Gürültülü akşamın ıssızlığında aradı gözlerim uzak ama kendinden emin bakışlarını.
Doğaya aykırıydı bu özgüven.
Hayata yenilgiydi gözlerinin karamsar karası.
Çıkamadığım derin bir kuyuydu hayalin.
Hayaliyim ya hayalinden öteye geçemeyişimdi.
Ben bu gürültülü akşam da;
Beklenmedik sessizliği arar gibi,
Suskunluğunu duyar gibi,
Eskiden eskisinden yeniden sicim sicim dökülen yaşlarını toplar gibi,
Saniye saniye saydım adımlarını.
Adımın başına koydum yüreğimi.
Sözlerinden aldım şiirlerimin ilhamını.
Can almadan can verilmeyeceğini en sonunda öğrendim.
Gürültülü akşamın yıldızlarını saymakla bitiremeden günü doldurduğumu,
Sevmeden gitmeden yalnızlığını,
Öğrendim işte.
Devamı yok.
Gerisi yok.
Değişen iklimlerin hürmetine saldım bütün kışları.
Kaşlarına kar değmeli diye.
Sözlerine sevda girmeli diye.
Yazları karanlığa hapsettim.
Bir mahkum gibi tutuldum serabına.
Kanayan kanamakta olan tüm yaralara tutunur gibi,
Sokak ışıklarına meydan okur gibi,
İlmin, sevmenin aydınlığı kazanır gibi,
Bu gürültülü akşamda bol kazançlıyım anlayacağın.
Satır arası okunan kitaplar gibi,
Denklik macerasına bulaşmadan
Hayatı, telaşını unutur gibi,
Doğaya karışır gibi,
Toprağına bulandım.
Hayallerime su katıp yoğurdum ekmek gibi,
Bereket gibi,
Sen gibi,
Bu gürültünün eşliğinde…

Fatmanur Nartekin C☆

By gecenin peşinde yolcu

Buzun susayan dağı... Çölün üşüyen sıcağı...

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: