DİNİ SORGULAMA YANARSIN;

Dinin sorgulanmasını kimi uyanıklar istemezler. Sizce neden istemezler diye sorsam? Hepiniz farklı cevaplar vereceksiniz biliyorum. Çoğunluğunuzun şöyle dediğini duyar gibiyim. Dini sorgulamak kimin haddine! Din sorgulanır mı? tövbe-tövbe bizi konuşturup ta günaha mı sokacaksın bre melun diye kızdıklarını da duyuyor gibiyim.

Halbuki kutsal kitaptaki ayetler bir-bir inmeye başlamaya başladığında bunu belirleyen unsur, cahiliye toplumunun İslamiyeti öğrenmek yada düştükleri şüpheyi gidermek için peygamber tarafından açıklık getirmek için, mecburen dinin öğretisi açısından açıklanması icap ediyordu, buda Allah tarafından Cebrail Aleyhiselam aracılığıyla insanların sordukları soruya açıklama getirmesi için, Ayet olarak inmişti. Bunun ismi de dini öğrenmek adına sorgulamaktır.

Bugün 6666 Ayet olarak okuduğumuz Kuran-ı kerim oluşana kadar bir sürü ayet değişerek inmişti. Bunlar ileriki zamanlarda yani Peygamber efendimizden sonraki yıllarda tefsir edilerek halinde İslamiyet’e gönül veren toplumlara açıklayarak anlaşılır bir dil haline getirildi.

Bugün dahi din konusu açıldığında ne yazıkki halla şirke giriyorsun böyle konuşmakla yada sen kim oluyorsun da din hakkında fetva veriyorsun gibi baskı oluşturacak telkinlerle karşılaşabilirsiniz.

Halbuki tefsirleri yazan din alimleri tefsirleri oluştururken sorgulayarak sonuca ulaşmamışlar mıdılar? Bundan öte peygamber efendimizi doğrulayan hadislerle birleştirerek İslamiyetin yayılarak kıtalara ulaşması sağlanmıştır.

Eğer tefsirler olmasaydı ve hadisler olmasaydı ne bugün kuranın bize dediğini anlıyor olacaktık, nede anlaşır bir şekilde okuyor olurduk. Hadislerde bize Peygamber efendimizin yaşantısıyla ilgili bilgiler vermemiş olsaydı, biz İslamiyeti İslam dünyası olarak zamanla dini sıradanlaştıracaktık ve itibarsızlaştıracaktık belki. Eğer gökten indiği gibi okumuş olsaydık aydınlatıcı bir fikre sahip olamayacaktık belkide kim bilir; buda bizi körü körüne hurefalığa itecekti.

Acaba neden; sizce neden dinin hiçbir zaman sorgulanmaması bizden istendi? Misal babam hafız olmasına rağmen evimizde Kuran-ı kerim ve Kuran-ı kerimi anlatan hadis ve tefsirler olmasına rağmen ben yıllarca kuran kitabını elime alamadım, aldığımda da içimi bir korku sarardı. Çünkü bana dokunmamam gerektiği anlatılmıştı ve ardından koca bir azar! “Dokunma yanarsın” halbuki benim inandığım dini öğrenmem için önce benim onun benimle Allah arasında aracılık eden Kuranı okuyup öğrenmem ve ne demek isteğini öğrenmiş olmam icap etmez miydi.

Bir başka sorgulanmamasının istenmeme nedeni olarakta; bağımlı bırakılmak olduğu kanaatindeyim. Eğer sizler bizler dinimiz bize ne dediğini kuran-ı kerim ve tefsirlerden öğrenmiş olursak kimsenin bize kendi saçma düşüncelerini empoze etmesine izin vermeden, Allah ile kuran aramıza kimsenin girmesinin mümkün olmadığına vesile olacak ve buna müsaade etmeden kendimiz dinimizi öğrenmiş olacağımızdır. Allah (C.C) ne diyor; peygamber efendimize vahiy geldiğinde Oku diyor Cebrail (A.S) Peygamberimiz ben okumayı bilmiyorum dedikçe Cebrail A.S göğsüne bastırarak oku emrini veriyor! En son nasıl diye sorunca Cebrail Allahın adıyla oku diyor.

Okumanın öğrenmeye aracılık yaptığı hiçbir zaman unutulmamalı ancak tembeller ve cahiller sünepe gibi yaşamayı kendisine seçenler sorgulamadan okumadan başkalarına bağlı yaşarlar ve onların kendilerine empoze etmek istedikleri hurefalıklarla dolu bilgilerle hareket etmek zorunda kalacaklardı.

Kulaktan dolma sözlere itibar etmenin kimseye faydası olacağını sanmıyorum; kafa karışıklığından başka. Onların kendilerine faydası olmadığı gibi çevresine de bir faydaları dokunmaz. “İtaatkarlardırlar” yukarıda saydığım sınıfına girenler, emir eri gibi yön verilmeyi beklerler. Sahipsiz kaldıklarında uçuruma yuvarlanarak ölecekleri kanaatini beleklerine nüfus etmiş bir biçimde yaşarlar.

Kendilerine ait bir hayat felsefesi geliştirmekten uzaktırlar. Sadece birilerinin söylediklerini emir telaki ederek yayarlar. Araştırma soruşturmaya gerek yoktur. Yön verenin söyledikleri onlar için adeta bir senet kadar inandırıcı ve güçlüdür.

Halbuki o sözlerin sahibi olan kişi kendisini lider olarak görmektedir, zamanla kendisini neredeyse peygamber olarak gösterecek kadar sapıklık içine girecektir. O yüzden sizlerin yapmanız gereken Muhammediye dinine ve onu bize ulaştıran peygamberin sünnetlerine Allah’ın bize farz kıldıklarının dışına çıkmadan uyalım.

By davutzol

İçimdeki yalnızlığım adlı kitabın yazarıyım burada sizlerle dostça paylaşımlarda bulunarak ortak noktada ve görüşte buluşmak için varım

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: