• mehmet kullanıcısının profil fotoğrafı

    mehmet

    2 ay 2 hafta önce

    Bir Şiir “Neyleyim Sevgili…”Gülümsememle Tahlil Ve Analiz

    Bugün klavyenin başına, değerli Şaire hanımefendi kardeşim “Fatma Alageyiğin” yazdığı şiir için geçtim. Şiirin penceresinde gönüllere bir hoşluk sunmak kardeşimle birlikte sizlerin gönlünde bir gülümseme eklemek için, yazmaya başlıyorum. Bu sevgiliye yazılan muhteşem güzellikte gönülden süzülen mısra hecelerle aşkı hasreti anlatan hasretin atığı derin yaraları anlatan kardeşimin şiirine giriş yapalım.

    GİRİŞ

    “Şiir, muharrikleri(kışkırtmaları) ve ifadesi bakımından duygu işi olup bir küme seçme işidir. Dünyada bulunan her şey şiire konu olabilmektedir. Fakat bu bizi aldatmamalıdır. Şiir dış âlemdeki objelerin bizzat kendisinde değil, onların insanda uyandırmış olduğu duygularda, düşüncelerde, daha doğrusu yazılan eserin yapısında ve üslûbunda gizlidir. Eğer şiir, kaynaktan su fışkırır gibi hayattan kaynamış olsaydı, herkesin şair olması lâzım gelirdi. Tabiat, eşya ve insanlar, ruhumuzda birtakım intibalar meydana getirirler. Bunlar çeşitli duygu ve heyecanlar hâlinde tezahür eder. İşte biz bu duygu ve heyecanlarımızı, şiirin kendisine has o büyülü aynasında dile gelmiş görürüz. Bu dile gelişte bizi saran ve etkileyen bir ahenk ve musiki vardır, çünkü şiir aynı zamanda bir nağmedir. Güzel şiirleri okur veya dinlerken, elem ve kederlerimizden uzaklaşıp bir başka âleme dalıp ditmemizin sebebi budur. Duymasını ve duyurmasını bilen şair, bize görmediğimiz, bilmediğimiz, gezmediğimiz bahçelerin kapısını açan kimsedir. O, özel bir dil ile en güzel duyguların, aşkın, sevginin sırrına ermede rehberimiz olur. Biz şiirin büyülü aynasında biraz da kendimizi görürüz. Duyup da söyleyemediklerimizin bir başka dil hâlinde o aynada ifadesini buluruz. Charles B.audelaire; “Şiirin ilkesi, İnsanın üstün bir güzelliği aramasıdır.” diyor. O halde şair, güzellikleri arayan ve bulan bir kimse olacak; her şeyde ideali, güzeli ve inceliği arayacaktır. Bunları duyacak, yaşayacak; sonra da duyurup yaşatacaktır. Tanınmış Fransız sanatçısı Jean Cocteau, “Bir şiirde Önemli olan ne söylenendir, ne de söyleyiştir, ne manadır, ne de musiki. Başka bir şeydir; anlatılmaz.” demektedir. Mesele, şiirdeki işte o “anlatılmaz” olanın sırrına varabilmektir. Bu sözü ile Cocteau, elbet kapalı ve karanlık şiiri savunuyor değildir. Şiir elbet kapalı ve anlaşılması güç saçmalıkların ifade vasıtası olamaz. Ama şiirin, tıpkı bir nesir parçası gibi, bütün inceliklerine kadar kolayca anlaşılıvermesi, varlığını oluşturan, dokusuna renk ve şekil veren unsurların, taşıdığı büyünün hemencecik belirivermesi de beklenilmemesidir. Bu, şiir sanatının öziine ters düşer. Şiir okuyanı veya dinleyeni biraz olsun düşündürmelidir ki, okuyan veya dinleyen, onun gizli ve esrarlı dünyasında bir şeyler ararken, elem ve kaderlerinden bir nebze uzaklaşabilsin. Şiirin bir görevi, bir misyonu varsa, işte buradadır. Şiirin akışına dalan, kendisini şiirin büyüsüne kaptıran İnsan, artık başka her şeyi unutur; bir başka âleme doğru yönelir. Böylece İnsan, içini yakan hüznü ve kederi, bir zaman için bile olsa unutur, belki aradığı, özlediği saadetin eşiğine sürükleniverir. Dergi Park”
    Kardeşimde bu özellikler şirinde kendisinde mevcut zaten.

    “Sevgi insanın kendisine uygun ve hoş gelen şeylere meyletmesidir. Manevi bir eylem olan sevginin belirtisi insanın davranışlarında, yaşam tarzında, fiil ve sözlerinde ortaya çıkar. Sözüyle fiili birbirini tutmayan bir kimsenin sevgisi ne kadar değerlidir? Annesini sevdiğini iddia edip ona kötü davranan bir kimsenin sevgisi ne anlam ifade eder ki?
    Sevgi güzel bir eylem olmakla birlikte insanlar bu güzel eyleme kötülükler katmışlardır. Yanlışı sevmekte ısrar ve güzelden nefret, çağımız insanının belirgin özelliği haline gelmiştir. Sevgiyi hak etmeyen ve hiçbir değer ifade etmeyen fikirler, şahsiyetler delicesine sevilebilmektedir. Bunlar için her şeyden hatta candan bile vazgeçilebilmektedir.
    İslâm açısından sevginin değer bulabilmesi için bu sevginin Allah Teâlâ’nın rızasına uygun ve onun belirlediği sınırlar içerisinde olması gerekir. Bu konuyu daha anlaşılır hale getirmek için Hz. İsa Efendimiz örnek verilebilir. Hz. İsa’yı bir peygamber ve insan olarak sevmek imanın gereğidir. Ancak ondan sonra gelenler sevgide aşırılığa kaçıp onu ilahlaştırmışlar ve Allah’ın affetmeyeceği şirk günahına düşerek sevgilerini heba etmişlerdir. Kendilerini cennete ulaştıracak olan sevgileri yaptıkları aşırılıktan dolayı cehenneme gitmelerine sebep olmuştur.
    Peygamber sevgisi dinin temel prensiplerindendir. Peygamber Efendimizi her şeyden çok sevmek, Allah Teâlâyı sevmenin işaretidir. O’na tabi olmak, Allah’ın sevgisine nail olmaktır. Kur’ân-ı Kerim âyetlerinde bu konuya şöyle değinilmiştir:
    “De ki: ‘Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve beğendiğiniz meskenler size Allah’tan, peygamberinden ve onun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah fasıklar topluluğu hidayete erdirmez.” (Tevbe sûresi, 24)
    “De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız Bana uyun. Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah affeder ve merhamet eder.” (Âl-i İmran sûresi, 31)
    İnsanoğlu kendisine iyilik yapana karşı sevgi besler, minnet duyar. O kimseye karşı kalbimizde bir muhabbet oluşur. Tanımadığımız birisinden gördüğümüz ufak bir iyilik bile ona muhabbet duymamızı sağladığına göre bütün âlemlere hidâyetle gelen, bütün insanlık için rahmet olarak gönderilen, insanlara kitabı ve hikmeti öğreten, dünya ve ahiret saadetine kavuşma yolunu açıklayan yüce Peygamber’e karşı sevgimiz ve muhabbetimiz nasıl olmalıdır?
    Sevmek inanmaktır. Sevmek yaşamaktır. Sevdiğini kendisi gibi, kendisinden de çok duyumsamaktır. Sevmek sevdiği olmaktır. Peygamber sevgisi, sahip olabileceğimiz en büyük servetimiz, Allah Teâlâ’nın bizi sevmesini, imanın kalbimizde derinleşmesini sağlayacak en önemli eylemimizdir. Bu konuya açıklık getirmesi bakımından şu hadisler dikkate değerdir:
    “Sizden biriniz; ben kendisine babasından, çocuklarından ve bütün insanlardan daha sevimli olmadığım müddetçe iman etmiş olamaz.” (Buharî, İman: 8; Müslim, İman: 69, 70)Siyeri Nebi-Halit Akıllı”

    Neyleyim Sevgili..

    Dayanamadım yine geliyorum kapına
    Kor düşmüş şu gönlüme leylayım ey sevgili.
    Başka kime gideyim dayandım tek yapına
    Ter düşmüş anlıma öyleyim ey sevgili.

    Dayanamadım yine geliyorum kapına,Rabbim Kor düşmüş gönlüme gül kokulu Nebine hasretinde özlemindeyim Leyle gibi seven bir sevgiliyim sevenim,Rabbim senden başka kime gideyim ben Rabbim dayandım tep yapına kapına sana geldim.Ter düşmüş anlıma özlemine koşan san bende… Kardeşim duyduğu endişeyle Rabbine gül kokulu Resule varmanın Rabbin merhametiyle olduğunu bildiğinde müminin endişe ile umut arasında olduğunu bildiğinden dizeleriyle buna işaret etmiş…Kardeşim hasrete olan dizelerini en güzel şekilde ifade etmiş.Yoksun kor düşmüş gönlüme EY Gül kokul Nebi seni seven Leyla’yım… Rabbim bu aşkımı sana anlatayım da anlasın beni, sevenimsin benim…

    Aşkta hasret vardır aşığı maşuku diri tutar unutmasına izin vermez.

    Neden nasıl böyle şey kimse demez ki sakın
    Ölüm uzakta değil şah damarımdan yakın
    Dakikalar hep tehdit ediyor akın akın
    Bir kerede sor neden böyleyim ey sevgili.

    Neden nasıl böyle bir şey demez ki sakın aşktan sevmekten, sevmeden hayat nasıl yaşanılır ki? Kardeşim dizeleriyle bunu anlatırken ona katılmamak mümkün mü? Katılıyorum gönülden . Ölüm uzakta değil şah damarımızdan yakın ,evet kardeşim ölümü çok güzel ifade etmiş.Ölüm bulmadan gel ey sevgili bekletme artık dercesine.Dakikalar hep tehdit ediyor akın akın,gelmeyecek bir daha göremeyeceksin diyerek sancılar içinde bırakıyor,gel de sancılarım dinsin artık.Gel ve sor bakalım neden böyleyim ey sevgili,seni senden çok sevdiğimden canına can olan canım sana feda olsun dediğimdendir,harikasın kardeşim bu duyguları gizli özne ve yüklemle hatırlattın.Bazen beklemek bize düşer bekleriz sabırla gelecek olanı…

    Gönül dostu Mevlana ne güzel söylemiş gönülden.
    “Gel ey sevgili
    İstersen yar ol gel
    İstersen yara
    Ne gönlümün derdini sor bana
    Ne sararan yüzümü sor

    Ey gönlümün sol yarısı
    Aklıma koydum seni aklım almadı
    Kalbime koydum seni sana doymadım
    Arşımın aşkı yar

    Aşk sandığın kadar değil yandığın kadar!”
    Mevlana

    Aşk sandığımız kadar değil yandığımız kadardır. Kardeşimizde yanmış akla hasret deryasında arıyorken yari…
    Hasret kora dönmüş yürek yakarken
    Pınarlar çağlamış gözden akarken
    Gönül Medine’ye doğru bakarken
    Yalın ayak yola düşsem Ya Nebi
    Dursa da zamanlar geçsem bir umman
    Biçare dizimde tükense derman
    Mevla’m nasip etse bir kılsa ferman
    Uğrunda çölleri aşsam Ya Nebi
    O gül kokun olsa benim rehberim
    Güllerin sultanı gül peygamberim
    Uğrundaki derdi derman bilirim
    Ağlayarak sana koşsam Ya Nebi
    Salatü selamla huzura varsam
    Edep erkân ile kıyama dursam
    Kabul etsen beni ümmetin olsam
    O an vuslat ile coşsam Ya Nebi
    Hasan Konç

    GELİŞME

    Ne kadar zormuş meğer çıkış yolu aramak
    Kırılmış tarak gibi ak saçları taramak
    Umutların içinde umutsuza yaramak
    Senden başka kime dert söyleyim ey sevgili.

    Meğer ne kadar zormuş çıkış yolu aramak, zordur kardeşim biliriz zordur.Kırılmış tarak gibi ak şaçlarımı taramak,kırılmıştır el tutmaz ey sevgili,umutlarım varken bir an umutsuzluğa düşerim ona yararım onunla olurum gel de umutlarım çiçek açsın şaha kalksın alsın bizi gönül dünyamızdaki evimize sarayımıza götürsün.Senden başka kime dert söyleyim ey sevgili derken bence Rabbimizden başkasına dert anlatılmaz ondan başkasından cevapta alınmaz kardeşim burada bunu ifade ederken çok güzel ifade etmiş.Rabbimizden başka sığınacak hiçbir yerimiz yoktur koruyan gözeten Rabbimdir.

