Prof. Dr. Ata Atun

Eğer Birleşmiş Milletler ait Kıbrıs Barış Gücü, INFICYP, KKTC’nin egemen olduğu topraklarda görev yapmak istiyorsa, KKTC ile Uluslararası geçerliliği olan, İngilizce kısaltılmış adı ile S.O.F.A., Status of Forces Agreement – (Askeri)  Kuvvetlerin Statüsü Anlaşması imzalaması yapması gerekmektedir.

16 Ağustos 1960 tarihinde Kıbrıs Cumhuriyeti ilan edilirken, Anayasası içinde 2 tane SOFA Anlaşması, 1 tanede özel içerikli SOFA Anlaşması bulunmaktaydı.

Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası içinde, Yunanistan ile Kıbrıs Cumhuriyeti arasında, Kıbrıs Cumhuriyetinin egemen olduğu topraklar üzerinde 950 kişilik Yunan Alayı konuşlandırılması ve aynı şekilde Kıbrıs Cumhuriyetinin egemen olduğu topraklar üzerinde 650 kişilik Türk Alayı konuşlandırılması anlaşması yer almaktadır.

İngiltere ile Kıbrıs Cumhuriyeti arasındaki SOFA Anlaşması ise biraz daha farklı kapsamdadır.

Askeri kuvvetler, hangi ülkenin egemen toprakları üzerinde görev yapmak veya konuşlanmak istiyorlarsa, o ülke ile anlaşma yapmak zorundadır. Bu uluslararası bir kuraldır.

Kıbrıslı Rumların, Kıbrıs adasını tek başlarına yönetmek için 1960 Kıbrıs Anayasasından, Kıbrıslı Türklere eşit ortaklık haklarını veren 13 maddeyi, 21 Aralık 1963 tarihinde silah zoru ile iptal etmek amacı ile başlattıkları saldırılar sonrasında BM Güvenlik Konseyi toplanmış ve bir takım kararlar almıştır. Alınan kararların içinde, adada, iki halk arasındaki silahlı çatışmayı, Rumların Türk mallarını yağmalamasını ve ölümleri durdurmak için Kıbrıs Cumhuriyetini silah zoru ile ele geçirmiş olan Makarios’un terörist hükümeti ile BM Barış Gücünün adaya konuşlandırılması da vardı.

BM Barış Gücü, UNFICYP, dönemin terörist Makarios Hükümeti ile BM arasında imzalanan SOFA Anlaşması ile adaya 1964 yılının Mayıs adında konuşlandı. Konuşlanma şartlarından bir tanesi de BM Barış Gücü’nün silah kullanamayacağı idi. Bu nedenle de adadaki Barış Gücü, hiçbir çatışmaya ve Rumların Türklere karşı gerçekleştirdiği hiçbir saldırıya fiilen müdahale edemedi, çatışmaları da silah zoru ile durduramadı. Sadece protesto etti, hiçbir değeri olmayan raporlar yazdı ve Türklerle Rumların arasında postacılık yaptı.    

Yunanistan’ın, 15 Temmuz 1974 tarihinde Kıbrıs adasını ilhak etmek amaçlı gerçekleştirdiği darbeden sonra Türkiye’nin garantör ülke olarak, Kıbrıs Anayasasında kendisine verilen Garantör ülke yetkisi ile (Ek1, Madde4) darbecilerin yıktığı Kıbrıs Cumhuriyetini tekrardan yerine koymak için gerçekleştirdiği Barış harekatı sonrasında Kıbrıs adası üzerinde fiilen 2 egemen yönetim oluştu.

1974 Barış Harekatı sonrasında günümüze kadar, Kıbrıs adasında oluşan 2 devlet arasında hiçbir silahlı çatışmanın yaşanmaması, gerçekte BM Barış Gücüne artık postacılık dışında bir gereksinim olmadığını ortaya koymaktadır.

BM Kıbrıs adasında silahlı bir Barış Gücü bulundurmak istiyorsa, KKTC devleti ile SOFA Anlaşması yapmak zorundadır.

Böyle bir anlaşmayı yapmak istemiyorsa, KKTC içindeki kamplarını kapatıp ara bölgeye taşınmalı ve KKTC’ye geçmek istediği zaman da KKTC hükümetinden izin alması gerekmektedir.

Kıbrıs Rum Yönetimi, çatışma olunca müdahale etsin diye değil, kendi siyasi çıkarları ve KKTC Hükümetini muhatap almak istememesi siyasi nedeni ile BM’nin adada kalmasını istemekte ve Yunanistan ile birlikte BM Barış Gücünün giderlerinin büyük bir kısmını ödemektedir.

BM Barış Gücü, KKTC toprakları üzerinde görev yapmaya devam etmek istiyorsa, illaki KKTC ile bir anlaşma yapmak zorundadır. Bugün, yarın veya da yakın gelecekte…

Prof. Dr. (İnş. Müh.), Doç. Dr. (UA. İliş.) Ata ATUN

Dekan, Kıbrıs İlim Üniversitesi

KKTC Cumhurbaşkanı Politik Danışmanı

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: