Yaşantımız süresince kendimize çeşitli idealler, hedefler belirlemeyi birer gereklilik olarak gördüğümüz aşikârdır. Ancak her hedefin sonunda önümüzde yeni bir hedefin daha belirdiği ve bu silsilenin her defasında tekrarlandığını gözlemleriz.

Bu tekrar çarkında çırpınır dururuz. Hayatımızı bu çarka bağlamış ve çarkı bırakırsak tüm yaşantımızın amaçlarını bırakmış olduğumuzu sanırız.

Oysa ki durum tamamen farklıdır. Asıl bu çarka tutunursak hayatımızın tüm anlamını yitirmiş buluruz kendimizi. İyi bir iş, iyi bir kariyer, iyi bir ev, iyi bir araç vs. Bu olguların arasında yok olmaktayız.

Nedeniyse sadece bir defaya mahsus olarak bahşedilen kendimizi hiçe sayarak yaşantımızı, yaşamımızın belirli bir kısmında rahata erme fikriyle zindan ediyoruz.

Sürekli tüketemeyeceğimizden fazla malımızın, insanların gözünde itibar sahibi olmanın gayeleri arasında sürükleniyoruz. Yaşamak için çalışmayı değil, çalışmak için yaşamayı tercih ediyoruz.

Elde ettiğimiz makamlarla övünüyoruz, zenginliğimizle böbürlenip bizden daha aşağı sınıfta olan insanları kınıyoruz. Gelip geçici olan mevki ve servetimize baki olarak bakıp sıkı sıkı sarılıyoruz.

İnsan bastığı toprağı hor görmemeli:

Kim bilir hangi güzeldir, hangi sevgili.

Duvara koyduğun kerpiç yok mu, kerpiç?

Ya bir şah kafasıdır ya da vezir eli

Ömer Hayyam

Kısacası kim olursanız olun yok olmaya mahkumsunuz.

İnsanların kendilerini üstün görme veya üstün görme çabası oldukça saçma ve gereksizdir. İnsanlara üstten bakan birisi yine ancak insanlardan üstün olabilir.

Diğer yandan insan evrende bir noktanın kağıt üzerindeki kapladığı alan kadar bir değere dahi sahip değildir. Oysa ki insana göre kendisi evrenden dahi daha yüksek bir değerdedir.

İnsan iki düzlem üzerine kurulu bir makinadır.
  • Tutarlılık
  • Tutarsızlık

Tutarlılık insanın akli yönü, tutarsızlıksa akli etmene dahil olan çeşitli faktörlerdir. Örnek olarak duygularımız, koşullar vb. gibi olgular verilebilir.

İnsan akli olan yönünü kullanırsa kendini ve hayatını anlamlandırır.

Kendi bilincine varan insan yani bir hiç olduğunu anlayan insan kendi özüne ulaşmıştır. İnsan olmak sadece bir bedenin içinde sürüklenmek değil ağır bir yük ve sorumluluktur.

Canlı olan her varlığın yükümlülükleri vardır onda. Hayvanlara, bitkilere ve çevresine yardım etmeli ve bu yardımları gereklilik olarak görmelidir.

İnsan olmak ‘hiç’ olduğunu kabullenip yaşadığı zaman süresince çevresine yarar sağlamayı gerektirir.

Sözü dizelere bırakıyoruz:

Gözüm, kör değilsen, bunca mezarı gör;
Dünyayı saran yalan dolanları gör;
Krallar, padişahlar çürüyüp gitmiş:
Elâ gözlerine kurt dolanları gör!

Var mısın ki yok olmaktan korkuyorsun.

Farabi

By Decalcomanie

https://ehli-keyf.com/

Bir Cevap Yazın