Nazar Boncuğu Cam Mavi Yuvarlak Halka Boncuk 2 cm Delikli

Ben seni kocaman bir yürekle sevdim. Gözlerim değil yüreğimdi seni gören, damarımdaki kana karışıp geldin, oturdun yüreğime. Başka bir yerde olamazdın zaten, sen benim en değerli yüreğimde olmalıydın, orada kalmalıydın. Çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek, ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni. Herhangi bir konuk değildin yani. Artık bu yüzden ne ağırlama faslı vardı, nede uğurlama. O yüreğin gerçek sahibiydin. Şimdi sonbahar kışa giriyor kozluda, yüreğimde kışlarda üşümekte. Ya ben; Dört mevsim baharı yaşadım seninle, çiçek çiçek açtın yüreğimde. Gökkuşağı zayıf kaldı senin renklerinin karşısında. Yedi renk seni kıskandı. Yüreğim yeşildi. Sen taze bir yaprak gibi yeşildin, üzerine çiğ taneleri düşmüş kırmızı güldün, kırmızıydın bir ateş gibi ve maviydin. En çok bu renkle anmayı sevdim seni. Mavisin işte, benim mavilimsin. Gözlerine bakarken güneşli bir toprak kokusu vuruyordu başıma. Bir buğday tarlasında, ekinlerin içinde kayboluyordum… Yeşil pırıltılarla uçsuz bucaksız bir uçurum vardı senden önce, sen o uçurumlara köprü oldun. Sevginle acılardan kurtuldum. Ben hep derim ya “ Bir Allah dan korkarım bir de senden”….
Sevginin bitmesinden yani.
Sevgini hiç bitirme olur mu mavi kız.
Sevgimiz hiç bitmesin…..

Çok acılar çektik beraber çok. Ağlayışlarımızı, yüreğimizdeki volkanları kimselere göstermedik. Açtıkları kapının hep dışında kaldılar onlar. Hayatın bize attığı kazıkları özenle sıyırıp attık yüreğimizden. Kırdıkça onardık yüreğimizin sevgisiyle aşkımızı. Mazinin koordinatlarında salkım saçak bir gülüş oldular sonra. Düşlerimizi tırmalayan rüyalarda benliğimizi aradık yıllarca ve beraberce bulduk yürüdüğümüz yolda. Daldığımız koridorlar uzundu, yürüdüğümüz yollar çıkmaza uzanırdı çoğu zaman, ama biz yaşadıklarımızı gülüşlerimizle bütünleştirdik ve sonunda mutluluğa ulaştık el birliğiyle.

Denize tutkundum biliyorsun. Ne denizi sensiz, ne de seni denizsiz düşünemedim seni severken. Dünyayı da sevdim, insanları da. İnan bana seninleyken düşmanlarımı bile sevdim. Onları bana sen sevdirdin. Her daraldığımda ökseye takılmış bir serçe olurum bilirsin. Sen kurtardın çoğu kez beni ökselerden. Kendime bile dar gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiydim. En kızgın, en tahammülsüz olduğum anlarda bile seni düşünmek yetiyordu bana. İçimdeki sevinç yüzüme yansırdı ve ben gülerdim. Nisan yağmurları gözlerime düştüğünde ağladım. O zamanda sen vardın yanımda. Beni böylesine güldüren senin sevgindi ve ben kaygısız içten gülüşün ne demek olduğunu, nasıl güzel bir şey olduğunu seni severken anladım. Ağlarken gülebilmeyi sen öğrettin.

Her şeye rağmen sevdim seni. Sen maviydin ben sen de mavileştim. Güçlüyüm artık Ve aşamayacağım hiçbir zorluk yok. Koca bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim sen elimden tuttuğunda. Her an patlamaya hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi. Menzil sendin ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok ederdim. Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritirdim, kül ederdim. Sana ulaştığımdaysa sakin bir göle dönüşürdüm ve o göle bir tek sen girebilirdin.

Sevdim seni mavi kız, hem de deli gibi sevdim. Her halin çekti beni. Uyumanı, gülmeni, kızmanı, şaşkınlığını, saflığını, kurnazlığını, çocukluğunu sevdim. Yani kısaca senliği sevdim. Suskunluğunu da, küçük oyunlarını, kaprislerini, sitemlerini, korkularını da sevdim. Seni ve o doyumsuz sevdanı anlatacak kelime bulamadım çoğu zaman. Bende şiirler yazdım. Ama çoğu zaman sığmadın cümlelere ve hiçbir cümlesini yeterince tarif edecek kadar derin olamadım. Ama inan seni severken hiç yorulmadım. Çünkü sen yaşam kaynağımdın, her gün yenilendim, seninle çoğaldım, büyüdüm. Eksik kalan neyim varsa tamamladım. Ölmeyecektim, çünkü sen ölmezliğin ta kendisiydin. Gözlerine bakarken güneşli bir toprak kokusu vuruyor başıma, bir buğday tarlasında, ekinlerin içinde kayboluyorum… Yeşil pırıltılarla uçsuz bucaksız bir uçurum içimde ama sen hep yanımdasın. Korkmuyorum artık sen varken.

Sevdayı bulutlara astım ben, yağmuru beklerim an be an. Çok kişi öldü bende ama bir sen kaldın. Kaderin keleklerine alıştım, yeleklerini saklıyorum sandığımda. O zamanda bitmedim, bitiremediler beni. O sıkıntımda bile hep sen oldun yanımda. Kadere inanmayan ben, kaderci olup çıktım. Git dedim de sana beni yalnız bırakmadın. İyi ki de gitmedin. Beni bende bitirenlerin kandilleri söndü çoktan. Hep gidenleri bekledim ben. Biliyordum gelmeyeceklerdi. Benim tek dayanağım sen oldun. Anamı özledim, sonra babam aratır oldu kendini. Gidenler geri dönmezmiş meğer geç anladım. Sen maviydin, ben sende mavileştim. Mavi hiç bu kadar güzel olmamıştı senden önce. Biliyor musun ben hep sevdim seni. Kayıtsız şartsız sevdim. Belki de yaptığım en güzel şey de buydu. Sen canım, sen canımın cananı, sensiz ben ve sensiz bir dünya düşünemiyorum. Mavilerin aşkına benimle yaşlan ve benimle öl….

Dilerim her sevda mavi kalır ve dilerim maviler hep sevdalı kalır. Sizin de renginiz mavi olsun
dostlarım. Zira mavi, mutluluğa açılan tek kapıdır…

Cebimde biriktirdiğim sevgiler sizin unutmayın sakın…
Dost kalın, sevgiyle kalın ve KÜNYE EDEBİYAT’ da kalın………….

By şiirbaz -emre vehbi alkan

Önce anamın çığlığı yankılanmış dört duvarda. Sonra kıçıma inen tokatlarla benim çığlığım sarmış dört bir yanı. Annemin yorgun ama gülümseyen yüzünü kıskanmış melekler. Babamın telaşlı yüzünü, yeni bir can sahibi olmanın sevinciyle, canının yani annemin acıyan canının hüznünü, bir yüzünde iki duyguyu nasıl taşıdığını hiç kimse görememiş. Dişlerinin arasında parçalanan dudaklarını sadece annem fark etmiş öperken yüzünü. Bir saniyenin ne kadar da uzun olduğunu sadece babalar, babam bilirmiş ben doğarken. Doğmuşum velhasıl. İlk tokadı ebemden yemişim kıçıma. Sonra babam nakşetti avucunun izini yüzüme. Sonra amcalar. Neymiş efendim, duvarlara yazı yazmamalıymışım. Daha sonraları söküp yüreğimi göğsümden avucuna bıraktığım güzeller tokatladı beni. Hem de ne tokat. Dünya döndükçe ben batıya döndüm. Baktım ki ben büyüdükçe hayat da büyüyor, bıraktım ipin ucunu. İstemem büyük olmanın suçunu. Sonra dediler ki her şeyin bir kuralı var. Evet ama ne yaparsın; büyümek için geç kaldım, hep yüreğimden güç aldım. Kırk yıllık bir tomurcuk gibi asılı kaldım gül dalına. Eğer ben açarsam yapraklarımı, sırasını bekliyor sonbahar, biliyorum gözlerini bana dikmiş. Şişşşşt, aman ha duymasın bizi aramızda kalsın, uyandırmayın kerizi...

Bir Cevap Yazın