Gün gelir taviz verir insan / Hiç düşünmediklerinden / Sonra dönüp de geriye bakar / Ve der ‘Acaba büyük mü söyledim ben?’ / Çünkü görürmüş aynen, her büyük söyleyen

 

*

Erince yaş kemale / Zor gelir bir yumurta kırmak bile / Ey Mahir rabbinden daim dile / Bir yastıkta gidelim ölüme / Ya yalnızlık? / Zaten mahsustur mahsustur rabbine

 

*

Dedim için, evlatlarım için / Bir de benim için

 

*

…bekleyenler / …beklenenler / Belki de bi haber / Uğramaz transit geçer

 

*

Dedi: Herkes bir şey / Sen ise hiçbir şey / Dedim: Bak tutturdun epey

 

*

Dedi: hayırdır, sessizsin neyin var? / Dedim: Hiç, sadece birazcık canım dar / Dedi: Takılma, ondan bende de var / Dedim: Sakın deme ha, toplumsal / Dedi: Sinir stres ve sebepsiz sıkıntılar / Uzak durmak istersin, seni kovalar / Pimi çekilmiş bomba gibi insanlar / Dedim: Sükûnete ihtiyaç var

 

*

Evvelinde bilinmez / Ahirinde bulunmaz / Hikmetinden sual olunmaz

 

*

Bakıyoruz da düne / Uymuyor bugüne / Sahi bu ne?

 

*

            Ve bırakıyorsun———–ebediyete /

Ve sonra başlıyorsun dünyada meşguliyete

 

*

Hayat ağaçtır, dökülür yaparak yaprak / Ve yeniden başlar uğraşı, örtülünce kara toprak

 

*

Öyle dalgındı ki; / ‘Hey arkadaş’ dedim duymadı bile / Arkadan bakınca üzüldüm haline / Belli ki kafasında var bin bir düşünce

 

*

Gelen yolcu,  giden yolcu / Sevinen üzülen Hayatta budur düzen / Çöz bakalım çözebilirsen

 

*

Yıllarca vaaz eylemişti kürsüyü aliden / Duydum ki, o da gitmiş dün gece aniden / Neden mi? Hesap sorulmaz ki Azrail’den / Çünkü baş göz üstüne yüce Hak’tan gelen

 

*

Ne anlatabilirsin ne de anlaşılırsın / Kalabalıklar içinde yalnız kalırsın

 

*

Yabancı olur bazen yakının bile / Anlatamazsın ahvalini de, kalır içinde

 

*

Gassal gaflette / İmam gaflette / Cemaat gaflette / Mevta ise ahirette / Acep ne yapar şimdi? / Dün o da bizim gibiydi / Değil mi?

 

*

Madem sağlığımda kimse anlamaz beni / Neye yarar öldükten sonra dikseler türbemi

 

*

Söylemek istediğin kalmışsa içinde / Bir gün elbet çıkar farklı biçimde

 

*

Zamanında tenezzül edilmeyen teşekkür / Yıllar sonra ediliyorsa ona da çok şükür

 

*

Bir kişi mesela diye başlamışsa söze / Belki de kendisidir gizli özne

 

*

Doktor ister iğne ister ilaç yaz / Ama ağrı sızıya iyi gelsin biraz

 

*

Tanırdı tüm mahalle birbirini

Dost düşman belli ederdi kendini

Oynardı sokaklarda çocuklar özgürce

Kimse tedirgin olmazdı çocuğunu görmeyince

Derdi ‘komşuda yatacak demek ki bu gece’

Zor girilirdi evlere zifiri karanlık çökünce

Ya şimdi? Değişti zaman büsbütünce

İflas etti güven, zaman değişince

Özlüyor insan eskiyi, aklına gelince

Lakin çocuklar pek takmıyor,

O eski günleri görmeyince

Reklamlar

By MAHİR ODABAŞI

1966 yılında Çorum ili Osmancık ilçesi Seki Köyünde doğdu. İlkokula köyünde başlayıp daha sonra Ankara Çankaya Mithatpaşa İlkokulundan 1977 yılında mezun oldu. 1985 yılında Kargı ilçesinde memuriyete başlayıp sırayla Osmancık ve Mecitözü ilçelerinde 2001 yılına kadar görev yaptı. 1990 yılında İşletme Fakültesini bitirdi. 1991 1992 yılında Ankara Mamak Muhabere Okulunda kısa dönem olarak vatani görevini yaptı. 1990 - 2000 yılları arası çeşitli ilköğretim ve liselerde dışardan İngilizce ve İlk Yardım derslerine girdi. 2001 yılında açılan Sivil Savunma Uzmanlığı sınavını kazanarak Çorum İl Milli Eğitim Müdürlüğünde göreve başladı. 2019 yılında, ikinci üniversite olarak Atatürk Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Okulunu bitirdi ve C sınıfı İş Güvenliği Uzmanlığı belgesini aldı. Halen İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Sivil Savunma Uzmanı olarak görev yapmakta olup, evli ve 2 İlköğretim Matematik Öğretmeni babasıdır.

Bir Cevap Yazın