OKURLAR ANLAR

Ayyaşın tekiydi Dimitri. Sabahtan akşama, akşamdan sabaha kadar elinde şişeyle dolanırdı. Sarhoşluk onda, çapkınlık onda, kumarbazlık onda…

Bir kez gönül verdi mi insan bir daha kendini de gönlünü de geri alamıyor ki… Sevdim be çok sevdim Dimitri’yi! Gençlik hatası da diyemem, kör âşık olmadım hiç. Her şeyini bilerek, her şeye rağmen sevdim. Çok sevdim.

Bana evlenme teklif ettiğinde o da beni seviyor, sandım, hiç düşünmeden kabul ettim. Gerçekten sevdi mi, benden iyi bir eş olur diye mi düşündü, beni çekip çevirir mi dedi, bilemiyorum.

Ne iyi bir eş olabildim ne de onu çekip çevirebildim. Bildiğinden şaşmadı hiç.

Dışarıya hep güler yüzümü gösterdim. O, içip sızınca fakir odamın içim kadar karanlığını mumla aydınlatmaya çalıştım. Yapacak çok şey yoktu hayatımda.

Bu sefil hayatımı insanların görmesini istemediğim için en yakınlarımla bile aramı bilerek bozmuştum. Beni rahatlatan; bana, beni anlatan şeylere, romanlara sığınmıştım. Tek ben değildim, benden yüzyıllar önce de yaşamıştı kadınlar; benden yüzyıllar önce de yaşanmıştı aynı acılar. Bu yüzden okuyordum; acaba kendimi, Dimitri’yi nasıl düzeltebilirim, diye.

Sürekli bir hal çaresi düşünüyordum. Anladım ki herkesin romanı farklı, her romanın kurgusu ayrı.

Bebek beklediğimi öğrendiğim gün, Dimitri’den de bir acı haber aldım. Karlı bir günde ayağı kaymış, buz kütlesine çarpan kafası yarılmış ve oracıkta can vermiş.

Cenaze işlemlerinden sonra geldi aklıma, ben bebeğime babasını nasıl tanıtabilirdim ki? Bir gece gittim mezarlığa, Dimitri’nin kafasını alıp geldim.

Gün geçtikçe kafası değişiyor, tanınmaz hale geliyordu. Her gün siliyor, temizliyordum; ama bu kaçınılmaz son için elimden hiçbir şey gelmiyordu.

En sonunda elimde kala kala Dimitri’nin kafatası kalmıştı.

Ona dokunmasam, onunla konuşmasam kendimi huzursuz hissediyordum.

Onun sevdiği yemekleri yapıyor; çantama alıp onu, sevdiği yerlere götürüyordum.

İş yaparken hep toplardım saçımı, Dimitri’nin sevdiği gibi açık bırakıyorum şimdi. Siyah, uzun saçımı sallamamı çok severdi.

Yine bir akşam, mum ışığında Dimitri’yle muhabbet ederken saçımı elleriyle taradığını hissettim. Müthiş bir ürperti…

Bir de baktım ki sabah olmuş. Akşam bitirdiğim Rus Edebiyatının ünlü romanının etkisinde kalmışım.

   Hamiyet Su Kopartan ✍
            03.01.2020

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: