Hani gittin ya sen… (AYŞE KARACA)
ŞİİR KÖŞESİ (Konuk Şairler)

https://www.batikaradenizhaber.com/yazar-hani-gittin-ya-sen-ayse-karaca-410.html

Hani gittin ya sen… Hani gittin ya sen…  Ardından  dönüyor, dönüyorum. Kayıtsız, kifayetsiz, bensiz. Kollarımı açmış, güneş gibi, ay gibi, Rumi’yle Şems gibi…Kimya gibi dönüyorum. Alabora olmuş kimyamla sen gibi dönüyorum. Hani yoksun ya… Ben duruyorum, bedenim dönüyor. Ruhum dönüyor, başım dönüyor. Ellerim açılmış semaya, gövdem karışmış ışıltılara, ayak uçlarım yükselmiş, döndükçe dönüyorum. Sensizlik  yüklenmiş omzuma,  karışıyorum kâinatın “Sen varsın ya sen!” diyen kahkahasına…Bir nevi delilik, bir nevi çıldırmışlık hâli bu bendeki..   Hani gittin ya sen… Her gözyaşımda geçiyorum kendimden. Her deli hâlimden sıyrılıyor,  görünenden siliniyor, kayıyor, yok oluyorum. Gittin ya sen… Sen de gel geç diyorum kendi kendime.  Niye oldurmaya çalışıyorsun? Gül geç önce hâline, sonra kendinden geç diyorum. Sonra bir korku kaplıyor, hangisi benim; gül geç diyen mi, yoksa senin ardından ağıtlar yakan mı, bilmiyorum. Hani gittin ya… Radyoda eski bir türkü çalıyor.  Aslında yok öyle bir şey; ama ben duyuyorum. ”Tez gel yarim tez gel…”  Sanki ölümün soğuk nefesini hissediyorum ensemde. Kışlara benzeyen, soğuk gecelerde ağustosun yakıcı gün ortalarını  yaşıyor, baharlar estiriyorum çocukluğumun geri gelmeyecek olan düzlüklerinde. Gittin ya sen… Yağmurları yudumluyorum.  Buzları eritiyorum taş kesilen yüreğimde. Ve ben bugün de sarhoş oluyorum yokluğunda. Sensizliğe demir atmış,  yüreğime kadar sensizliğe batmışım. Yetinmiyorum, yetinemiyorum. Yetmiyor güllerin o naif kokusu. Özlemedin mi diyorum. Hani gittin ya… Yüreğimde güneş battı, ömrüme hasret… Kokladığım toprağı, sevinçle mırıldandığım şarkıyı sen zannettim.  İlle de gözümden gönlüme düş istedim; ama sadece istedim. Hani gittin ya sen…  Artık iç seslerim vuruyor  beynimin kırık dökük duvarlarına. Can çekişiyor öfkelerim. Hepsi düştü düşecek dilimden. Ya yutacağım ya da kusacağım; çıkacak beni esir edecek söylediklerim. Gittin ya sen… Korkuyorum, ürperiyorum. Yaşam yok, sen yoksun.  Hayat durdu. Yıldızlar kıpırtısız. Eyüb’ün sancısını hissediyor sızlayan yorgun  bedenim. Ortalıkta çıt çıkmıyor. Boşlukta asılı kalıyor sana tutunması gereken ellerim. Gözlerim ırmakları akıtıyor milyon yıllık  kavuşulmamış sevdalara…Ve Zekeriya’nın çığlıklarının  arşa yükselişin duyuyorum. Kulaklarımda Meryem’in doğum sancısı… Hanne’nin Rabbine sığınışı ve Fatma’nın gözyaşları geliyor aklıma.. Hani gittin ya sen…  Dünya hepten duruyor. Kayboluyorum. Adımlarımın sessizliğinde boğuluyorum.  Bu sessizlik, sensizlik beni yakacak, biliyorum. Mahur makamında bir beste ve   bu ses… Ah  şu bülbül gibi şakıyan, Bilalî bir ses “Sabret gönül; bir gün olur, bu hasret biter.” derken boğazıma kadar batıyorum sensizliğin güftesine. AYŞE KARACA

Reklamlar

By şiirbaz -emre vehbi alkan

Önce anamın çığlığı yankılanmış dört duvarda. Sonra kıçıma inen tokatlarla benim çığlığım sarmış dört bir yanı. Annemin yorgun ama gülümseyen yüzünü kıskanmış melekler. Babamın telaşlı yüzünü, yeni bir can sahibi olmanın sevinciyle, canının yani annemin acıyan canının hüznünü, bir yüzünde iki duyguyu nasıl taşıdığını hiç kimse görememiş. Dişlerinin arasında parçalanan dudaklarını sadece annem fark etmiş öperken yüzünü. Bir saniyenin ne kadar da uzun olduğunu sadece babalar, babam bilirmiş ben doğarken. Doğmuşum velhasıl. İlk tokadı ebemden yemişim kıçıma. Sonra babam nakşetti avucunun izini yüzüme. Sonra amcalar. Neymiş efendim, duvarlara yazı yazmamalıymışım. Daha sonraları söküp yüreğimi göğsümden avucuna bıraktığım güzeller tokatladı beni. Hem de ne tokat. Dünya döndükçe ben batıya döndüm. Baktım ki ben büyüdükçe hayat da büyüyor, bıraktım ipin ucunu. İstemem büyük olmanın suçunu. Sonra dediler ki her şeyin bir kuralı var. Evet ama ne yaparsın; büyümek için geç kaldım, hep yüreğimden güç aldım. Kırk yıllık bir tomurcuk gibi asılı kaldım gül dalına. Eğer ben açarsam yapraklarımı, sırasını bekliyor sonbahar, biliyorum gözlerini bana dikmiş. Şişşşşt, aman ha duymasın bizi aramızda kalsın, uyandırmayın kerizi...

Bir Cevap Yazın