“Hata yapmak istiyorum” diye haykırasım geliyor bazen…

Hep bir temkin, her adım binlerce düşünce, hataya yer olmayan kararlar, mükemmeliyetçi politikası derken doğru kararları bile stres içinde alıyoruz çoğu kez. Bir şeyleri oluruna bırakmak lazım. Elbette hatalar olabilir, olmalı da… Hatalar ders çıkarıldığı sürece çözüm anahtarı olurlar hayatımıza. Her zaman onaylanmak zorunda değiliz. Bazen bazı şeyleri sadece içimizden geldiği için yapmalıyız ve o an ki durumu birilerinin beğenip beğenmemesi önemli olmamalı. Düşünün ki önümüzde bir yol var, yolun sonu uçurum ya da rengarenk çiçek bahçesi… Peki bunun cevabını olduğumuz yerden bilmemiz mümkün mü? Elbette değil, yürümeden bilemeyiz ki…

Önce niyet edip adım atmak gerekiyor, yolun sonu ya uçurumsa deyip yürümemek başarısızlığı olumsuzluğu baştan kabullenmektir. Her zaman iki ihtimal de düşünülmeli. ‘Yolun sonu uçurum ise geriye dönerim, çiçek bahçesi ise coşkuyla gezer gülümserim’ diyebilmeliyiz.

Mükemmeliyetçi tutumlar psikolojik baskıdan ötesi değil.

Bir şeyi önce sevmek, sonra düşünerek karar vermek ve her ihtimali göze alarak adım atmak gerekiyor. Sonucu ise Allah’u alem… Şayet bunu yapabilirsek, psikolojimiz her türlü krizi yönetmeye hazır demektir.

Velhasılı kelâm; vüsul (varış) için “Bismillah” deyip usulünce yol almak gerek…

✒️_Nurşen Yayla_

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: