Eylül de bitti
Gayrı güz vakti
Yapraklar artık Eylül kadar dökülmüyor
Ne de olsa Ekim savuruyor dört bir yana
Kışa inat hiç bitmeyen bir umudu var
Dedim ya
Ekim’di üşüyordu ellerimiz

Aşıkların bakışlarında donuk bir iz kalıyor
Akıllar da ise soru işaretleri
Bir o kadar pişman olan insanlar
Mutlu olanlar
Yareni kaybedenler
Yeni sayfa açanlar
Çünkü Ekim kapıda duyguların yaprak gibi savrulduğu
Rüzgarın sert estiği o hazin aydır
Dedim ya
Ekim’di üşüyordu ellerimiz

Yapraklar savrulmaya devam ediyordu
Bir yürekten bir diğer yüreğe
Rüzgarlar sertçe esmeye başlıyordu
Bir telaştan bir diğer telaşa
Sobalar kurulmaya başlıyordu bir odadan bir diğer odaya
Bir de Ninemin masalları vardı
O soğuk gecelerde yalnızlığımızı gideren
Otururduk soba başında geç saatlere kadar
Ne o eski masallar kaldı ne de soba ve odalar
Ne o eski zaman o zamandır ne de eski bizler
Dedim ya
Ekim’di üşüyordu ellerimiz

Bir hayli yorulduk
Yazın hüznü vardı sanki dağlarda
Bazen kızışırdı güneş çok sıcak olurdu
Dokunurdu tenimize
Birde bulutlar vardı birde bulutlar
Birden soğumaya başlardı tenimiz
Göz kapaklarımıza inerdi bir karanlık
Birde bakmışız ki yağmur yağıyor
Ağaç gölgelerine sığınan dağlara
Öylece kalı verirdik
O yılların eskittiği yüzlerimizle
Dedim ya
Ekim’di üşüyordu ellerimiz

 

Mem AYDEMİR 
Reklamlar
One thought on “EKİM”

Bir Cevap Yazın