Ve Sonunda

Ve sonunda Sabah oldu. Bu pis karanlığı Gözyaşlarımla yıkayıp Çıkardım aydınlığa. Bu ilk değildi Ama belkide sondu. Gitmek istiyordun… Kalmak istiyordun Sevmek istiyordun. Gitmek istiyordun.

Yeni Çizimim

Birleşin ey! Yolları Kur’an’da birleşenlerBirleşin, itikatta, imanda birleşenlerAyrılık yakışmıyor, bölünmek günah sizeBirleşin ey! Secde-i Rahman’da birleşenler. Gökçekimi / Abdurrahim Karakoç Sayfa 45 – Kadim Yayınları

Tempête

Bir dağın soğukluğu An an , içimize sinerek Geçiyor diş takırtıları Yürek titreyişleri Yüzümde buhar tutan Nefes alışlar. Seni tutmazsam düşeceksin Bu sisten ,gömlek dikeceğim

20 Fit Mesafe

Menzilim darGözlerim de miyoptur. ‘Fazla okumak da zararlıdır.Okuyunca ne olacak sanki .Ben sıkılıyorum, duramıyorum . ‘ Miyoptur kulaklarım da bizatihi. Oturduğum yerden umut etmezsemBu dert

Saudade

Alışmıyorum Bu farklı bir durum inan. Mesela artık bu yolda yürümeyeceğim. O köşede beni beklemiyorsun şuan. Ne gömleğinde annenin ellerini Ne de yüzünde babandan kalma

Tanışmak

Üryan ayaklarımla toprağı sevmek Yada mahcup olmak gözlerimle, güneşe Sabahleyin anamın pamuk saçlarından öpmek Ve sonra uyumadan kucaklamak babamı . Ve çaya göz kırpmak, tek

Ezan

Sevdiğim sesinle yüzleştiğimde Kaçıyorum , duruyorum , duramıyorum. Bende her şey başa evrildiğinde Susuyorum , yanıyorum , susamıyorum Bir iniltidir kalbimden kopuveriyor Ellerimizde kopuyor ,

Pieta

Kalbimin duvarlara kesmiş ağrısını Kollarımla taşımaktan yoruldum. Uzansam Kaburgalarında bir rahim sıcaklığı. Ben senin özünden sana eş olduğumu Ve seni doğurmanın içimdeki imkan delili izdişümlerini;

Yaşandı. Yaşamak mı bu? Kafandaki ben değilim. Gün; Ruha Düşüncelere Korkulara Umutlara Hayallere Geleceğe doğmadı. Perdeyi aç… Kalbimi ört. Hoşçakal.

Selam

Beyaz elleri vardı kadının ,Hatrımda kalan.Orta halli kesilmiş tırnakları …Bazen birini kesmeyi unuturdu ;Ruhen de yorgundu…Terketti beni… Bakışları saatlerimi alan  ,Bir yanı farklıydı.Dipsiz bir kuyuya

Taşma

Senle ben sevdiğim Aydınlanmadır bu saatlere kalan içimize. Olanca hasret- in Kalp-in ve kalbim’den Coşkuyla aydınlanmasıdır. Bir çocuğa gebedir yanakların Müjdeli bir bekleyiştir bu Ben’deki

Vâr-Oluş

Ellerimizle yerden toprağı sırtlıyoruz . Özümüzde şu yanan Aynı minvâl oluşu. Senin vâroluşsal kaygıların Tırnaklarınla kazırken olancasını; Arı-duru bir dil gibi -Ceyhan avuç içlerim ‘den

İNANMAK

İnsanlar için zaman İnanmak mefhumuyla başlar. Bunu ussal çatışmalarımdan çıkardım. Ama neye ve nasıl inanmanın; O ağırlığı O katı ve sert duruşu O değişmezliği ve

OSAMA

Bu büyük ölçekli coğrafya Çizilmiş çelikten ve kurşundan Ateş atsam kan patlıyor varillerde. Osama ; Çatlayan , acıyla savrulan varoluştan, gözyaşından ve yokoluştan başka verim