Hatıra defterlerimiz vardı eskiden, çok eskiden, çocukken. Kim yazsa hatıra defterimize, biz kimin hatıra defterine bir hatıra kalsın diye el yazımızla yazsak çocukluk ya başka cümle yok gibi hep “Kalbin kadar temiz bu sayfayı bana ayırdığın için teşekkür ederim.” yazardık.

Büyüdük, yaş aldık ve birçok cümle kurmayı öğrendik. Yazmaya başlayınca daha önce kurulmamış cümle kurma hevesine düştük. Herkesin bildiği, günlük hayatta kullandığı kelimelere kendimizden yeni anlamlar yükleyerek o kelimeyi özelleştirmeyi sanatın gereği olarak öğrendik, uygulamaya gayret ettik. Kelimelere yeni bir boyut kazandıramayanlar, kendi yazı dilini oluşturamayanlar, kendi kelimesini bulamayanlar işin kolayına kaçıp halkın bilmediği kelimeleri Arapça, Farsça, İngilizce, Fransızca, hatta ölmüş de olsa İbranice ve Latinceden özenle seçerek yeni cümleler kurma kaygısı taşıdı.

“Kalbin kadar temiz bu sayfayı bana ayırdığın için teşekkür ederim.” cümlesini kurmuyoruz artık. Edebî eserin özelliklerindendir biricik olma, tek olma. Oysa hepimiz de edebî eser üretmiyoruz, kimse edebî eser çıkarmak zorunda da değil. Özel olma, kendini biricik hissetme duygularımız samimiyeti kaybetti çok zaman.

Hoş, yazsak kime yazacağız? Kaç kalp var ki temiz kalan, kirlenmeyen? En temiz yaşamaya dikkat eden dahil hepimiz de sübliminal bir mesajı alıp kabul ettik “Kirlenmek güzeldir” sloganına itiraz etmedik.

Kendinden daha güzel, daha akıllı, daha başarılı gördüklerinin ayağını kaydırmak için hasedinden; mirasta daha çok pay almak için hırsından, daha çok kazanmak için aç gözlüğülüğünden kirlendi kalpler… Yanlış insanlar içinde doğru yaşanmaz. Bu yüzden ya kitlendi diller ya da kirlendi kalpler.

Her kar yağışında sevinç kaplar içimi. Her kar tanesinde yeni bir umut düşer yere, yeni bir ferahlık gelir gönle.

Her kartopu üşümenin, emek vermenin, çalışmanın göstergesi oyunun yanında.

Kar maymunları belgeseli seyretmeyen bilemez emeğin boşa gittiğini. Daha biraz önce elinde tuttuğu kartopunun aniden eriyip kaybolduğunu, hiç olduğunu. Bakmayın insanların öve öve bitiremediği hiçlik makamını, hiç olmaya niyet eden zaten gayret etmez hiçbir şey için, hiç olmaya niyet eden makam beklemez zaten.

Her kar beyaz huzur kaplar her yeri, bizim açamadığımız temiz sayfayı bizim yerimize açıyor. Bizim temizlemeye cesaret edemediğimiz kalbimizi bizim yerimize temizliyor.

Bir avuç kartopu var elimde, atmıyorum kimseye, ihtiyacı olana hediye ediyorum. Korkmayın, içinde taş yok. Taşlamıyorum kimseyi.

Bir avuç kartopu hediye ediyorum kalbini temizlemek isteyenlere. Bir avuç kartopu hediye ediyorum temiz bir sayfa açmak isteyenlere.

Bir avuç kartopu hepimize yeter, kimin ihtiyacı varsa gelip alsın. İhtiyacı olmayanlar da gelip alabilir onlar da kartopu oynar, fena mı? İnsanlarla oynamadıkça oyun oynamanın hiçbir sakıncası yok.

Bir avuç kartopu hediye ediyorum her kar tanesini bir meleğin indirdiğini unutanlara. Bir avuç kartopu hediye ediyorum o meleği avucunda tutmak isteyenlere. Bir avuç kartopu hediye ediyorum o meleğin kulağına fısıldamayı bekleyenlere…

Muhabbetle…

 Hamiyet Su Kopartan ✍️
     20.12.2022

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: