Benim memleketimde karadır her şey
Karaelmasın karası, kaderin karası
Hayatı kelle koltukta yaşar insanlar
Göçüğü var, grizusu ve de dahası.

Yani, bundandır maviyi severim en fazla
Yani bundandır maviye tutkunluğum
Bir dilek, dilediğim kayan yıldızdan
İsterim ki kabul etsin yüce yaradan.

Ellerimi uzattım tutanım yok mudur
Düşene tekme atan buralarda çok mudur
Bilirim kartallar yüksekten uçar
Ama sen bilmezsin kartallar hep yalnız uçar..

Sevda nedir, mavi nedir bilmek istersen
Şimdi uzattım ellerimi, tut istersen…..

Benim memleketimde karadır her şey
Kömürün karası, aşıkların yarası gibi karadır
Bir türkü söylenir ki yüreklerin yangısı.
Yüzüm kara, bahtım kara, sevdalar kara dır…

Yani, bundandır maviyi severim en fazla
Yani bundandır maviye tutkunluğum
Bir dilek, dilediğim kayan yıldızdan
İsterim ki kabul etsin yüce yaradan.

Ellerimi uzattım tutanım yok mudur
Düşene tekme atan buralarda çok mudur
Bilirim rüzgarın şiddeti ne acılar solur
Martı sonsuza dek sevdiği denizlerde olur.

Sevda nedir, mavi nedir bilmek istersen
Şimdi uzattım ellerimi, haydi tut istersen…

Emre Vehbi Alkan
Şiirbaz

Reklamlar

By şiirbaz -emre vehbi alkan

Önce anamın çığlığı yankılanmış dört duvarda. Sonra kıçıma inen tokatlarla benim çığlığım sarmış dört bir yanı. Annemin yorgun ama gülümseyen yüzünü kıskanmış melekler. Babamın telaşlı yüzünü, yeni bir can sahibi olmanın sevinciyle, canının yani annemin acıyan canının hüznünü, bir yüzünde iki duyguyu nasıl taşıdığını hiç kimse görememiş. Dişlerinin arasında parçalanan dudaklarını sadece annem fark etmiş öperken yüzünü. Bir saniyenin ne kadar da uzun olduğunu sadece babalar, babam bilirmiş ben doğarken. Doğmuşum velhasıl. İlk tokadı ebemden yemişim kıçıma. Sonra babam nakşetti avucunun izini yüzüme. Sonra amcalar. Neymiş efendim, duvarlara yazı yazmamalıymışım. Daha sonraları söküp yüreğimi göğsümden avucuna bıraktığım güzeller tokatladı beni. Hem de ne tokat. Dünya döndükçe ben batıya döndüm. Baktım ki ben büyüdükçe hayat da büyüyor, bıraktım ipin ucunu. İstemem büyük olmanın suçunu. Sonra dediler ki her şeyin bir kuralı var. Evet ama ne yaparsın; büyümek için geç kaldım, hep yüreğimden güç aldım. Kırk yıllık bir tomurcuk gibi asılı kaldım gül dalına. Eğer ben açarsam yapraklarımı, sırasını bekliyor sonbahar, biliyorum gözlerini bana dikmiş. Şişşşşt, aman ha duymasın bizi aramızda kalsın, uyandırmayın kerizi...

Bir Cevap Yazın