Hatalar üstleniriz ve bu mülkün mülkiyetini kimselere bırakmayız. Üstüne kuleler inşa ederiz. Gün olur, o kulelerin dibinde en umutsuz halimizle sabahlarız. İnsanız yahu. Ne olacak ağlayacak omzu bulamazsak? Kalkar kendi kendimizi omuzlarız. Biraz gam yükünü azalttıktan sonra hiçkimselere ihtiyaç duymayız. Böyle biten geceler kele ilacını buldurur, terziye söküğünü diktirir.

Yalnızlaşmadan yalnız kalmanın olurunu arayan insan bunu kolaylıkla bulabilir. Belki biraz kabuğuna çekilir. Kafasının içinde durmadan dönen altı çizili düşüncelerin üstünü hiç düşünmeden çizer belki yıldızlı bir gecede.

Ne kadar kabuğuna çekilirse çekilsin yine de aynalara yabancılaşmamalıdır insan. Görünmezsen ilk o onutur çünkü seni. Bu yüzdendir ki en çok ona hatırlatmalıdır kendini. Ruhunun kederi ilan etmişse varlığını ve diretiyorsa mevcut bedende kalıcı olmakta, gözlerinin ta içine bakmalı. Yapılan tüm hataları daha ilk günkü gibi sıcacık tutan avuç içlerini en görünür şekilde açmalı ve aldığı her kararın en saf haliyle yüzleşmelidir. Gözlerin uykuya direnmeden kapanabilmesi ancak böyle mümkün olur. 

İlk uyanan, diğerini uyandırır. Düzlüğe çıkmak her zaman galip kılmaz insanı ama kötüden iyi hissettirdiği de yadsınamaz. Mağlubiyetlerin dik bir yokuşu çıkmaktan çok yokuş aşağı yuvarlanmaya benzediğini kavradığında, bitiş çizgisini görmek aynanın karşısına geçmekten farksız olacaktır. Karşına aldığın ve tüm kararlarının karşısında durduğun kişinin gözlerine dikkatli bakan tanıdık birini mutlaka görür. 

Yıldız tozları bilir nereye savrulacağını ama çoğu zaman kestiremez hangi rüzgara teslim olacağını. Bir gün bir parçasını karayel vurur. Ancak o güne kadar yenilmelerin tümü anlamsız kalacaktır.

-katil olay mahaline her zaman dönmez-

kuzeybatıdan.. https://open.spotify.com/track/0r6tglSiN3TZTyRMvMCR5B?si=TKi_qgOmRACJfYnA-IK-FA

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: