Konuya ülkemizdeki dergi tarihçesinden bahsederek başlamak isterdim. Lakin son zamanlarda sosyal medya ve yazı üzerine iletişimde yaşanan acelecilik nedeniyle dile getirmek istediğim ‘çabuk değişen’ her şey karşısında, ne yapmamız gerektiğini vurgulayarak konuyu e dergiye getireceğim.
İnternet kullanım oranı hakkında yapmış olduğum bir araştırmada basılı hala tercih edilmeye devam ederken interaktif yayınların sayılarının arttığını gördüm. Bu oranların bir diğer kategorisi de yaş ile ilgisinin olması.
13-17 yaş grubunun oranı biraz düşük, %5 gibi… Nedeni ise bu yaş grubunda olanların ailelerinin denetimi altında internet kullanmalarıdır. On bin kişi içerisinde beş yüz kişi demek oluyor ki bu da azımsanmayacak bir rakam.
18-24 yaş grubunun oranı %33’tür. Bu oran en fazla olanı. Peki kimler var bu grupta :  Liseden üniversiteye geçmiş genç diyebileceğimiz kişiler. Üniversite okuyanlar… İş hayatında olsalar bile günceli takip eden interaktif ortamı takip eden kişiler. Bu oran on bin kişi içinde üç bin üç yüz kişiye karşılık geliyor. Bu yaş aralığında olanlar interaktif ortamda o kadar bulunuyorlar ki gerçek hayatı bile böyle zannedenler var. Bu yaş grubu beş yıl sonra aynı sayı ile devam ederken bir sonraki yaş diliminin sayısını da değiştirmiş olacaktır. Örneğin, 24 yaşında olanlar 5 yıl sonra 29 yaşında olacaklar ve şu anda 29 yaşında olanlardan daha çok internet kullanım oranı olacaktır. Tabii çevreye alışkanlıklarını değiştirenlerle birlikte…
Bu yaş grubunun bir başka özelliği de diğer yaşlara göre her şeye daha çabuk ulaşmak, hemen sonuç alma gayreti içerisinde olmak. Nedenini şöyle açıklayayım : Gelen mail ve mesajların bu yaş grubuna ait olduğu bir ortamda birkaç saniyede cevap gitmezse kırgınlıklar meydana gelebiliyor. Ama yaş arttıkça anlayışın hâkim olduğu görmek mümkün. Hatta sözü bile edilmez.
25-34 yaş grubunun interaktif kaynak kullanım oranı %31 ile ikinci sırada geliyor. On bin kişi içinde üç bin yüz kişi yapıyor. Bir önceki örnekten devam edecek olursak bu yaş grubunda olanlar her geçen gün artmakta… ‘Ben de artık e dergi, e kitap okuyorum’ diyenleri duymak mümkün.
35-44 yaş grubunun interaktif kaynak kullanım oranı %17 ile üçüncü sırada olmasına rağmen oran düşük ve ikinci sıradaki gruba göre epey fark var. On bin kişi içinden bakarsak bin yedi yüz kişi oluyor. Sebeplerini ben söylemek isterim. İş hayatının ve aile sorumluluğunun bu yaşlarda olduğunu dile getirirken alışkanlıklardan kaynaklanıyor diyebilirim. Alışkanlık olarak değil de bir ihtiyaç halında kullananlar grubu diye adlandırmak daha doğru olacaktır.
45-54 yaş grubunun oranı ise bir diğer grup %9 ile dördüncü sırada… On bin kişi içinde dokuz yüz kişi demek oluyor.
55-64 yaş oranında ise %3 ile sıralama yaparsak sondan bir önceki gruba giriyor. Azımsamamak gerek. On bin kişi de üç yüz yapar.
65 üzeri interaktif kullanım oranı ise %2 ile son sırada. İki yüz kişi ile bu grubu oluşturuyorlar.
İnteraktif kullanımın bilgisayar, tablet, telefon ile ayrımına bakmadım. Ama sokağa çıktığımızda herkesin elinde mutlaka bir telefon oluyor. Mutlaka buralardan bir şeyler okuyorlar. Koltuğunun altında kitap taşıyan kalemle üzerine not alarak okuyanların sayısı interaktif kullanım oranının artmasına ters orantılı olarak azalıyor.
Bu doğrultuda edebiyata ve spesifik olarak dergi konusuna gelecek olursak hocalarımın görüşlerini de alarak e dergi yayınlamaya karar verdik.
Peki neden dergi?
Edebiyatımızın şekillenmesinde edebiyatçıların belirgin bir alanda toplanması, tarihimize baktığımızda çoğu zaman edebiyat dergileri sayesinde olmuştur.
Edebiyat tarihine baktığımızda Tanzimat Dönemini baz alırsak edebiyatçıların bir araya gelerek fikirlerini beyan ettikleri, seslerini duyurdukları yer, gazete ve dergiler olmuştur. Bazen bireysel bazen bir edebi akıma dönüşen bu edebi birleşmede dergilerin önemi büyüktür.
Sadece şiir, öykü, deneme, roman bölümleri değil spesifik örnek olabilecek sektörel alanlara kadar dergiler yayınlanmıştır. Hala da yayınlamaya devam etmektedir.
Kimileri uzun süre yayında bulunmuş kimi kısa süreli olsa da edebiyatımıza ve değerlerimize katkıları önemli derecede etkilidir.
Sürekliğini korumaya çalışsam da bu dergi ve gazeteleri takip etmeye çalışıyorum. Günceli yakalamak, güncel fikirlerin daha çabuk ve doğru olarak ulaşmamda etkili oluyor. Basılı yayınlar genellikle tercihim oldu. Genellikle diyorum çünkü bazı zamanlarda basılı yayına ulaşma zorluğu yaşıyorum. Online kaynaklara ulaşım kolaylığından dolayı  dergi ve gazetelere yöneliyorum.
Bu hususta dile getirmek istediğim, insanın kağıtlara dokunarak okuması, yazıların altlarını çizerek notlar alması anlatılamayan his olabiliyor. Bazılarına göre bu ilkel gelebilir. Fakat ben imkân oldukça bu kaynakları okurum, tercih ederim.
Yukarıda yapmış olduğum araştırmanın istatistiklerinden de görmüş olduğum gibi basılı kaynaklardan çok online kaynakların, bunlara dergi ve gazeteler de dahil, daha çok tercih edildiğini gördüm.
Neden E dergi?
Basılı dergilerden çok online dergilerin okunmasının sebeplerine bakacak olursak e dergi ve kaynaklarının bir analiz yorumu olarak sıralayabiliriz
-Basılı dergilerin ulaşma alanı daha sınırlı kalırken e dergiler daha fazla okuyucuya ulaşabiliyor olması.
-Basılı dergilerde oluşan baskı maliyetleri e dergilerde oluşmamaktadır.
-Basılı dergilerin taşınması çok ağırmış gibi! E dergilerin taşıma zorluğunun olmaması
-Basılı dergilerin sponsor bulamaması.
-Basılı dergilere  yeterli abone olmaması ve satışının maliyetlerini karşılaması.
-Belki de en önemlisi kâğıt israfının önüne geçilmiş olması.
-Yazarlar tarafından online olarak yayınlanan yazıların dergilerde yer almak istemesi, her dergide olabilir ama basılı dergilerde pek mümkün olmuyor.
-Hızla artan e dergilerin birçoğunun ücretsiz ve kolay erişilebilir olması.
-E dergilerin içeriğinin arama motorları tarafından kolayca erişilebilir olması.
-E Dergi arşivlerine erişimin daha kolay olması
-E dergi içeriğinin görselle süslenerek, reklam alımına öncelik etmesi. Daha farklı görsel efektler ile tanıtımının kolay olması…
gibi sebepler ile çıktık yola… Bu konuda duyduğundan beri desteğini esirgemeyen herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Yazı gönderenler  ile  bu ay  ilk sayımızla sizlerleyiz. Olumlu ya da olumsuz geri dönüşlerinizi bekliyoruz. Şimdiden teşekkür ederiz.

HASAN AKBAL

Kaynakça: Bu yazı Künye Edebiyat E Dergi birinci sayısında yayımlanmıştır.

By Hasan Akbal

Şair, Yazar, Editör, Fotoğrafçı... Çorum İskilip doğumlu. Bülent Ecevit Üniversitesi Maliye Bölümü Mezunu. Yine aynı Üniversitenin Maliye Anabilim Dalında ve İstanbul Üniversitesi Maliye Anabilim Dalında Yüksek lisans yapıyor. Şiir ve denemeleri, Bülent Ecevit Üniversitesi Maliye Bülteni, Bülent Ecevit Üniversitesi Kampüsün Sesi Gazetesi, Zonguldak Halkın Sesi Gazetesi, Çorum Yayla Haber, Aşkın E Hali Dergisi, Gökyüzü Dergisi, Çorum Bidergi, Halk Edebiyatı Dergisi, www.kunyeonline.com, kunyeedebiyat.blogspot.com ve kendi bloğu olan (hasanakbalnet.blogspot.com) ile bir çok internet sitesinde yayımlandı. Künye Edebiyat E Dergi’yi kurdu. Genel yayın yönetmeni ve imtiyaz sahibidir. İstanbul’da yaşayan yazar edebiyatla ilgili söyleşilere ve yazı çalışmalarına katılıyor.

Bir Cevap Yazın