yoksul ve hırpalanmış bir duygu içinde ayağa kalmaya çalışan bir adamın, dudaklarından döken sözcüğün yoğunluğu var içimde. kalıplaşmış ve dikta edilen harflerin isyanına katılıyor lügatım. efil efil yalnızlığın bilmem kaçıncı senfonisi dinlerken ruhum, elimde paketinden taze ayrılmış sigarının narin beline sarılıyor parmaklarım. ve anadan üryan bir ateşle buluşunca en mahrem noktası, tütün çığlık çığlık sanki dört nala şaha kalmış gibi koşuyor ciğerlerim geniş bozkırlarında. yutkunuyorum. hayalin takılı kalıyor an. aklımın satırlarına annemin dantelleri gibi işleniyorsun milim milim. düşlüyorum. düşünüyorum. sonra camı açıp rüzgarın o soğuk nefesini hapis ediyorum. bu gece sensizliğin ve sessizliğin bakir topraklarında, parmak uçlarımda yürürken. avazım sustuğu kadar seni kusuyorum gecenin koynuna.bir de plak çalıyor. dertleniyor notlar. gözüm seğirmeye, kalp atışım tek çizgiye doğru yol alıyor. çünkü; eve gelmeden önce. yarım düzine hapı yuvarlamıştım mideye yağmur yağarken. sana son sözüm evlat! hayatında birkaç kez ölmeyi göze almıyorsan asla yaşamayı beceremeyeceksin.

Reklamlar

By By_pipo

Hayatın damarlarında dolaşan bir pıhtı gibi, ya da nefes çekerken en az havanın gittiği ciğerdeki son akciğer hücresi veya kalp atış hızının en üst seviyesine kadar dayanacak kadar çılgın bir yüreğe sahibim ama bir tek ben değilim. İnsanlık için insan olmak isteyenlere tek sözüm; ölmek kadar uzun yaşamayacaksınız.

Bir Cevap Yazın