■Bir aşk hikâyesinden doğmuş, dünyanın ilk tıp fakültesi

■Gevher Nesibe Selçuklu Hükümdarlarından II.Kılıçaslan’ın kızıdır. 

Selçuklu soyundan gelen kara kaşlı, kara gözlü, kara saçlı, ak yüzlü Türk kızı, Selçuklu ordusunun komutanlarından bir sipahiye gönlünü kaptırır. Lakin, Nesibe’nin ağabeyi 1. Gıyaseddin Keyhüsrev bu aşka karşı çıkmıştır. Sipahiyi, Kayseri’den uzak tutmanın yollarını arar ve onu muharebeden muharebeye gönderir. Nihayet böyle kanlı savaşların birinde sipahi şehit olur. 

Bunu öğrenen Nesibe Hatun, üzüntüsünden vereme yakalanır ve hasta yatağına mahkum olur. Kız kardeşinin derdine doktorların çare bulamadığını öğrenen Gıyaseddin, onu ölüm döşeğinde ziyaret eder. Artık ne söylese bir anlamı yoktur. Ondan son dileğinin ne olduğunu sorar. 

Gevher Nesibe

Benim derdimin çaresi yok, ben son yolculuğuma çıkıyorum. Benim mal varlığımla benim adıma bir şifahane (hastane) yaptırır mısın? Der. 

Gıyaseddin, derin acılar içinde bu sözleri dinler, ona söz verir ve kardeşinin ölümünü çaresizce seyreder. Onun bu dileğini gerçekleştirmek için canla başla çalışmaya başlar. 1204 yılında hastanenin yapımına başlanır ve iki yılda bitirilir. Gıyaseddin, kız kardeşinin türbesini de hastanenin içine inşa ettirir. Gıyaseddin’den sonra Gevher Nesibe’nin diğer kardeşi İzzeddin de hastanenin doğusuna bir tıp okulu yaptırır. Bu okulun yapımına, 1210 yılında başlanmış ve dört yılda tamamlanmıştır. Ve dile kolay, bu hastane ve okul 1890 yılına kadar kullanılmış ve insanların dertlerine deva olmuş. Hatta burada akıl hastalarını müzikle tedavi eden ya da ruhlarına dinginlik veren hekimler görev yapmışlar. 

Bu güzel Selçuklu kızının acıklı hikayesi, böyle bir muhteşem bir binanın yapılmasına vesile olurken Kayseri şehri de bugün Tıp Tarihi Müzesi olarak kullanılan büyük bir Selçuklu eserine kavuşmuştur. 

1206 yılında tamamlanan hastanenin bu yıl yapılışının 800. yılıdır. Düşünebiliyor musunuz, tam 800 yıl öncedir bu anlatılan şeyler. Öyleyse bu 800 yıllık hikayeyi

Gevher Nesibe, sadece tıp okulu şeklinde değil, hamamı ve diğer üniteleri ile birlikte bir tıp külliyesi şeklinde planlanmıştır. Dolayısıyla, Selçuklular zamanında Anadolu’da başka şifahaneler yapılmışsa da, Gevher Nesibe, onlara nispeten daha büyük olması ve bir kadının vasiyeti üzerine yaptırılması açısından da farklılıklar göstermektedir

Gevher Nesibe Tıp Sitesi, yapısı ve tıp eğitimi açısından dünyadaki ilk ciddi tıp kuruluşudur. Dünyanın İlk Tıp Fakültesi kabul edilmektedir.

XIII.  asırda, Gevher Nesibe Şifahanesi’nde tıp eğitiminin, kışlık dershanede teorik ve şifahanede de hasta başında pratik olarak yapıldığını biliyoruz. Revaklara açılan küçük odalarda ise talebelerin kaldığı düşünülmektedir.

Poliklinikteki hastaların yataklarının bir tarafında bir çıngırak, diğer tarafında ise aydınlatmak için bir kandil bulundurulmuştur.

Kayseri Darüşşifası kadrosunda en az iki dahiliyeci, iki cerrah, bir eczacı, başhekim ve başhekim yardımcıları, danışmendler, asistanlar bulundurulmuş, akıl hastaları da kabul edilip, ayakta veya on sekiz odalı Bimarhane’de musikî, telkin ve sıcak su ile tedavi edilmişlerdir.

Atalarımız akıl hastalıklarının ilk defa müzikle tedavilerinin Selçuklular devrinde, Gevher Nesibe Bimarhane’sinde başlatıldığı gerçeği ortaya çıkarılmıştır. Gerçekten de odalar arasında ses koridorları bulunmuş ve ayrıca da Bimarhane’nin içinde bir de Selçuklu hamamı bulunmuştur.

Bu medresede kadın-erkek veya Müslüman-gayrimüslim ayırımı yapılmamış, herkese aynı şekilde hizmet verilmiştir. Medrese bu anlayışını ve hizmetini ise 20. yüzyıla kadar devam ettirmiştir.

Söylentilere göre Gevher Nesibe Külliyesi’ne güneş vurduğu zaman külliyede Gevher Nesibe Hatun’un silueti belirmektedir. Hatta bu siluet bir ara özel incelemeye de alındı. Siluetin Gevher Sultan’ın resimleri ile örtüştüğü ortaya çıktı.

Selçuklu sanatını simgeleyen işlemeler mevcut olan görkemli bir kapısı vardır. Kapıda yılan ambleminin altında 2.5 metre boyunda ve 75 cm. genişliğinde mermer üzerine yazılmış iki satırlık Arapça kitabe bulunmaktadır.

Böylelikle tarihteki ilk tıp fakültesinin Kayseri’de Selçuklular zamanında Gevher Nesibe Hatun sayesinde yapılmış olduğunu ve ecdadımızın sağlığa verdiği önemi görmüş bulunmaktayız.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın