Ne kadar haklı bir cümle değil mi ?İnsanlardan, anlaşılmadığımız ortamlardan kaçar adım uzaklaşmayı tercih ettik. Gereksiz yorucu kalabalıklar yerine kendi içimizde ki asil yalnızlığı sever olduk. Dünyanın baş etmeye çalıştığı pandemiden herkes kendi payına düşeni aldı. ‘Mesafenin önemi ‘ altında bağı güçlü olmayan pamuk ipliğine bağlı ilişkilerden sıyrılmak için haklı gerekçelerimize sarıldık.

Yine de iyi tarafindan bakmak gerekir. Samimiyet içermeyen , kendinden ödün veren ‘HAYIR’ diyemeyen insanların sınırlarını çizmesine ve kendi içine dönüp kendini onarması için en ‘sağlıklı ‘zaman dilimleri oldu.
Bizler ikili ilişkilerimize çok fazla anlamlar yüklüyoruz. Büyüklerimiz herşeyin fazlası zarar demişler.
Çok sevmek, çok üzülmek, çok yemek, çok düşünmek, çok kızmak…. Hayatımızın dengesini bu ‘ÇOK’ ları normal seviyeye indirgeyerek doğru orantıyı korumak önemli olan. Değer vermek ayrı, hayatının merkezine koymak ayrı şeyler. Bir süre sonra beklentiyi karşılamayan ilişkiler hayal kırıklığı yığınına dönüşür. Mutsuzluk kendi ayaklarıyla gelirken mutluluk için özel bir çaba harcamak zorunda hissediyor ve bu duygu karmaşası içinde yaşama sanatının amacını kaçırıyoruz. Günlük hayatımızda herşey kusursuz ilerlemiyor ne yazık ki.. Olumsuz giden olaylar hemen bizi demorilize edip enerjimizi düşürmeye neden olmakta . Gün akarken, biz o takıldığımız zaman diliminde kalıyoruz . Duyduğumuz yaşadığımız olaylar karşısında elbette bizi etkileyen anlar olacaktır kayıtsız kalamayız ama kendimizi mutsuzluk çukuruna sokmadan, asıl olan mutsuzluğun içinde mutluluğu ve mutluluk içinde mutsuzluğu görmektir diye düşünüyorum.

Olumsuz ilişkilerin girdabından sıyrıldığımız zaman bize kalan tecrübedir. Sınırlarımızı kendimiz çizmeliyiz. Hayatımızda ki insanlara hayır çizgisini koruyabildiğimiz kadar kendimiz olabiliriz. Dün samimi sohbet ettiğin arkadaşın bugün sana mesafeli gelmiş olabilir. Bu kişinin kendiyle alâkalı durumu olabilir. Selâm verip güne devam etmek her iki taraf için daha estetik duracaktır. Bu tavıra anlam yüklemek , zihnimizden geçen türlü sorular kirliliği gün içinde hem ‘an’ı yaşama kalitemizi etkiler hem de yersiz durum duygusunun içine çeker. İnsanın önceliği kendisi olmalıdır. Bu bencillik değil sınırlarımızı korumaktır. Bunu koruyabildiğimiz kadar kendimiz olabiliriz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: