Asım’ın Neslinden Vatan Güneşine -Mehmet Akif Ersoy Anısına-

Gül bahçelerinden güller, en güzel  papatyalardan papatyalar göndererek temiz,berrak,saf duygularımla ve size sonsuz saygılarımı sunarak başlamak istiyorum yarım kalmış cümlelerime. Bu mektubu henüz daha yeni yerleştiğim sessiz, sakin ve güvenli bir şehirden yazıyorum. Hep derdi büyüklerim geçmişe geçmiş dersek geçmiş mi olur diye ? Olmazmış ! Geçmiş geçmişte kalmazmış kalamazmış. Ben bu mektubu  geçmişini unutmayan yaptıklarınızla daima gurur duyan  adınızı her duyduğumda ‘’Adınla geldin’’ ‘’Adınla gideceksin ‘’ sözlerini kullanmış belki de asıl yaşamayı sizden öğrenmem, sizin hayatınızı örnek almam gerektiğini bilen 21 yaşında üniversiteli bir genç olarak yazıyorum.
Azizim, öncelikle size sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum. Çünkü  siz bizi biz yapan değerleri ortaya koyan insansınız. Belki de insan olduğumuzun farkında vardıransınız. Sizin varlığınız tüm cihana yayılmış her bir yerden vatan aşkıyla yanan insan deniliyor. Şüphesiz doğru söyleniyor. Biz sizden devir aldık bu yarım kalmış yolu. Alnımızın akıyla da devam ettireceğiz bir ömür boyu. Siz tabir-i caizse bir eşi daha dünyada bulunmayan bir Hint kumaşı gibisiniz.Teksiniz,nimetsiniz,şükürsünüz,duasınız en büyük tevekkülsünüz. Siz en büyük hazinesiniz. Eğer kullanacaksam ‘’dört dörtlük adam’’diye bunu sadece size kullanırım. Yeni nesle pusulasınız siz. Yönümüz belli haritamız belli ne yapacağımız belli. Pusulamız hali hazır. Geçmişi geleceğe taşımaya geliyoruz…
Kıymetli Üstadım, Siz ki mum gibi fener gibi karanlık odaları aydınlattınız. Küçücük kalplere kocaman insan sığdırdınız. Siz ki davanızdan vazgeçmediniz pes etmediniz inandınız. Nasıl bir inançtır ki her bir mısrası bizi anlatan İstiklal Marşını yazdınız. Ve nasıl bir inançtır ki Türklüğü bu kadar açık bu kadar gerçekçi anlattınız. Sizden öğreneceğim öğrenipte bırakmayacağım çok şey var. Başladığı işi yarıda bırakmayıp sonuna kadar giden gittiği yolda her türlü engeli, zorluğu aşan en kötü günde bile inancından vazgeçmeyen siz ,siz hep önümüzde olacaksınız. Biz sizin arkanızda olmaya razıyız.
Geçenlerde oturdum yine masama. Kurtuluş mücadeleri geldi bir an aklıma. Siz geldiniz. Şehir şehir gezdiniz heryeri.Konyayı,kastamonuyu,diyarbakırı daha nice nice şehirleri…Her seferinde Vatan dediniz dedirttiniz. Nifak tohumları sokanları buldunuz ayırdınız temizlediniz. Vaazlar verdiniz ve vatanı savundunuz. Kalpler işte ozaman güllük gülistanlık oluverdi.Biz size minnettarız size bir borcumuz var ve bunu layıkıyla ödeyeceğiz. Araba Sevdasını Recaizade Mahmut Ekrem’den Vatan Sevdasını da sizden öğrenmiş olduk…
Osmanlının yıkılma sürecini hatırlıyor musunuz ?  Harp üstüne harp. Savaş üstüne savaş. Sonra Arabistan yolları sizi bekliyor. Yine Vatan diyorsunuz. İngilizlerle mücadele ediyor propagandalar yapıyor, zahmetler çekiyor yıpranıyorsunuz. Elinizden gelenin en iyisini yapmaya gayret gösteriyor yorulma denen kavramı gelecek nesil için unutuyorsunuz. Bir yandan yakın haberleri takip ediyor Çanakkale Savaşının sonucunu merakla bekliyorsunuz. Ve haber geliyor.14 ay süren Çanakkale savaşını kazanmış oluyoruz. Öyle bir seviniyorsunuz ki bunun üstüne Çanakkale Destanını kaleme alıyor en güzel tasvirleri yapıyorsunuz. Abilerimize Çanakkale de canını hiçe sayarak düşünmeden savaşan şehitlerimize ‘’Ey şehid oğlu şehid,isteme benden makber /Sana ağuşunu açmış duruyor bak Peygamber ! ‘’ diye sesleniyor avazınızın çıktığı kadar bağırmak istiyorsunuz. Siz ne şerefli bir insanmışsınız..
Hep doğru gördüm sizi hiç doğru yoldan ayrılmadınız çünkü. Hakkı eşitliği adaleti zirveye çıkardınız. Kimseyi kimseye ezdirmeyip köle etmediniz. Hatırlayın… Yunanlılar Bursa’yı işgal edeceklerdi. Yunan komutanı direkt Osman Gazi’nin türbesine girdi fotoğraf çektirip nameler yağdırmaya başladı ‘’Kalk koca Türk’’ senden intikam alamaya geldim diye seslenip durdu. Sonra dergahtan ses geldi.Sizdiniz.Bülbül gibi sesinizle yeniden haykırmaya başladınız..’’Dolaşsın, sonra İslam’ın harem-gahında na-mahrem…Benim hakkım, sus ey bülbül, senin hakkın değil matem… Siz bizim sesimiz oldunuz. Biz sustuk siz hep konuştunuz. Dimdik ayakta kalmamıza vesile olup yanımızdan hiç ayrılmadınız. Siz ne namuslu bir adammışsınız…
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({}); O kadar yabancıymışız ki herşeye.Gözümüz gör kulağımız sağırmış meğer. Sizden kalan duyduğum en güzel şey ise istiklal marşı. Durun ben hatırlatayım o zamanı. Kurtuluş savaşındaydık ve çok kötü zamanlardı. Milletimizin milli bir marşa ihtiyacı vardı.Şiir yarışması düzenlendi. Yarışmaya 724 şiir gönderildi. Siz başlangıçta katılmak istemediniz çünkü yarışmaya para ödülü kondu bunu kabul etmiyordunuz. Sonra şiirlerin hiçbiri o zamandaki insanların duygularına tercüman olmuyor anlatamıyordu. Ancak ısrarlar üzerine yarışmaya katılıyor para ödülünü almama şartı koyuyorsunuz. Fakat tüm milletimiz biliyordu ki o paraya o zaman çok ihtiyacınız var. Siz vatan uğruna maddi durumdan bile vazgeçtiniz. Evet yarışmayı siz kazandınız ve o mısralar okunmaya başladı tüm ülkede.Meslicte defalarca seslendirildi. Herkes ayaklarda alkışladı. Çok kere gözyaşları döküldü.Ve siz ; ‘’Allah bir daha bu millete yazdırmasın’’ dediniz. Tüm millet ayağa kalktı canlandı adeta.Duygulara öyle bir tercüman oldunuz ki ayağa kalkmamak imkansızdı…Yoksul, parasız ama bir vatan sevdalısı olarak kazıdınız kafamıza adınızı mıh gibi. Siz gibi olmak isteyen okadar insan var ki.Fedakar,bilgili,dürüst,alçakgönüllü,şerefli,imanlı,saygılı ,vatansever. Siz gibi. Sizin gibi…
Her geçen gün büyüyoruz zaman çok çabuk geçiyor. Siz öğrettiniz azimle çıktığın yolu zaferle bitirmeyi. Siz öğrettiniz her şeyde bir nebze olsun kararlı olmayı. Şu hayatta inançtan başka olan bütün her şeyde vardır bir eksiklik bunuda sizden duyduk. Sonuçta yaşamaya gelmedik. Öbür hayatıda düşünmek lazımdı düşünmemize kendimizi sorgulamamıza yardımcı oldunuz. Dünya malı dünyada kalır derler. Doğru söylemişler. Vatan sevgisini hep arka plana atmayı tercih etmiş bazı insanlar bazıları ise hiç karışmamışlar. Bir sen olamadım derler ya. Bir siz olamadık üstadım…Olmayı olmayanlardan eyledik kapılar ardında kaldık  yüzümüze bakan olmadı. Sesimizi duyan duyupta gelmeyen oldu. Siz ne şerefli bir insansınınki. Biz bir ‘’SİZ’’ olamadık azizim…
Azizim, sen aydınlattın bu vatanı bir güneş gibi. Işık saçtın heryere.Seni sana anlatmaya kelimelerim, cümlelerim yetmez eksik kalır. Dururum yerimde lal olur dilim susarım. Çok şey kazandırdınız bu millete birde benim ağzımdan duyun istedim. Rehber oldunuz çizdiniz, yazdınız konuştunuz ,isyan ettiniz, haykırdınız sesinizi tüm dünyaya duyurmayı en güzel vasıfla kazandınız. Bizi görmeden onca şey kazandırdınız. En güzel şekilde devam ettireceğiz inşallah. İçinizi temiz kalbinizi ferah tutun. Hatasız kul olmaz bilirsiniz. Varsa bir kusurum hakkınızı helal edin. Beni sorarsanız helal hoş olsun. He unutmadan Asım’ın Nesli dediniz ya Asım’ın Nesli olmaya geldik, geliyoruz ve hep geleceğiz. Gözünüz arkada kalmasın…
Sizi Allah’a emanet ediyorum. O emanete en güzel bakandır. Kendinize dikkat edin. Hoşça kalın. Selametle…

SAMET ÇAHAN

Reklamlar
10 thoughts on “ASIM’IN NESLINDEN VATAN GÜNEŞİNE”
  1. Ne güzel ki boyle bir genç yetişmesi . Kutluyorum seni arkadaşım . Düşüncelerine , ellerine sağlık ☺

Bir Cevap Yazın