    “NEFS MUHASEBESİ YAPACAĞIZ
    Yara bere içindeyiz. Eller, ayaklar, gözler, kulaklar yaratılış hikmetinden kopmuş. Yürekler ezilmiş, zihinler paramparça olmuş. İnsanî yönler kaybolmuş, insanlık çöle dönmüş adeta… Kendimize gelmemizin, iç muhasebe yapmamızın, “zor zaman”ı aşmamızın, fıtratımıza yönelmemizin zamanı gelmedi mi? Kalbimizde merhamet, şefkat, acıma/üzülme/sevme var mı? Yoksa gaflet örtüleri mi örttü üzerimizi?
    Ahlâkı Kur’an olan ve “Yürüyen Kur’an” diye anılan Peygamber Efendimizi önce iyi tanımak, söz ve davranışlarını doğru anlamak, O’nun yolunda yürümek, onun izini sürmek. Çare bu! Cahil ve zalimlerin zorbalıkla hükmünü yürüttüğü ve güvensizliğin kuşattığı günümüz dünyasının “cinnet toplumu”, vahyin inşa ettiği Muhammedü’l Emin Efendimizin Peygamberi soluğuyla“cennet toplum”una dönüştürülebiliriz ancak. Bunu gerçekleştireceğiz.Yeni Akit-Yaşar Değirmenci”

    ANA BABA FİKRİ
    Ana fikir aşk ve hasretin yaşattıklarıdır o yare olan özlemdir.Baba konusuna gelince baba iştedir çalışıyor gelince sorarız.Gerçi soran olmadı ya şimdiye kadar gelince sorarız.

    “Burada yağmur yağıyor
    Aralıksız yağıyor günlerdir
    Ama sen yine de şemsiyeni
    Almadan gel ilk otobüsle
    Buğulanan camlara usulca
    Yüzünü çiziyorum ki yüzün
    Bir yağmur damlası olup
    Düşüyor yapraklarına gülün
    Güller de bozamıyor bu uzun
    Karanlık sessizliğini kentin
    Anılarını yitiriyor sokaklar
    Bezirgânlaşıyor bulvar ışıkları
    Tarih de kekemeleşiyor bazen
    Ki o zaman aşktır tek bilici
    Aşksa yürümek gibi bir şey
    Duyabilmek kuşların gelişini
    Anısı bizsek eğer bu kentin
    Unuttuğu türküler bizsek
    Acıyı rehin bırakıp bir güle
    Anımsatmalıyız bunları bir bir
    Sonra yürümeliyiz seninle
    Sokaklara caddelere çıkmalıyız
    Belki bir aşktır bu kentin
    Belleğini geri getirecek olan
    Burada yağmur yağıyor ama sen
    Şemsiyeni almadan gel yine de
    Özletiyor bu çılgın sağanak seni
    Sırılsıklam özletiyor biliyor musun?”
    Ahmet Telli

    Anılar defterinde gül yaprağı gibi
    Unutuldum, kurudum
    Başıma düşmüş sevda ağı
    Bir başıma tenhalarda kahroldum
    Sen kim bilir
    Rüzgârlı eteklerinle
    Kim bilir hangi iklimdesin…
    Cahit Zarifoğlu

    SON

    Bir gerçek var ki sevgili gizlemek de boşuna
    Söylemem şartır gitmez iblisin de hoşuna
    Sensiz ömrüm iflastır her gün boşu boşuna
    Kalbimde ki yarayı neyleyim ey sevgili.

    Fatma Alageyik

    Bir gerçek var ki sevgili ey Nebi aşkını seni sevmeyi sana olan aşkımı gizlemek de boşuna, aşkım kendini belli ediyor sana olan özlemim bitmiyor.

    “Hiç beklemediğin bir anda ve beklenmedik bir şekilde beliriverir aşk. Aşk ilk belirtisini Sevenin bir şekilde sevgisini sevdiği kişiye belli etmesiyle gösterir. Daha sonra Konuşmalarınla, bakışlarınla, gülüşünle ve çoğu zaman kaçışlarınla belli edersin aşkını. Çoğu zaman aşkının belli ettiğinin farkında bile olamazsın. Sevdiğin kişi bilmesin istersin ama bir bakmışsın sen dışında herkes anlamıştır sevgini. Aşk böyle bir şeydir işte geldi mi hemen etkisini gösterir ve bir şekilde belli eder kendini…

    Ne yaparsan yap eğer ki sevdin mi zaten bir şekilde belli olur ve anlaşılır sevgin. Bazen bir bakışınla, bazen hareketlerinle ve bazen de ağzından çıkan bir kelimeyle belli olur aşkın… Zaten aşk kendini bir şekilde belli eder. Aşk kapını çaldı mı bir kere, onu geri çeviremezsin. Bir şekilde içeri girer aşk. Adı üstünde aşk bu; seni buldu mu kaçışın olmaz ondan. Nereye gidersen git ve ne yaparsan yap eğer ki aşkın adresi sen isen, o zaman gelir nerede olursan ol ve de ne yaparsan yap bulur seni. Edebiyat evi- Oğuzhan Ateş”

    Kalp atışlarında hızlanma. Aşık olduğumuzu hissettiğimiz anda vücudumuz alarm vermeye başlar. …
    Avuç içlerinde terleme. …
    Seste değişim. …
    Göz bebeklerinde büyüme. …
    Taklit etme. …
    Yüzde kızarma. …
    Karında ağrı alıntıdır”

    Aşkı söyleyemem şeytanında gönül yoktur duygu his yoktur boşunadır söylemem çok doğru ifade etmiş kardeşim. Sensiz ömrüm iflastadır geçiyor boşu boşuna,sensiz kalbimdeki yarayı neyleyeyim sevgili,sensiz saramam bu yarayı gelişinle sarılır bu yaram nerede isen gel ey sevgili.
    ŞİİRİN ANLAM AÇIKLAMASI
    Ey aşkla Alemlerin Rabbini gül kokulu Resulü sevenler terk edip gitmeyin kavuşmak mahşere kalsa da Rabbim Rahmetiyle bizi kucaklayacak inşallah.

    “Bir bedevi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e:
    “Kıyamet ne zaman kopacak?” diye sordu.
    Efendimiz: “Kıyamet için ne hazırladın?” buyurdu.
    “Allah ve Resûlünün sevgisini.” dedi.
    Bunun üzerine Hz. Peygamber:
    “O halde sen, sevdiğin ile berabersin.” buyurdu. [Müslim, Sahih, Birr ve Sıla,45/50 (III; 2032)]”

    ŞİİRİN MANA OLARAK AÇIKLANMASI
    Aşk olmadan sevilmeden hayatın tadına varılmaz.

    GİZLİ ÖZNE
    Terk edip giden sevgilidir.
    AÇIK ÖZNE
    Aşkın güzelliği gönülde açtırdığı çiçekler ve kokusudur.
    ŞİİRİN ANA TEMASI
    Aşkın güzelliğiyle yaşamanın hasreti getireceğin den aşk her gönül’e girmez girerse de hasret ateşiyle kavurur ve pişirir,yanmak pişmek olgunlaşmak gereklidir..

    METİNDEKİ ANA UNSURLAR
    Metin yakın arkadaşımdır o şiirden ve aşktan anlamaz onun için bu kısmı es geçelim.(bunu Sami kardeşimden aldım)

    Şiirde Ritim ve Ahengi Sağlayan Unsurlar Nelerdir?

    1. Ölçü (aruz, hece)
    Şiirimiz 7+7 14’lü hece ile yazılmıştır.

    Da-ya-na-ma-dım yi-ne ge-li-yo-rum ka-pı-na 7+7 :14

    Kor düş müş şu gönlü me ley la yım ey sev gi li. 7+7:14

    Baş ka ki me gi de yim da yan dım tek ya pı na 7+7:14

    Ter düş müş an lı ma öy le yim ey sev gi li.7+7:14

    Hece Ölçüsü (Hece Vezni)
    Her ölçü bağlı bulunduğu dilin yapısından doğar. Bu nedenle Türk dilinin doğal ölçüsü, hece ölçüsüdür. Hece ölçüsü, dizelerdeki sözcüklerin hece sayısının belli bir düzene bağlı olarak eşitliği temeline dayanır. Şiirin bütün dizelerindeki hece sayısının eşit olması gerekir. Hece sayısının eşitliği, o dizenin ölçüsünü, kalıbını gösterir. Yedi heceli bir dizenin kalıbı, yedili; on bir heceli bir dizenin kalıbı on birli diye anılır.

