Bazen boğaza bir yumru oturur,
Ne dışarı atılır ne yutulur,
Anlatmak fayda vermezse susulur.
İncilerin dökülmesi değil de
İçin dökülmesi acıtıyor be!

Ne söküp atılır ne unutulur,
Sanma ki durur saat, hep kurulur,
Boşa akıyor su, ne gün tutulur?
Dişlerinin sıkılması değil de
İçin sıkılması acıtıyor be!

Bir avuçtu, sabır taşına döndü,
En güzel yerde kaç uyku bölündü,
Mezar taşı tekse de çok ölündü.
Ayağının burkulması değil de
İçin burkulması acıtıyor be!

Yağmurun sesinden medet umarken,
Toprak kokusundan şifa ararken,
Gökkuşağından biraz renk çalarken,
Nevşehrî’yi gül kurusu değil de
İçin kuruması acıtıyor be!

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: