Dokundum, karanlıktı gözlerin gece. Birkaç heceden ibaret söyleyeceklerim. Dinle, bir beste var dilimde, fısıldadım göklerin göğsüne. Sağırdın, çağırdığım türküler sustu bağlamanın telinde. Kustum, bulandırdın artık gece. Kah yağmur çamur kar kah katran döktün zihnime. Geçti artık, iyi de değilim kötü de. Uzandım sana,  yıldızların kayıp gitti ellerimden. Bir avuç hayal içtim aydan, sekerat irini. Kördü, şeytan bile görmedi içimi. Söndüremedi isyanlarım dahi bende tevhidi. Kanmadım oysa, cennetlik miydim günahlarım da olsa, ateşlik mi, bilmiyorum. Af diliyorum emmaresinden dolayı nefsimin. Levvamesinden düşüp… Düşüp kalıyorum.

Kokladım, isliydi üstün başın gece. Tütmüştü yakmayı beceremediğin soba. Abası yamalı şiirler bir beden büyüktü bana, üşüdüm. Nem almış, küfsü bir havası var yüzünün. Rutubet karası duvarlar gibi kasvetim. İnsanın içine işleyen sert soğuk… Bu nasıl bahar, ilk değil son değil! Hüznüme demi kara çay gerekti ısınmak için. Penceremde dal yaprak gölgesi, ürperdim. Sokak lambası kirletmiş berraklığını senin, içimi ben kendim… Düşündükçe sarardım da solmaya üşengecim. Bir deli merakı var bahara üç mevsimin.

Senin, bir yönün dar çıkmaz sokaklarda bir çocuk, gece! Bir yönün kalabalık caddelerde ergence özgürlük, bir yönün bastonunda ömür yüklü ihtiyarca ölüm! Bir ayağı çukurda yürüyen kabirler gibi intiharca… Aslında ne yanmaya niyetli pervanesiyim dünyanın ne de küllüğe talip isyankâr bir genciyim ahir zamanın. Sadece yaşamak kendimce mevsimleri kendince… Son mevsiminde hayatımın, can vermenin tadı nasıldır? Susam yağı sürsem burun deliklerime yine de öyle kokar mı kadavrası gündüzlerin? Ne kadardır ağırlığı kalp karasının son demde mesela, bilmiyorum. Hangi matik deterjanla arıtmalı mesela karmaşasını hislerin? Artık özlemek istemiyorum yaralarımı, sarmaya üşeniyorum. Kanamak kolay ben… Sadece acıyorum geçip giden zamana dur diyorum o ise karıştıkça karışıyor…

Bir Cevap Yazın