    Dayanamadım yine geliyorum kapına a
    Kor düşmüş şu gönlüme leylayım ey sevgili. b
    Başka kime gideyim dayandım tek yapına a
    Ter düşmüş anlıma öyleyim ey sevgili. b

    Neden nasıl böyle şey kimse demez ki sakın c
    Ölüm uzakta değil şah damarımdan yakın c
    Dakikalar hep tehdit ediyor akın akın c
    Bir kerede sor neden böyleyim ey sevgili. b

    Lirik Şiir (Duygusal Şiir)
    İçten gelen heyecanları coşkulu bir dille anlatan duygusal şiirlere lirik şiir denir. Bu şiirlerde “sevgi, özlem, ayrılık” gibi konular işlenir.
    Kardeşimde lirik şiir dediğimiz duygusal şiir tütründe yazmıştır.Duyguları hep aşkla var olsun.

    Ölçü (Vezin)
    Şiirde, hecelerin sayılarına ya da heceyi oluşturan seslerin uzunluk ve kısalıklarına göre bir düzen oluşturulur. İşte bu düzene ölçü denir

    Kafiye (Uyak)
    Dizelerin sonundaki yazılışları ve okunuşları aynı, anlamları ve görevleri farklı kelimelerin, eklerin veya seslerin benzerliğine kafiye (uyak) denir.

    Neden nasıl böyle şey kimse demez ki sa- kın
    Ölüm uzakta değil şah damarımdan ya- kın
    Dakikalar hep tehdit ediyor akın a- kın
    Bir kerede sor neden böyleyim ey sevgili
    Yarım Kafiye (Yarım Uyak)
    Dize sonlarında bulunan sözcüklerdeki tek ses benzerliğine yarım uyak denir.

    Ne kadar zormuş meğer çıkış yolu arama – k
    Kırılmış tarak gibi ak saçları tarama- k
    Umutların içinde umutsuza yarama- k

    Tam Kafiye (Tam Uyak)
    Dize sonlarında bulunan sözcüklerdeki iki ses benzerliğine tam uyak denir.

    Ne kadar zormuş meğer çıkış yolu ara—–mak
    Kırılmış tarak gibi ak saçları tara———–mak
    Umutların içinde umutsuza yara————mak

    Redif
    Dize sonlarındaki yazılışları, görevleri ve anlamları aynı olan ek, sözcük ya da sözcük gruplarına redif denir. Redif, sadece eklerden oluşmaz. Hem ek hem sözcükten, hatta sözcük gruplarından da oluşabilir.

    ŞİİRDE AÇIK KAPI
    Hakkın kapısı hep açıktır Rabbim kapısını sonuna kadar açmıştır.
    ŞİİRDE KAPALI KAPI
    Vuslatın kapısı kapalıdır bu ahirette açılır.
    ŞİİRDE MANA KAPISI
    Aşktır hak aşkı gül kokulu Nebi aşkı.
    ŞİİRDE YAN KAPISI
    Kaybolan insanın nefsini terk ederek Rabbine varmasının açık kapısından habersiz kapıdan habersizce varmadan çıkarak kaybolması ve varmasıyla yeniden var olmasıdır..
    ŞİİRİN HAN KAPISI
    Gönüldür, öyle otel değildir ki canın istediği gibi gelip girip yatıp çıksın hakkı gül kokulu nebiyi unutturacak söz kelime ve düşünceler.
    ŞİİRİN CAN KAPISI
    Hak Mevla’ya olan ve gül kokulu nebiye olan sevgidir,aşktır
    Kardeşime teşekkürler ediyorum bu güzel şiiri ile bizi aşk diyarında gezdirtti hasreti anlattı anladık, hasrete kapı açmayacağımıza ben söz verirken Rabbim bu konuda yar ve yardımcımız olsun selamlarımla.
    Mehmet Aluç

Medya

Arkadaşlar

Profil fotoğrafı
EMİR ŞIKTAŞ
@emircancan
Profil fotoğrafı
Sümeyye
@smyy1101
Profil fotoğrafı
Serdar Çelik
@karanliklarsairi
Profil fotoğrafı
msslaviniiaa
@msslaviniiaa
Profil fotoğrafı
Hanife Mert
@yarenden
%d blogcu bunu beğendi: