Herkese selamlar sevgiler ve bu kara bulutlu günlerde her ne kadar romantik bir giriş yapsam da hepinize sağlıklı günler.

Belki bir gün, bir blog sayfasında yahut kendi sitemde yayımlanır diye bir şeyler karalamıştım. Bundan yaklaşık bir buçuk sene önce telefonuma kaydettiğim şu yazıyı alıntılayarak kendimden bahsedeyim. İsmim Cenk ama siz bana mş deyin 😉

Henüz sırrına erişemediğim bir aşkın koynundayım adeta. Hayal gücü bu kadar mı oynar insanın zihniyle? Aslında hayal gücü değil, insanın içinde bir yerde özlem duyduğu şeyler yatıyor; kimininki güzel bir ev, kimininki daha lüks bir yaşam… Benimki de bir yâr. Yaşlı bir kelime bu. “Yâr”… Uzun yıllar boyunca şarkılarda, şiirlerde, romanlarda konu olmuş sevgili. Ben sevgili demek istemiyorum, yar demek daha doğru, en azından benim için. Eski kafalı bir insan sayılırım. Divan edebiyatı okuduğumdan bunu tahmin etmek zor değil. Çocukluğumdan beri ki bu yedili yaşlarımdan itibarendir; birbirinden güzel aşk şiirleri okudum ve yazdım. Babamın da tesiriyle Türk sanat müziğine de çok büyük bir ilgi duyuyorum hala. Yani; aşkın ne kutsal bir şey olduğuna dair sanat eserlerinin tılsımlı melodi ve cümleleriyle büyüdüm. O eserler sayesindedir ki aşkın büyük gücünü keşfe çıktım. Aşık oldum hem de deliler gibi. Hayatında hiç aşkı tatmamış gönüllere yazıktır çünkü onlar hiçbir şeyi sevmezler. Bir delikanlı bir güzel kıza aşık olur. O delikanlı mevzu bahis olan kızın oturduğu apartmanı sevmeye başlar, o cansız bir apartman artık sevdiceğini koruyan bir yuvadır artık. Penceresinde büyüttüğü çiçekler dünyanın en güzel çiçekleridir çünkü yine o peri sulamıştır onları. Hele onun ayaklarına serilmiş cadde, o caddede yürüyen her insan her kedi her köpek her ayrıntı sıcak renklere bezenir. Bir insanı sevmek bir mahalleyi sevmeyi bir ülkeyi ve insanları sevmeyi öğretir. Aşkın gücünü hafife alanlar böylesi güzel bir olaya şahit olmamıştır galiba. Oysaki sevmek hiç kötü, zararlı bir mevzu olabilir mi? Karşılık bulamayan sevdalar, aşık olmak bir güle benzetilirse o gülün dikenleriyle özdeşleşir. Kim vazgeçer peki sevmekten, bir başkasının sevgisinden kapı dışarı edilirse? Aşık olmak biter mi? Hem özneler nedir ki şu sevmek aleminde. Özneler değişir, sevdiğimiz insanlar gider başkaları gelir. Peki ya geriye damağımızın kıyılarına vuran o eşsiz tat kalmaz mı? Sevmek tadı, aşık olmak tadı, birilerine en içten duyguları bahşetmek… Yaşamak beni bir gurme yaptıysa şayet, aşk en lezzetli gıda. Karın doyuruculuğu tartışılır 🙂

Reklamlar

By Cenk

Bir Cevap Yazın