Senin güller büyüten yüreğin vardı
Okyanusları sakladığın gözlerin
Ninnilerle uyuttuğun sevgilerin
Cadının elmasıyla yok ettiğin gençliğin vardı…

Sen çocukları severdin en fazla
Uçurtmaların en güzelini onlara verirdin
Umutlarını kuyruklarına bağlar
Göklere salardın, kıskansın diye kartallar…

Kaç gece, kaç gündüz geçti bilmiyorum
Yedi yıldan sonra çentik atmayı bıraktım duvara
Yüreğindeki güllerin solmuştur susuzluktan
Oysa sen çok korkardın karanlıklardan…

Okyanus gözlerindeki bütün gemiler battı şimdi
Sende içinde kaybolup gittin işte
Umutlarını uçurtmalara ben bağlıyorum şimdi
Ama gökler sadece sensizliğe ağlıyor…

Senin güller büyüten yüreğin vardı
Ve o yüreğinde hep ben vardım….

ŞİİRBAZ

By şiirbaz -emre vehbi alkan

Önce anamın çığlığı yankılanmış dört duvarda. Sonra kıçıma inen tokatlarla benim çığlığım sarmış dört bir yanı. Annemin yorgun ama gülümseyen yüzünü kıskanmış melekler. Babamın telaşlı yüzünü, yeni bir can sahibi olmanın sevinciyle, canının yani annemin acıyan canının hüznünü, bir yüzünde iki duyguyu nasıl taşıdığını hiç kimse görememiş. Dişlerinin arasında parçalanan dudaklarını sadece annem fark etmiş öperken yüzünü. Bir saniyenin ne kadar da uzun olduğunu sadece babalar, babam bilirmiş ben doğarken. Doğmuşum velhasıl. İlk tokadı ebemden yemişim kıçıma. Sonra babam nakşetti avucunun izini yüzüme. Sonra amcalar. Neymiş efendim, duvarlara yazı yazmamalıymışım. Daha sonraları söküp yüreğimi göğsümden avucuna bıraktığım güzeller tokatladı beni. Hem de ne tokat. Dünya döndükçe ben batıya döndüm. Baktım ki ben büyüdükçe hayat da büyüyor, bıraktım ipin ucunu. İstemem büyük olmanın suçunu. Sonra dediler ki her şeyin bir kuralı var. Evet ama ne yaparsın; büyümek için geç kaldım, hep yüreğimden güç aldım. Kırk yıllık bir tomurcuk gibi asılı kaldım gül dalına. Eğer ben açarsam yapraklarımı, sırasını bekliyor sonbahar, biliyorum gözlerini bana dikmiş. Şişşşşt, aman ha duymasın bizi aramızda kalsın, uyandırmayın kerizi...

Bir Cevap Yazın