Bazı zamanlarda umutlarımızı yıkanlar da oldu,
Güneşimizi batıranlar da.
Denizimizde kâğıttan kayık yüzdürenler de oldu,
Martılarımıza taş atanlar da.

Biz ki; bu haldeyken bile
Yüreğimizi, nefrete ve kine vermedik.
Biz ki; yüzümüze maske takmadık yüzsüzlere inat
Hiç dost’ a sırtımızı dönmedik
Yan yana yürüdük her kavgada.
Erkekler ağlamaz demedik asla
Erkekliğe bok sürerek ağladık gerektiğinde,
Meyhane köşelerinde dağılmayı da öğrendik
Bir hayırsız peşinden jilete hedef olmayı da
Ölüme nikâh kıymayı da bazı gecelerde…

Tam yarım asır gitti ömürden
Her yaş bir adımdır adam olma yolunda dedik
Biz her yaş biraz daha adam olduk
Kozlu’nun tozlu sokaklarında…

Nice adam olmayan adamlar tanıdık
Dost bildik bıçaklandık sırtımızdan.
Kaç kişi tavuğumuza kışt dedi,
Kaç kişi vurdu kafesteki kuşumuzu,
Kaç kişi ıslattı yağmurumuzu,
Kaç kişi güneşimizi karartı,

Bunca dert e rağmen,
Yüreğimizi, nefrete kine vermedik,
Beş kuruşa satmadık şerefsize.
Biz ki; pişman değiliz sevgimizden,
Dost a can verir olduk
Korkmadık hiç ölümden…

Tam yarım asır gitti ömürden.
Her yaş bir adımdır adam olma yolunda dedik
Biz her yaş biraz daha adam olduk
Kozlu’nun tozlu sokaklarında…

Usanmadan yürümeye devam et yüreğim!
Nice dikenli yollara
Nice şerefsiz sevdalara
Nice uzun yıllara
Can a, Canana
Ve bu sevdaya devam et…

Emre Vehbi ALKAN
ŞİİRBAZ

By şiirbaz -emre vehbi alkan

Önce anamın çığlığı yankılanmış dört duvarda. Sonra kıçıma inen tokatlarla benim çığlığım sarmış dört bir yanı. Annemin yorgun ama gülümseyen yüzünü kıskanmış melekler. Babamın telaşlı yüzünü, yeni bir can sahibi olmanın sevinciyle, canının yani annemin acıyan canının hüznünü, bir yüzünde iki duyguyu nasıl taşıdığını hiç kimse görememiş. Dişlerinin arasında parçalanan dudaklarını sadece annem fark etmiş öperken yüzünü. Bir saniyenin ne kadar da uzun olduğunu sadece babalar, babam bilirmiş ben doğarken. Doğmuşum velhasıl. İlk tokadı ebemden yemişim kıçıma. Sonra babam nakşetti avucunun izini yüzüme. Sonra amcalar. Neymiş efendim, duvarlara yazı yazmamalıymışım. Daha sonraları söküp yüreğimi göğsümden avucuna bıraktığım güzeller tokatladı beni. Hem de ne tokat. Dünya döndükçe ben batıya döndüm. Baktım ki ben büyüdükçe hayat da büyüyor, bıraktım ipin ucunu. İstemem büyük olmanın suçunu. Sonra dediler ki her şeyin bir kuralı var. Evet ama ne yaparsın; büyümek için geç kaldım, hep yüreğimden güç aldım. Kırk yıllık bir tomurcuk gibi asılı kaldım gül dalına. Eğer ben açarsam yapraklarımı, sırasını bekliyor sonbahar, biliyorum gözlerini bana dikmiş. Şişşşşt, aman ha duymasın bizi aramızda kalsın, uyandırmayın kerizi...

Bir Cevap Yazın