Sen daima iyi ve doğru olmalısın;
Bensizken bile…
Sen bendeki beni yaşatmalısın
Ben yokken bile…

Aydınlık olmalısın ay gibi parlak
Başarıya koşmalısın gerekirse yalınayak
Aydınlığını hiçbir kötülük karartmamalı
Hiçbir yalan yoldan çıkarmamalı seni.
Kendine iyi davran oğul
Beni de unutmayasın sakın
Bilirsin kimselere güvenemem
Bu yüzden seni sana emanet ettim ben…
Sen daima doğru olmalısın;
Bensizken bile…
Sen bendeki beni yaşatmalısın,
Ben yokken bile…
Güneşe dönmeli yüzün
Güneşini kimselere karartmamalısın
Hiçbir yılan sana sokulmamalı
Hiçbir yalan yoldan çıkartmamalı seni…
Kendine iyi davran oğul
Beni de unutmayasın sakın
Bilirsin kimselere güvenemem
Bu yüzden seni sana emanet ettim ben…
Şiirbaz
20. Haziran. 2000

By şiirbaz -emre vehbi alkan

Önce anamın çığlığı yankılanmış dört duvarda. Sonra kıçıma inen tokatlarla benim çığlığım sarmış dört bir yanı. Annemin yorgun ama gülümseyen yüzünü kıskanmış melekler. Babamın telaşlı yüzünü, yeni bir can sahibi olmanın sevinciyle, canının yani annemin acıyan canının hüznünü, bir yüzünde iki duyguyu nasıl taşıdığını hiç kimse görememiş. Dişlerinin arasında parçalanan dudaklarını sadece annem fark etmiş öperken yüzünü. Bir saniyenin ne kadar da uzun olduğunu sadece babalar, babam bilirmiş ben doğarken. Doğmuşum velhasıl. İlk tokadı ebemden yemişim kıçıma. Sonra babam nakşetti avucunun izini yüzüme. Sonra amcalar. Neymiş efendim, duvarlara yazı yazmamalıymışım. Daha sonraları söküp yüreğimi göğsümden avucuna bıraktığım güzeller tokatladı beni. Hem de ne tokat. Dünya döndükçe ben batıya döndüm. Baktım ki ben büyüdükçe hayat da büyüyor, bıraktım ipin ucunu. İstemem büyük olmanın suçunu. Sonra dediler ki her şeyin bir kuralı var. Evet ama ne yaparsın; büyümek için geç kaldım, hep yüreğimden güç aldım. Kırk yıllık bir tomurcuk gibi asılı kaldım gül dalına. Eğer ben açarsam yapraklarımı, sırasını bekliyor sonbahar, biliyorum gözlerini bana dikmiş. Şişşşşt, aman ha duymasın bizi aramızda kalsın, uyandırmayın kerizi...

Bir Cevap Yazın