Ellerim değil yüreğim üşüyor,
Bu ıssız sokakların arasında.
Cebimde tartamadığım mantarlarla,
Hayli zaman yürüyorum yalnızlığıma.
Anlam yükleyemediğim yanlış esen rüzgarda savuruyorum yaprakları.
Benden  geriye bir şey kalmalı diye.
Mısralara kar yağdırıyorum.
Doğaya aykırı olmasın kış diye.
Senden uzak olmasın gözlerim diye.
Yarım kalmasın hikayeler diye.
Sokakların karanlığına hüznümü bırakıyorum.
Gece hüzündür biliyorum.
Her bir adımımda yaşıyorum.

Kavuşmalarımız meşhurdur bizim.
Sevdaya dahildir.
Şayet yazamadığımız şiirler vuslatımıza mahşerdir.
Öyle bir kavuşma düşlüyorum.

Ellerim  değil yüreğim üşüyor.
Kıyamadığım kaşlarına damlalar düşüyor.
Ellerinde sobadaki küllerin izi.
Kavgaya bilenmeden yüzün sürgün yaşıyor.
Baktığın dağlar yorgun…
Sesin, gülüşün Fuzuli olmaktan çıkıyor.
Erken bir dönem,
Geç kalınmadan,
Sana en çok gülmeler yakışıyor.

Kavuşmalarımız meşhurdur bizim.
Sevmeye yeminli…
Sevgiye inançlı…
Kelimesi öz, suskunluğu büyük…
Anlaşılmış, yaşanılmış…
Öyle bir vuslat düşlüyorum.

Ellerim değil yüreğim üşüyor.
Çığırtkanlık yokken,
Gelenek bu ya insan deyince;
Umursamazlık, geçinmezlik…
Masalara sığan kartlar kadar göremiyorum kalplerini.
Sözler kadar duyamıyorum iklimlerini.
Buz tutmuş baharlarını.
Ellerim değil yüreğim üşüyor.

Kavuşmalarımız meşhurdur bizim.
Kalabalıklarımız yalnızlığımızdır.
Nedendir göğe bakışımız ?
Gülmelerimiz geceye hüzündür bizim.
Artık ellerim değil yüreğim üşüyor.
Ve ben biliyorum.

Fatmanur Nartekin C☆

By gecenin peşinde yolcu

Buzun susayan dağı... Çölün üşüyen sıcağı...

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: