Clarissa Pinkola Estes’ten güzel bir yaratılış ilahisi anlatımına kulak verelim ( çizimimin ruhunu da yazıma katmak istiyorum)

Kemikleri toplayan yaşlı, içimizdedir. Bu vahşi benliğin ruhsal kemikleri içimizdedir. Bir zamanlar olduğumuz yaratık gibi tekrar ete kemiğe bürünme potansiyeli içimizdedir. Kendimizi ve dünyamızı değiştirecek kemikler içimizdedir. Soluk içimizdedir, doğrularımız ve özlemlerimiz de; bunlar hep birlikte bir şarkıyı meydana getirir, söyleme arzusuyla yandığımız yaratılış ilahisini…

Şimdi Pinkola Estes’in bu satırlarını aklınızda tutun. Çizimimi ortaya çıkarmasında etkin olan bu satırların rolüne mercek tutalım.

Sanat tarihi üzerinde ya da bir tablo yorumlamasına ilişkin bir yazı kaleme alınacaksa dikkat edilecek hususlar mevcuttur. Ressamın resimde gizlediği mesajlar çizgilerinin ardında yatan olaylar bizim için önemlidir. Birçok ressamın  tablosunda da hayatın etkileyen olaylar, kişiler,  mekanlar ressamın kendine özgü bakışı ile tuvalde kendine bir biçimde yer bulmuştur.

Ben çizimimi yaparken ilham alınacak faktörü değiştirdim.  Pinkola Estes’in muazzam yaratılış ilahisi üzerine yazdığı satırları resmetmeye çalıştım.

Ben, Pinkola Estes’e cevap olarak bir çizim yaptım  Necip Fazıl Kısakürek’ten de benim çizimime bir cevap verelim:

Demek ben bu toprağın üstünde yaşamıyorum. Demek ki benim beynim, kimsede olmayan bir takım vehim nebatları yetiştiren bir hastalık tarlası! Allahım! Ya ben bir deliyim, ya karşımdaki adam insanın bakamayacağı kadar düşkün bir yaratılış!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: