En çok seni özlüyorum.
Otursam şöyle karşına bir çilingir sofrasında
Başım ellerimin arasında sen anlatsan ben dinlesem.
Sonra o en sevdiğimiz parça eşlik etse bize.
Kadehlerimizi kaldırsak yaşanmışlıklara
Sırt sırta versek yeniden yankılanan kahkahalarla.
Yaralanmış yüreklere merhem olsa sevincimiz.
Umuda erzak taşısa bonkör gülüşlerimiz.
Eşlik etse dillerimiz bağıra bağıra inleyen nağmelere.
Doya doya dans etsek, uyandırsak güneşi el ele
Hayaller kursak yeniden korku nedir bilmeden
Çıksak hiç bilmediğimiz yollara, dünyayı keşfediyormuşçasına.
Hürriyete savrulsa ruhlarımız.
Eteğimizden dökülse tüm telaşlarımız.
Koşsak peşinden tüm gücümüzle evrenin bize sunduğu her şeyin
Yara bandı olup sevgi sarsak kanayan yüreklere.
Dikilsek merhametsizliğin karşısına meydan okusak omuz omuza.
Nasılda özlüyorum seni
Bazı zamanlar hasretin öyle bir düşüyor ki yüreğime.
Bir ürperti kaplıyor bedenimi
Bir gün alışırsam yokluğuna diye öyle korkuyorum ki
Keşke çıkıp gelsen şöyle aniden,
Unuttuğum ne varsa uzun uzun anlatsan.
Hatırlıyor musun maziye yüz tutmuş o günleri
Yine gülümsüyorum bak; ne güzel şey seni hatırlamak.
Biliyor musun sensiz, sürekli yazı bekleyen çocuklar gibiyim
Sen gittiğinden beri güneş eskisi kadar heyecanlandırmıyor beni
Ayaklarımı bile ıslatmak gelmiyor içimden
Yüzümü çevireyim maviye öyle seyredeyim istiyorum.
Hatırımda kalan ne varsa.
Gözü yolda bekleyen sevdalılara döndüm sensiz.
Hiçbir şey yapmak gelmiyor içimden
Hep bir özlem, hep bir hasret, hep bir bekleyiş.
Ah gençlik bakma sen bana.
Beni hep güzel hatırla.

Reklamlar

By emelmengebulut

Yazacak şeyler varsa dedim kendime, yaşanacak şeyler hep vardır.

Bir Cevap Yazın