsiniz ne koyar adama babasını yitirmek
Hane içinden bir ses kesilir
Masadan bir tabak daha eksilir
Anlamaz mısınız ey cahiller
Babalar yürek yarısıdır
Babasızlık yürek yangısı…

ŞİİRBAZ

Reklamlar

By şiirbaz -emre vehbi alkan

Önce anamın çığlığı yankılanmış dört duvarda. Sonra kıçıma inen tokatlarla benim çığlığım sarmış dört bir yanı. Annemin yorgun ama gülümseyen yüzünü kıskanmış melekler. Babamın telaşlı yüzünü, yeni bir can sahibi olmanın sevinciyle, canının yani annemin acıyan canının hüznünü, bir yüzünde iki duyguyu nasıl taşıdığını hiç kimse görememiş. Dişlerinin arasında parçalanan dudaklarını sadece annem fark etmiş öperken yüzünü. Bir saniyenin ne kadar da uzun olduğunu sadece babalar, babam bilirmiş ben doğarken. Doğmuşum velhasıl. İlk tokadı ebemden yemişim kıçıma. Sonra babam nakşetti avucunun izini yüzüme. Sonra amcalar. Neymiş efendim, duvarlara yazı yazmamalıymışım. Daha sonraları söküp yüreğimi göğsümden avucuna bıraktığım güzeller tokatladı beni. Hem de ne tokat. Dünya döndükçe ben batıya döndüm. Baktım ki ben büyüdükçe hayat da büyüyor, bıraktım ipin ucunu. İstemem büyük olmanın suçunu. Sonra dediler ki her şeyin bir kuralı var. Evet ama ne yaparsın; büyümek için geç kaldım, hep yüreğimden güç aldım. Kırk yıllık bir tomurcuk gibi asılı kaldım gül dalına. Eğer ben açarsam yapraklarımı, sırasını bekliyor sonbahar, biliyorum gözlerini bana dikmiş. Şişşşşt, aman ha duymasın bizi aramızda kalsın, uyandırmayın kerizi...

Bir Cevap Yazın