AŞIK OLMAK ERENLERE KALSIN SİZ HER NEFES A Ş K OLUN.

Seni gördüğümde aniden durmalı zaman
Deli olmalı çıldırmalı yelkovanla akrep
Güneş inadına ay ile yarışmalı şuursuzca…

Gözlerine baktığımda mevsimler değişmeli
Dünyanın bütün suları tersine akmalı delice
Dipsiz bir kuyuda yusuf gibi kaybolmalı insan…

Seni öptüğümde kudurmalı kardeşim Karadeniz
Bulutlar deliler gibi birbirine hunharca çarpmalı
Aşksızların tepesine acımasızca düşmeli şimşekler…

Güvercin ellerini tuttuğumda kayıp durmalı yıldızlar
Küçük çocuklar misali oradan oraya koşuşturmalı
Ve bu işe en çok çoban yıldızı şaşırmalı…

Senin yokluğunda da artık ben ölmeliyim
Yavaş yavaş çekilmeli kanım, nefesim tükenmeli
Anama, babama giden yola daha yakın olmalıyım…

EMRE VEHBİ ALKAN
ŞİİRBAZ

By şiirbaz -emre vehbi alkan

Önce anamın çığlığı yankılanmış dört duvarda. Sonra kıçıma inen tokatlarla benim çığlığım sarmış dört bir yanı. Annemin yorgun ama gülümseyen yüzünü kıskanmış melekler. Babamın telaşlı yüzünü, yeni bir can sahibi olmanın sevinciyle, canının yani annemin acıyan canının hüznünü, bir yüzünde iki duyguyu nasıl taşıdığını hiç kimse görememiş. Dişlerinin arasında parçalanan dudaklarını sadece annem fark etmiş öperken yüzünü. Bir saniyenin ne kadar da uzun olduğunu sadece babalar, babam bilirmiş ben doğarken. Doğmuşum velhasıl. İlk tokadı ebemden yemişim kıçıma. Sonra babam nakşetti avucunun izini yüzüme. Sonra amcalar. Neymiş efendim, duvarlara yazı yazmamalıymışım. Daha sonraları söküp yüreğimi göğsümden avucuna bıraktığım güzeller tokatladı beni. Hem de ne tokat. Dünya döndükçe ben batıya döndüm. Baktım ki ben büyüdükçe hayat da büyüyor, bıraktım ipin ucunu. İstemem büyük olmanın suçunu. Sonra dediler ki her şeyin bir kuralı var. Evet ama ne yaparsın; büyümek için geç kaldım, hep yüreğimden güç aldım. Kırk yıllık bir tomurcuk gibi asılı kaldım gül dalına. Eğer ben açarsam yapraklarımı, sırasını bekliyor sonbahar, biliyorum gözlerini bana dikmiş. Şişşşşt, aman ha duymasın bizi aramızda kalsın, uyandırmayın kerizi...

Bir Cevap Yazın