Ah kozlumun eşiği tren rayları.
Çocukluğumun peşine takıldığı kara vagonları.
Liseli sevdalarımdan hatırladığım,
Hülyalı sokak…
Ah kozlumun yamuk yumuk duvarları.
Acemice yazı yazdığım kırmızı boyları.
Gençliğimin serseriliğinden hatırladığım,
Bekçi düdükleri
Ve aşkımın tek muhbiri mayıs ayları…

Ey bağrımda hançer gibi taşıdığım…
Sende bitiyor kozlunun sokakları.
Kırmızı karanfil soruyorum çiçekçilerden.
Rüzgar tedirgin esiyor,
Üşüyor elim ayağım,
Sevdam sensiz üşüyor…

Utanır olmuş martılar kanatlarından,
Deniz utanır olmuş.
Ben çıkıyormuşum artık balıkçı ağlarından…
Hırpalanmış ve yorgun yüreğimi,
Ellerine bırakmışım bu yüzden,
Ellerin utanır olmuş…

Biliyorsun,
Bu kentte kelle koltuk da yaşanır.
Ve tüm vedalar ölüme ayarlıdır.
Ve ben kavgalara kurulmuşum biliyorsun.
Dal olmuşum, kök salmışım belaya,
Nezaretlere koyulmuşum yeniden.
Korkmuşum ağlamaktan ve gülmekten…

Ey bağrımda hançer gibi taşıdığım…
Sende başlıyor kozlunun sokakları.
Kırmızı karanfil soruyorum çiçekçilerden.
Rüzgar tedirgin esiyor,
Korkuyorum yüreğimden,
Yüreğim benden korkuyor…

Ah kozlumun eşiği tren rayları.
Çocukluğumun peşine takıldığı kara vagonları.
Liseli sevdalarımdan hatırladığım,
Hülyalı sokak…
Ah kozlumun yamuk yumuk duvarları.
Acemice yazı yazdığım kırmızı boyları.
Gençliğimin serseriliğinden hatırladığım,
Bekçi düdükleri
Ve sevdamın tek muhbiri mayıs ayları…

Şiirbaz

Reklamlar

By şiirbaz -emre vehbi alkan

Önce anamın çığlığı yankılanmış dört duvarda. Sonra kıçıma inen tokatlarla benim çığlığım sarmış dört bir yanı. Annemin yorgun ama gülümseyen yüzünü kıskanmış melekler. Babamın telaşlı yüzünü, yeni bir can sahibi olmanın sevinciyle, canının yani annemin acıyan canının hüznünü, bir yüzünde iki duyguyu nasıl taşıdığını hiç kimse görememiş. Dişlerinin arasında parçalanan dudaklarını sadece annem fark etmiş öperken yüzünü. Bir saniyenin ne kadar da uzun olduğunu sadece babalar, babam bilirmiş ben doğarken. Doğmuşum velhasıl. İlk tokadı ebemden yemişim kıçıma. Sonra babam nakşetti avucunun izini yüzüme. Sonra amcalar. Neymiş efendim, duvarlara yazı yazmamalıymışım. Daha sonraları söküp yüreğimi göğsümden avucuna bıraktığım güzeller tokatladı beni. Hem de ne tokat. Dünya döndükçe ben batıya döndüm. Baktım ki ben büyüdükçe hayat da büyüyor, bıraktım ipin ucunu. İstemem büyük olmanın suçunu. Sonra dediler ki her şeyin bir kuralı var. Evet ama ne yaparsın; büyümek için geç kaldım, hep yüreğimden güç aldım. Kırk yıllık bir tomurcuk gibi asılı kaldım gül dalına. Eğer ben açarsam yapraklarımı, sırasını bekliyor sonbahar, biliyorum gözlerini bana dikmiş. Şişşşşt, aman ha duymasın bizi aramızda kalsın, uyandırmayın kerizi...

Bir Cevap Yazın