Vecdi UZUN

Editör: Simge Armutçu

Sanat tarihinde yer belli bir yer eden sanatçılar sanat ve felsefe yolunu birlikte yürüyenlerden çıkar. Sanatçıların felsefe ile olan ilişkisi ve bunun sonuçlarının yansıması, sanatçının tıpkı bir felsefeci gibi olması sanat ve felsefede kullanılan dilin farklılığı nedeniyle mümkün değildir.

Sanat tarihine geçen sanatçılar felsefe tarihinde yer almış önemli felsefecilerinin düşüncelerini kendi içlerinde damıtarak -sanatın dili yanında- kendi öznel dil, hayal ve duygusuyla yaratıcılık içinde ortaya koyabilecek özellikte kişilerdir. Sanatçının bu özellikleri onun çalışmalarını zaman ve mekândan taştırır ve sanatçıyı da dönemindekilerden başka bir yere koyar.

Örnek olarak,

* Albrecht Dürer‘in; Willibaldi Pirkeymheri, Marsilio Ficino, Giovanni Pico della Mirandola, Heinrich Cornelius Agrippa,

* Kazimir Maleviç ve Kandinsky‘nin; Paul Lafargue, J. J. Rousseau, Lessing, Bertrand Russell, Jean Dubufett, Charles Fourier

ile kurduğu felsefi ilişkileri tahlil edilmeden bu sanatçıların sanatını anlamak mümkün değildir. Bu örnekleri elbette daha da çoğaltabiliriz.

Bu sanatçıların bulunduğu dönemlerde sanatla uğraşan başka ressamlar da bulunmaktaydı. Bu yeteneklerin en büyük özelliği felsefe ile bağ kurarak oradan aldıklarını sanat diliyle çalışmalarına aktarabilecek yapıda, bilgide, hissedişte ve yaratıcılıkta olmalarıdır. Etrafında esen rüzgârı fark edemeyenler sadece ressam olarak kalırken, fark edip yorumlayabilen sanatçılar aradan süzülerek sanat tarihinde yerlerini alır. Bu dün de böyleydi, bugün de ve yarın da böyle olacaktır.

Albrecht Dürer’in felsefi temelini anlamadan ve resimlerindeki simgelerin felsefe ile bağlantısı kurulmadan simgeler için bilinen anlamları yakıştırmak (örneğin köpek sadakat anlamına gelir, buradaki köpek bir bağlılığı ve güveni anlatır) veya simgelerin anlamını tekrarlamak yetersiz bir çabadır. Oysa bu resimlerin ardında sanatçının Yeni Platoncu akımdan etkilenmesi vardır ve Rönesans ile sıkı kural haline gelen perspektifin varlığının bulunduğu izleyici tarafından bilinmediği sürece özellikle Melencolia I çalışmasında her şeyi mistisizme bağlama kolaycılığı yoluna sapıldığı görülmektedir.

Sanatçının felsefi yol haritasını anlama çabanız sanatçının felsefi kaynağı ve bu kaynağın özelliğini ortaya koyar. Sanatçıyı sanatçı yapan güç felsefe, yetenek, yaratıcılık ve tecrübeyi zaman içinde sanat diliyle ortaya koyabilmesinde yatar. Sanatçıların felsefe birikimini çekip bir kenara koyarsanız geriye sadece yetenekli ressamlar kalır.

Zaman, felsefi bir temeli olmayanlar, yetersizler ya da vasatlar içinden hiç kimseyi tesadüfen çekip sanat tarihine yerleştiremez.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın