Susmak… Sessizliğe terk edilmiş, keder dolu bir tanık.  Aslında bunca kötülüğe karşı sessizliğe gömmeden bağıra bağıra susmak lazımdı. Peki bu kadar çığlığı atan bir kelimeyi, neden bu kadar yanlış anladık biliyor musunuz? Cevabını ben daha bugün öğrendim.  Kendimi nasıl bir karanlık gökyüzünde buldum bunu öğrenince bir bilseniz… İnsan ne demekti de  bunca kalabalık arasında  insanlığı kaybetti . Benim aklıma İnsan dedim mi, hemen yüreği pek, gözü adaleti arayan, bulamayınca da yeri göğü birbirine katan,  ağlayanın yanında olan, yetimin başını okşayan, bir dilim ekmeği bile olsa sofrasında paylaştığı komşuları olan kişi gelirdi. Nerede peki şimdi bu yüreği bol, gözü tok insan. Biz hangi tozlu raflara kaldırdıkta göremiyoruz. Nerede “Komşusu açken tok yatan bizden değildir.” diyenlerin torunları? Anladım ki bizim kusurumuz, cesur insanları destanlarda, iyi insanları masallarda bırakmak olmuş. Yoksa neden bir insan bir başka insana yardım ediyor diye aşağılanmaktan korksun. Bunları okumak ne kadar acı değil mi? İnanın bunları okumak , gözlerinizin önünde yaşanmış bir olayı satırlara aktarmak kadar zor değildir. Şöyle gür bir sesle bu yüreği cesaretsiz insanlara bağırmak geliyor içimde. Kuşlar susuz kalmasın diye çeşmelerin önüne onlar için, rahat su içebilecekleri bir yer yaptıran ataların torunları, biz değil miyiz?
Bu kadar ince düşünen bir atanın torunu korkmamalı kardeşinin yardımına koşmaktan. Kim ne söylerse söylesin, kapatıp kulaklarını sadece Rabb’in rızasını düşünmeli. Bak ne çok şükür diyecek canı gönülden. 
Zaman çok kısa ve bu değerli zamanı insanlar ne diyor diye değilde Rabb’im ne diyor diye düşünsek, ne başı okşanmamış yetim kalır ne de karnı aç diye ağlayan çocuklar… Önce Rabb’in sonra yine Rabb’in. Sokma araya kulun kulla çekişmesini. Yoksa ne bu acı biter ne de bunca feryat…

SEMA ALTINAY

One thought on “İNSAN İNSANLIĞIN CESARETİNİ NEREDE UNUTTU?”

Bir Cevap Yazın