Emir Şıktaş

Gecesi, gündüzü olmayan kadındı.

Kış aylarını dinlenme dönemi sayardı kendince.

Haftada bir gün tandır yakar, ekmek yapardı, çocukların bakımı, Babamız gurbette çalıştığı için hayvanların bakımını, yemlenmeleri, sağımları, evin hem erkeği hem kadını olarak Annemizin mecburi işi olmaktaydı.

Bahardan sonra bu işlere tarla çapalama, bağ, bahçe işleri de eklenirdi.

Zaman hızla geçip gitmiş, rahmetli babamız Şair – Yazar – Gazeteci H. Salih Şıktaş 7.9.2004 de vefat etmişti. Ondan geriye eşi H. Seyali Şıktaş hanım, Yeşil Iğdır Gazetesi, Dert Ehli şiir kitabı, yetişkin evlatları kalmıştı. Annemiz yaşamak için kendi evini tercih etmişti, zaten ailemiz bir binada oturmaktaydı. Babamızın vefatından sonra sağlık sorunlarıyla yıllarca uğraşan Annemiz, birkaç kez yüksek şeker, tansiyon ve kalp sıkıntıları ile yoğun bakımda kalmış, fakat sonu iyi olduğu için evlatları olarak şükür etmişdik.

Rahmeti Babamız H. Salih Şıktaş’ın (Şair Salihler) vefatından 17 yıl sonra idi, yine rahatsızlanmış ve müdahaleler yapılmıştı. Pandemi ve benzeri hastalıklar yoğun bakımlarda daha çok bulaştığı ve sağ girip ölü çıkmak riskleri dolayısiyle sağlıkçı olan kardeşimiz tarafından evde ilaç takibi yapıldığından o gün yani 17.12.2021 tarihi gecesine kadar hastaneye gitmesini istememişdik.

Fakat o gece acil ambulansı çağırmak zorunda kalmıştık. Ambulansla hastaneye varmak bir gün gibi uzun gelmişti. Vardığımızda hemen yoğun bakım odasına alınmış ve kalp durması nedeniyle masaj yapılmaya başlanmıştı doktorlardan gelen bilgilere göre. Ve bir ara kalp çalıştı dendi. Biz de yine şükrederken kardeşlerim, bacılarım benim eve gitmemi istediler. Rahatsızlığım nedeniyle bende son kez yüzünü göremediğim Annemi önce Allah’a sonra doktorlara emanet ederek hastaneden ayrıldım.

Cuma gecesi saat 02.00 civarlarında ikinci bir kalp krizini yaşayan Annemiz, ikinci krizde yapılan tüm müdahalelere cevap vermemiş ve ruhu, ebedi mekanına uçmuştu.

Ani gelişme ile evde yıkılmış, perişan olmuştum. Neden geldim diye kendimi suçlu görmeye başlamıştım bile. Hepimiz için çok zor bir geceydi. Sabahın olması bize bir asır gibi gelmiş, sabah açılmaz olmuştu.

Sabah olup, güneş doğunca gerçekler değişecek miydi, hayır? Haber alan dostlar gelmeye, acımızı paylaşmaya başlamışlardı. Rahmet dileyene sağol diyebilmek bile zor ifade edebildiğimiz bir kelime idi.

85 Yıldır gördüğümüz, huzur bulduğumuz, dertler paylaştığımız, ‘sizin derdiniz de bana gelsin’ diyebilecek kadar fedakar annemiz artık yoktu.

Çaresiz, naçar, en değerli ikinci varlığımızı kaybetme acısıyla, ne yapmamız gerektiğini bilemez bir haldeydik. Ailemizin son büyüklerinden olan Annemiz de artık göç etmiş, Baba’dan sonra Anne’den de yetim, öksüz kalmıştık. Varlığı ile bizlere yol gösterip, destek olan canımız bizleri bırakıp gitmişti. 19.12.2021 günü Karakoyunlu mezarlığında kara toprağa teslim ettik.

Tarifsiz bir acıydı gidişin Anne’m!..

Ruhun şad, mekanın cennet olsun..

By EMİR ŞIKTAŞ

Bir ömrün sonbaharı..

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: