Bakarsın bir gün çıkıp gelmişim
Turna kanatlarına yükleyip yüreğimi
Gözlerimde nazlı bir bahar
Dudağımda gurbet türküleri
İçimde tomurcuklanan hasretlerle
Merhaba demişim sana
Günaydın demişim, günler aydın demişim
Düşmüşüm yüreklere bir tomurcuk gül gibi
Seviyorum demişim, sevgilim demişim…

Bakarsın bir gün çıkıp gelmişim
Balıkçı oltalarına takıp yüreğimi
Başımda deli kavak yelleri
Elimde bir demet kır çiçekleri
Benimle büyüyen hasretinle
Merhaba demişim sana
Günaydın demişim, günler aydın demişim
Düşmüşüm yüreklere bir tomurcuk gül gibi
Aşığım demişim, aşkım demişim…

Bakarsın bir gün çıkıp gelmişim
Yüreğimde sana hasret özlemim
Dilimde sana söyleyemediğim türküm
Belki çocuklar kadar sevinçli özüm
Elimde mezarlıktan aşırdığım birkaç papatya
Merhaba demişim sana
Günaydın demişim, günler aydın demişim
Düşmüşüm yüreklere bir tomurcuk gül gibi
Can demişim, canımın cananı demişim…

Bakarsın günler geçer sana gelemem.
Korkma sana olan sevdamı bitirmem asla.
Belki bir sabah kapın çalınır aceleci
Bir çocuk verir sana kötü haberi
Bir Şiirbaz vardı ya der
Hani senin için çok şeylerden vaz geçmiş
Az önce bir araba çarptı ona
Düşmüşüm kara topraklara bir gül gibi
Gel dermişim, bul beni dermişim…

Emre Vehbi ALKAN
ŞİİRBAZ
22.06.2005

Reklamlar

By şiirbaz -emre vehbi alkan

Önce anamın çığlığı yankılanmış dört duvarda. Sonra kıçıma inen tokatlarla benim çığlığım sarmış dört bir yanı. Annemin yorgun ama gülümseyen yüzünü kıskanmış melekler. Babamın telaşlı yüzünü, yeni bir can sahibi olmanın sevinciyle, canının yani annemin acıyan canının hüznünü, bir yüzünde iki duyguyu nasıl taşıdığını hiç kimse görememiş. Dişlerinin arasında parçalanan dudaklarını sadece annem fark etmiş öperken yüzünü. Bir saniyenin ne kadar da uzun olduğunu sadece babalar, babam bilirmiş ben doğarken. Doğmuşum velhasıl. İlk tokadı ebemden yemişim kıçıma. Sonra babam nakşetti avucunun izini yüzüme. Sonra amcalar. Neymiş efendim, duvarlara yazı yazmamalıymışım. Daha sonraları söküp yüreğimi göğsümden avucuna bıraktığım güzeller tokatladı beni. Hem de ne tokat. Dünya döndükçe ben batıya döndüm. Baktım ki ben büyüdükçe hayat da büyüyor, bıraktım ipin ucunu. İstemem büyük olmanın suçunu. Sonra dediler ki her şeyin bir kuralı var. Evet ama ne yaparsın; büyümek için geç kaldım, hep yüreğimden güç aldım. Kırk yıllık bir tomurcuk gibi asılı kaldım gül dalına. Eğer ben açarsam yapraklarımı, sırasını bekliyor sonbahar, biliyorum gözlerini bana dikmiş. Şişşşşt, aman ha duymasın bizi aramızda kalsın, uyandırmayın kerizi...

Bir Cevap Yazın