Güçlükle uyuduğu uykusundan irkildi ansızın, kendisini yine aydınlanmaya yüz tutmuş zifiri bir karanlığın karşıladığı gecenin ortasında buldu.
Uykuyla uyanıklık arasından baktığı odasındaki eski ahşap pencere, hayatının film şeridi gibi geçtiği bir sahneydi; tam odasının karanlığıyla cama vuran hafif gün ışığının kesiştiği yerde.
Sokakta, pöhrelerden durmadan akan yağmur sesi içerisine dokunuyordu. Ama ne yazik ki içindeki dehşet verici yangını söndürmeye yetmiyordu. Bedeni yağmura koşup ateşle karşılaşmış gibi, ruhu ise dipsiz su kuyusunda yere çakılmış gibiydi. Garipti. Suskunluğunda hevesleri boğazını acıtan, konuştuğunda ise huzura ereceği yerde boğulan büyümüş bir gençti artık.

By seyhanhas

Dökülen harfleri tutan blog yazarı

Bir Cevap Yazın