Bir toplumun sağlıklı olarak ayakta kalması aile hayatına bağlıdır. Aile hayatı ne kadar sağlam temellere üzerine oturursa toplumda bir o kadar mutlu olur. Yoksa ‘’Zemini çürük, çatısı bizim günlük yaşama yansımasıyla artısı eksisi bizim’ hesabı olumsuzluklar hepimizi bir vesile ile etkiler. ‘Let it be – boş ver’’ diyemeyiz. Çünkü aile de huzur yoksa çocuğa, çocuk vesilesiyle arkadaşına, okula, çevreye ve tüm ülkeye yansır. Bu zincirin halkası uzar gider.

Dünya da topla tüfekle yıkılamayan ülkeler, muhatapları tarafından ailenin temeline konacak dinamitlerle parçalanmak için her zaman aday olduğunu unutmamak ve bu bilinçle aileyi koruma altına almak lazımdır. Yoksa ‘’her şey var, bir şey yok stresteyim dostum streste’’ hesabı sinir stres bitmez. Sabır daha gösterilmeden biter. En ufak bir tartışmada en son söylenecek sözler ortada uçuşur. Büyüklerde bu ateşe körükle giderse, soluk adiye kapısında alınır. Akıbet parçalanmış aileler ve iki ara bir derede kalmış çocuklar…

Vesselam şartlar oluşunca evlenmek kadar, ayrılmakta haktır. Ama doğru olan dikkatli olup çocukları unutmayıp ölçüyü kaçırmamaktır.
Ne olur; düğünlerimizde maske, sosyal mesafe ve hijyene dikkat edelim. Hala Allah’ın dediği olur, boşvere sığınanlar var. Allah’ın dediği olur ama kapıyı kul çalar.

EVLİLİK:

İki farklı kişinin,
Hayatını birleştirmesi.
Cicim aylarından ziyade
İyi günde, kötü günde,
Doğal afette, afiyette,
Gençlikte, ihtiyarlıkta,
Bazen hayat arkadaşı,
Bazen en yakın doktoru olarak,
Bir ömür boyu devam etmesi
*
Önceden gençler evlenirken,
İki tarafın büyükleri, bir araya gelir
Gelin, damat adayını karşılarına alır
‘En iyi okul tecrübedir’ hesabı
Hayata dair öğütler verilirdi.
Sonra, temel ihtiyaçlar alınır,
Diğer ayrıntılar zamana kalırdı.
Evin bir köşesindeki oda,
Gelin-damat için süslenir
Böylece onların ilk evi olurdu
Bunun da adı EV-lenmekti.
*
Ya şimdi öyle mi?
Artık zaman değişti,
Gezip tozacaksın,
Olmadı bozacaksın,
Temelde değil,
Çatıda boğulacaksın,
Daha düğün olmadan,
Kızıp, bağırıp, çağıracaksın,
‘Senin annen, benim babam’ deyip,
Eften püften şeylere darılacaksın..
Yuva kuralım derken dağılacaksın!
*
EV-lenmekte değişime uğradı,
Bunun yerine KATLAN –mak çıktı.
Anne, babalar çocuklar rahat etsin diye,
Apartmandan katlar alıyor, düğün için hediye
Birde bunun yanında, en ince eşyalar düşünülüyor,
Sonra borç yüzünden huzursuzluk çıkmasın,
Yeni kurulan yuvada çatlak oluşmasın,
Evlilikler bir ay, bir yıl değil,
Bir ömür boyu sürsün diye…
*
Ama nafile.
Buna rağmen boşanmalar çoğalıyor,
Huzurun yerini, huzursuzluk alıyor…
Neticeyi kelam; zamanımızda,
Artık, EV-lenmek yetmiyor,
Ufak, tefek rüzgârlarda,
Hemencik yuvalar yıkılmasın,
Çocuklar, ortada kalmasın,
Büyükler huzursuz olmasın diye,
Eski EV-lerin, şimdi KAT-landığı gibi,
Bazen hanımlara, bazen de beylere
Birde KATLAN-mak gerekiyor!
Evet, birde KATLAN-mak gerekiyor
*
Son cümle:
Dışa gösterilen ilgi, gösterilse EŞE
Boşanmalar azalır, eve dolar NEŞE
Çocuklar sevinçten olur dört köşe
Bu sözler 7’ den 70’şe her yaşa
Uygulanırsa, PAŞA GİBİ YAŞA


(Mahir Odabaşı)

Bir Cevap Yazın