Zeki Coşkunsu

Prof. Dr. Mustafa Öztürk bir konuşmasında şöyle der: “Pireye kızıp yorganı yakalım mı? (…) Çok pire gördüm, çok pireye kızdım. Ama şu vakte geldim, olgunluk yaşıma erdim ama yorgan yakmayı bir kez bile düşünmedim…”(1)

“Akletme Üzerine(2012)”, “Cemaat Diktatörlerinin Psikanalizi(2012)”, “Kusay’ın Mekke Devrimi [Roman-(2015)]”, “Vahyin Tarihsel Mahiyeti(2017)”, “Yüzleşme: Din & Tarih & Siyaset(I-II-III)[2018-2019-2020]” vb. araştırma-inceleme, edebiyat ve İslam kategorilerinde eserleri bulunan yazar, hakikat yolcusu, kadim gönül dostum Hamdi Tayfur (1965-…) ise ona cevaben şöyle der: “Pire yorgan meselesinde asıl sorunun pire değil, yorgan olduğunu anlamamız gerekiyor. Pire, sıraya dizilse problemin yüzüncü sırasına belki girer, belki de girmez. Bazıları için sorgulama pireye kızarak başlayabilir. Ama gözler bu sayede yorgana döndüğünde asıl problemin oradan kaynaklandığı kolayca anlaşılıyor. Yorgan gitmeden bu kavga bitmez. Yorgan pire üretmeyi sürdürecek.”(2)

Kadim gönül dostum, hakikat yolcusu, M.E.B’de Maarif Müfettişi(Education Inspector), okur-yazar-düşünür  Zafer Özer (1967-…) de ilgili söz bağlamında, Hamdi Tayfur beyi destekler nitelikte, kısa ve öz olarak şunu söyler: “Bütün mesele, pirenin kaynağının yorgan olduğu gerçeğini fark edip kabullenebilmek… Kavga başladı. Kavganın sonlanması için yorganın değişmesi gerek… Efendim, artık eskisi gibi değil, şimdilerde hijyenik yorganlar var, ama kimyasal…”

Ontik okuyuş-bakışla evet, pirenin kaynağı yorgan görünüyor. Diyelim ki bu ontik okuyuş-bakışla pirenin sekonder(ikincil-tâlî) kaynağı yorgan olsun. Ancak epistemik okuyuş-bakışla asıl kardinal(temel) kaynak, yani primer(birincil-ilksel) kaynak bu değil, bilakis o yorganın sahibi; o yorgan sahibinin, empüriton’lu[kirletici-saflığı bozucu madde(parazit/ajan) yüklü] pire üretici zihniyeti ve ortamıdır. İşin doğrusu, o yorgan sahibinin zihniyeti ne konsistan-koheran(kalıcı-tutarlı), yani ne enkonsistan (çelişmez) ne holistik-bütüncül-sağlıklı ve ne de hijyen(sağlığa uygunluk)dir. Mesele bataklığın kurutulmasıdır. Yani, yorganın sahibi; o yorgan sahibinin empüritonlu pire üretici zihniyeti ve ortamıdır. Hijenli ve kimyasallı yorganların takviyesiyle dahi bu sorun kökten çözülmez. Bunlar palyatif(hafifletici-geçici) pansuman tedavilerdir.

Sözün özü, böyle olunca da yorgan, yatak, yastık, çarşaf, karyola, o ortam ve başka nesnelerden de daha çok ama çok pireler türer, bataklığın kaynağını(sahibini) kurutmadan da nice pireler, en genel anlamıyla empüritonlar maalesef türemeye de devam edecektir.

Son tahlilde, işte ben de bu yüzden sorup demiştim: ‘Pireye kızıp yorganı yakalım mı?’ diyen Prof. Dr. Mustafa Öztürk’e yanıtımdır: Mesele ‘pire’ mi, ‘yorgan’ mı?  Yoksa asıl mesele, ‘yorganın sahibi’; o yorgan sahibinin ‘empüritonlu pire üretici zihniyeti ve ortamı’ olmasın?

[NOT: Zorunlu bir açıklama: Sorunlu/sorumlular kim/kimler? Burada benim kastettiğim o yorgan sahibi üzerine bir açıklama yapmam gerekecektir. Zira kimilerince bu yanlış anlaşılmıştır. Sorun eğer doğrudan Allah kaynaklı olsa hiç çekinmeden asıl sorunun Allah olduğunu söylerdim. Zira beni tutan yok. Yukarıdaki yazımda dikkate kaldırdığım şey, asıl sorunun ne pire ne de yorgan olduğudur. Bilakis asıl sorun, insan eliyle oluşturulmuş bir insan ürününe kaynaklık yapan zihniyettir. Bu zihniyet kolektif bir biçimde salt bir kişi tarafından değil, kurumsal-siyasal erkin kurguladığı bir yapıt ve bu yapıta kaynaklık eden o kirli zihniyettir. Bunun varlığın gizemi ile hiçbir ilgisi de yoktur. Ancak unutmayınız ki, o bitlenmiş yorganın altında olduğunuz sürece o bitlenmiş yorgan sizleri dış dünyanın gürültü ve patırtısından koruyamaz, sadece sizi uyuşturur-uyuzlaştırır. Hatta daha da rahatsız eder, kronik olarak da huysuzlaştırır. Benim zihnim de gönlüm de olabildiğince empüritonsuzluktan yanadır. Varsın birileri pirelerle, yorganla uğraşa dursun. Bizim asıl uğraşı alanımız bu ikisi değildir; bu ikisi sekonder(ikincil-tâlî) kaynak-nedendir. Asıl kardinal sorunun, yani primer(ilksel-birincil) kaynak-nedenin ne olduğuna, bu vesileyle yukarıda dikkat çekip vurgu yaptım.]

     (1) Bkz. ÖZTÜRK, Mustafa(Prof.Dr.); 16.03.2022 tarihli, “Youtube”daki konuşması(3.38 & 8.40-9.40), https://www.youtube.com/watch?v=NJYGtAfaIoo. (Erişim Tarihi: 17.03.2022).

     (2) Bkz. TAYFUR, Hamdi; https://www.facebook.com/hamdi.tayfur. (Erişim Tarihi: 17.03.2022).

Reklamlar

By zekicoşkunsu

Şair, yazar, araştırmacı. Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun oldu. Bilgi Eğitim ve Sosyal Araştırmalar Vakfı Mütevelli Heyeti üyesidir. "Natürel İlimler Felsefesi", "Operasyonel Araştırmalar", "Sibernetik" & "Semiyotik" vb. ilmi disiplinlere ilişkin konularda çalışmalar yapmaktadır.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: