Moda ve zihniyet
Kitabımızda “modernleşme” başlığı adı altında modernizasyon sürecinden bahsediliyor.
Bu modernizasyon sürecine az çok hepimizin aşinalığı var bu sürecin başlaması yani Sanayi devrimi, Fransız ihtilali, Rönesans, Reform, Amerika’nın keşfi gibi hareketlerin oluşumu bu sürecin başlamasına sebep oluyor ve bu hareketlerin sosyal ekonomik ve sosyokültürel yapılarını değiştirmekle kalmadığını bireyin zihinsel ve psikolojik oluşumunda da büyük değişikliklere sebep olduğunu ortaya koymuş. Bu zihinsel değişimin modaya da yansıdığını belirtmiştir. Kitabın tamamında da yazarımız bu konu üzerinde duruyor ve detaylı bir şekilde ele alıp bizlere sunuyor. “Moda sadece şekilde değil, zihinde de bir değişim meydana getiriyor.” Kişilerin giyim anlayışı estetik, zevk ve beğenilerini ekonomik durumlarını, mensubu oldukları ve olmak istedikleri sınıfının ipuçlarını verdiğinden bahseder. Bu giyimlerin de bir nevi kıyaslamasını yapar.
Mesela; geleneksel kıyafetin özelliklerinde kıyafetin;
1- Statüyü belirlediğini
2- İklim şartlarına göre farklılıklar olduğu
3- El işçiliği ile hazırlandığı
4- Toplumda geçerli olan ahlak kurallarını yansıttığından bahsediyor.
Buna nispeten modern kıyafetin özelliklerinde ise;
1- Halkın elit giyimini taklit ettiği
2- İklime göre kıyafetlerinde farklılık olmadığı, 3- İşçiliğin yerini makinaların aldığını,
4- El işçiliğinden seri üretime geçildiğini
5- Toplumun ahlak kurallarından ziyade protestocu tavrın belirgin olduğunu söylemiştir.
“Giyim sahip olunan zihniyetin sembolleşmiş şeklidir “ Daha sonrasında yazarımız moda dediğimiz kavrama tanımlar vermiş bu tanımlar içinden az ve öz içi dolu olan bir tanım. “Moda toplum içine girmiş geçici yenilik” bu tanımdan sonra bir soru oluştu kafamda; moda geçici yenilik tamam ama bu nasıl ve ne şekilde ortaya çıkıyor? İlerleyen sayfalarda kitabı okudukça sorularıma cevap buldum. Şu şekilde bahsediliyor; “moda bir şeye gösterilen aşırı beğeni ve aşırı düşkünlükten oluşur, toplumsal beğeni ve yeniliğe uygun olan bizim önümüze moda diye bir süreliğine sunulur”. İçsel güzellik el emeğine aktarılmadığı zaman, dış güzelliğe olan ilgi doruk noktasına çıkmaktadır.
“Tarih seyri içinden moda” kısmın da ise 1789 Fransız ihtilalini modanın başlangıç tarihi kabul edelim. Bu ihtilalden ikinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar moda toplumsal statüyü, sınıf farklılıklarını, gelenek göreneklerini belirleyen bir unsur olarak görülüyor. Yukarıda bahsettiğimiz geleneksel modanın özelliklerinde olduğu gibi. İlerleyen zamanlarda ise siyasi olaylar önemli bir kişinin herhangi bir giyimi, sadece giyim de değil saç kesimi gibi unsurlar da modaya etkisini göstermiştir.. Moda bu şekilde insan üzerindeki etkisini fazlalaştırıyor. II. Dünya Savaşı’ndan sonra toplumsal farklılığın kıyafet ile belirlenemeyeceği ortaya konuyor. Yani geleneksel modadan çıkıp modern modaya geçildiğini görüyoruz. Moda bu şekilde özgürleşme sürecini tamamlamış oluyor.

MODANIN PSİKOLOJİK BOYUTU -Moda Fransız ihtilalinden sonra ortaya çıkan demokratik ortamda aristokratların halktan ayrılma isteği üzerine ortaya çıkmıştır. Toplumun bütün katmanlarında etkili olan moda; göze çarpan kişiler gibi olma gayesiyle onların giymiş oldukları şeyi taklit ederek giymektir. Genç olma ve genç kalma insanları daima meşgul etmiş. ” Gençleştirici bir unsur olarak moda ” başlığı adı altında hangi yaş aralığında olunursa olunsun bulunduğu yaşı kabul etmeyip her zaman genç diye nitelendirilen yaş aralığında olma hissi insanda vardır. Çocuklukta bir an önce büyüyüp genç olmak istenir. kaç yaşındasın? sorusuna daima bir kaç yaş yükselterek söylenir. Orta yaşlara gelindiğinde ise yaş bir kaç sayı aşağı söyleme eğilimi vardır. İnsanların gözünde ömrün en güzel bölümüdür gençlik. İnsanlar genç kalma psikolojisini görüntü ile gerçekleştirmeye çalışırlar. Yaşları büyük de olsa küçük de olsa ben genç yaştayım imasında bulunurlar. Kıyafetler ile aradaki uçurum kapatmaya çalışılır. Modern toplumlarda geniş aile yapısı bozulmuş, dedeler ve torunları arasındaki bağlantı koparılmıştı. Dolayısıyla yaşlılar hâlâ hayatın içinde var olduklarını kanıtlamak için mevcut görüntünün içinde var olmaya çalışmaktadır.

SOSYAL DEĞİŞME VE MODA İLİŞKİSİ -Sosyal statü ve moda ilişkisi bağlamında yazar, modernleşme ile birlikte modanın toplumun bütün kesimlerinde görülmeye başlaması büyük ölçüde modern toplumun özelliklerine bağlı bulunduğunu söylemiştir. Modern toplum anlayışı öncelikle endüstrileşmiş toplum olma ile yakından alakalı olduğunu, endüstrileşmiş toplumun özellikleri ise, ulusal pazar oluşturma, iletişimin yaygınlaştırılması, okur-yazar oranının artması, kentleşme ile doğrudan bağlantılı olduğunun tespitini yapar. Aslında modanın ortaya çıkmasıyla birlikte ortadan kaldırılmak istenen sınıf ayrımının ortadan kalkmadığını hatta modanın etkisiyle sınıf ayrımının ekonomik esasa dayalı olarak devam ettiğini görüyoruz.

OSMANLI SOSYAL HAYATINDA ZİHNİYET DEĞİŞİMİNİ ETKİLEYEN BİR FAKTÖR OLARAK MODA -Batılı bir seyyahın Müslüman tebaanın giyimi hakkında söyledikleri aktarılmış. Bahsettiğine göre bir Türk kendi milletinden olmayan bir topluluğa ait bir kıyafet giyerse sadakatsizlikle suçlanır hatta imanını ve nikahını bile yenilemek durumunda kalır bu doğru bir bakış açısı mıdır?
Yani mesele İspanyol paça pantolon giymek ispanyollaşmayı da beraberinde getirmek zorunda mıdır? Yani moda olan şeyin kullanımı insanı her halükarda modanın kölesi haline getirir mi?
Muhasır medeniyet seviyesine ulaşmak için sadece şekilsel boyutta değişime gitmeyi gerekli görmenin acı bir tezahürüdür ikinci Mahmut’un yaptığı ıslahatlar.
Diğer taraftan ılımlı batıcı bir Osmanlı aydınının cami cemaatinin azalma sebebi olarak modayı zikretmesi ilginçtir.

Zevkler ve renkler modanın şemsiyesi altına girdiğinde ” Zevkler ve renkler tartışılmaz” payesine yükseliyor. Her şey eleştirilirken moda sarsılmayan otoritesini neye borçlu?

By NİHAL SOY

1999 Kahramanmaraş/Elbistan doğumlu. İstanbul üniversitesi önlisans çocuk gelişim mezunu. Kayseri Erciyes üniversitesi İlahiyat fakültesi 4.sınıf öğrencisi..

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: