Yürürüm sanmıştım bin yıl yükünü yuttuğum tozlu yolları,
adım bile atamadım çerçevemden.
Varmak, zorlu bir hasret saç tellerine.

Kaydırak bu gökkuşağı düşlerimde,
parçalarım dizlerimi de yine sanarım oyunun bir parçası.
Taşlardan elimde kalan bir kum tanesi, temizlenmek en fecisi bir çocukken.

Hışırtı sever ayaklarım,
Bir de üşürler, birbirine değmek isterler.
Zaten oyun değil mi yaşadığımız?
Hangimiz dikmedi bir mum eline?

Yaş aldıkça anlaşır büyüklüğün ezikliği,
kin tutmamış geçmiş bırakmaz peşimizi.
İçimiz hep bir git gel durağı belki.
Çocuksan bilemezsin böyle şeyleri.

El değmemiş tozlar şimdi ellerimde,
belki ellerin hep ellerimde,
boğuk ve sisli bu ara gözlerim,
bulmanın eşiğinde çocuğum kendini içimde.





Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: