sayfalar, sayfalarım
ne çok uykusuzluğun mimarı,
ne çok konuşmanın sessizliği,
belki yutuk kelimelerin sığınağı,
belki de sığınaksız talepler
bir bozuk plak döküntüsü
bir ezbersiz tekrar
belki de şansızlığa küsüş
isyan bayrağını kaldırış
ve ve ve…
bitirişler
kim bilir ?
boş, bomboş birbirini taklit eden seneler,
ardından kabullenişin yağması,
baharın biri dolu yağdırıyor
kırmızı kiremitlere
buluta yakın olan gözlere
ve içimden,
adresi olmayan trenler geçiyor
acıkmadığım seneler
uyumadığım geceler
yeşil elma iştahında
esneye esneye
uykusuzluğu uyutuyor
defterin son yaprağını
ağarta kar’alaya
Sibel Karagöz

Bir Cevap Yazın