Dün akşam Fenerbahçe Dinamo Kiev maçını bir Fenerbahçeli olarak ve ayrıca bir Türk Takımının Avrupada ki başarısına hasret kaldığımızdan da olsa gerek heyecanla saatin 21.00’i göstereceği Yelkovan ve Akrep’i gözlerimi kaçırmadan dikkatle takip ediyordum. Birgün önce yaptırmış olduğum Corona aşısının hatırlatma dozu olan dördüncü aşımı olmamdan dolayı vücudumda kırılganlıklar baş göstermişti. her tarafımda inceden inceye sızılar meydana gelmiş kendimi hem yorgun hem halsiz hissediyordum. buna rağmen maç saatinin biran önce gelip çatmasını sabırsızlıkla bekliyordum; hastalığımı umursamadan. çünkü oynanacak maç Fenerbahçe’mizim maçıydı. büyük taraftarıyla adeta bir Cumhuriyet havasında bir gün önce yani 19.07 de kuruluş yıl dönümlerini kutlamışlar, yeni formalarının tanıtımını yaparak taraftarın bu formaları almaları isteniyordu-ki alınacağına da adım gibi eminim. Çünkü öyle tutkulu ve sevgiyle bağlı bir taraftar kitlesine sahip bir kulüp-ki kombineler satışa çıktığı an itibariyle taraftarının ilgisine mazhar kalmış ve anında tükenmişti. Bu onur veren durumdan sonra sanmam-ki forma satışlarında satış kırılmasın. hatta eşimin doğum gününde Cihat Armanın Kanarya Formasını alıp hediye etmek istiyorum kendisine.

Maç saati gelip çattığında ben maçın lehimize dönen bir maç olacağını, yalnız karşı takımın yani yaşlı kurt Lucescu’nun oyuncularının bu maçı ülkesi için oynamaları gerektiğini ve ne pahasına olursa olsun bu maçı almaları gerektiğini motive eden sözler söyleyerek oyuncularını sahaya süreceğini bekliyordum; bu moralle sahaya çıkan Dinamo Kievli oyuncuların sert bir oyun oynayacaklarını ve bizim oyuncuları yıldırarak maçı kazanmak isteyeceklerini biliyordum ve neticede oyun tamda dediğim gibi başladı.

Maçın ilk 30 dakikası bana göre bizim açımızdan iyi geçtiğini görmek beni mutlu etmişti. yalnız ilerleyen zaman içinde iki tarafta da yorgunluklar baş göstermişti: buna rağmen Kiev halla koşuyor bir şeyler yapmak istesede başta İsmail olmak üzere yeni transfer Aro bence müthişti. diğer yeni transferimiz King daha hazır olmadığını göstermişti. birazda İrfan Can hatta yapsa da takım genelde bence çok iyiydi. sadece şu konu yıllardır Fenerbahçe’nin ve Türk futbolunda Corana gibi bir virüs halinde nedense kurtulamadıkları bir alışkanlık. Benim bildiğim kadarıyla bütün oyunlarda olduğu gibi futbolda da öncelikle puan almak için sahaya çıkılır. Bununda tek bir yolu var gol bölgelerinde çok sık görünmek ve gol atmanın yollarını aramak. Ne yazıkki sadece İsmail Kartal döneminde rastladım ve buda bende mutlulukla beraber oyun anlayışında hücuma yönelik bir değişiklik olacağı sinyali vermesi beni bayağı umutlandırmıştı. Ama dün akşamki maça baktığımda tansiyon hastası olmama rağmen kriz geçireceğim diye ödüm koptu. Çünkü halla Vítor Pereira ve Erol Bulutun döneminde olduğu gibi o hastalık devam etmekteydi ve tecrübeli hocamız bilmiyorum bu duruma ne kadar müdahale ediyordu. Çünkü Attila Szalai Serdar Azize veriyor Serdar Aziz Attila Szalai ye veriyor topu daha sonra top tekrar Altay’a geliyor top bu üçlüyle birlikte arada Ferdide bu duruma ortak oluyor. Akşam Ferdinin ısrarla Kaleciye vermek istediği bir top neredeyse gol olacak ve belki bu yüzden ülkeye yenilmiş olarak geleceklerdi. Bu hareket benim aklıma şunu getiriyor. bu takımda herkes topa dokunmak zorunda olsa gerek; yoksa transfer parasını nasıl hak etmiş olacak gibi bir düşünce kafamda oluşuyor. yoksa top kalede de orta sahada da başlasa amaç topu ileriye sürmek ve golle sonuçlanmasını sağlamak olmalı. Bence UEFA ve TFF bu konuda bir çalışma yaparak geri pası yasaklayarak göze hoş gelen seyri zevkli bir futbolun seyredilmesi için acilen bu konuyu ele almalı. Bu vesileyle Takımımıza Şampiyonlar Ligi yolunda başarılar dilerken; Kadıköy’ün baskın gücüyle turu atlayacağına inancımın tam olduğunu söylemek istiyorum. Lucescu’nun dediği gibi 20 kişilik kadronun karşında 43 kişilik milyarlık bir kadromuz var. birde şunu söylemek istiyorum lütfen artık Türk takımları kendilerini başarıya götürecek oyuncuları transfer etsinler. Bu ülkede şuan Şampiyonlar ligine katılacak iki takımımız var bir üç tur geçmek zorunda diğeri sanırım Trabzon da bir tur geçmesi gerekiyor yada direk katılacak tam bilmiyorum ama bu bence ülkemiz için hoş bir durum değil. Ayrıca Milli Takım için yetişecek yeni nesille alt yapılarda yer verip, Milli takımımızın iyi bir pozisyona gelmesi için destek olmaları gerek Kulüplerimizin. Yönetimi suçlayanlar yapılan transferlerin hocanın isteği doğrultusunda olduğunu gördükten sonra umarım yönetimi suçlamak yerine birazda teşekkür etmeyi denerler. hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum

By davutzol

İçimdeki yalnızlığım adlı kitabın yazarıyım burada sizlerle dostça paylaşımlarda bulunarak ortak noktada ve görüşte buluşmak için varım

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: