İlk kez 1800’lü yıllarda ortaya çıkan dövme sanatını farklı figürlerle bedeninin çeşitli bölgelerine yaptıran kişiler o yıllarda suçlu veya sapkın olarak nitelendiriliyordu. Belirli bir kabileye mensup olduklarını belirtmek amacıyla dövme yaptıran insanlarda vardı, tabii. Sonrasında ise dövme zamanla insanların boyun, el, yüz ve ayak gibi organlarına yaptırdıkları bir tür beden süsü haline gelmeye başladı.

İlkel topluluklarda ise dinsel ve ayinsel anlamlar taşıyan dövmeler günümüzde o dönemki işlevlerine benzeyen türde semboller olarak kullanılmakta olup, bununla birlikte dövme sanatçılığı da gitgide yaygınlaşmıştır.

Peki, dövme nasıl bir psikolojik gereksinimden doğar? Bedendeki bu mühürler bir iletişim kurma aracı olarak görülebilir mi?

Çeşitli anlam ve mesajlar içeren dövmeler bazı kişiler tarafından sadece süs için tercih edilirken bazı kişiler tarafından da bağ kurma ve kimlik oluşturmak için kullanılabiliyor. Bir de dönemsel geçiş dediğimiz, anne- baba gibi çok değer verilen kayıpların ardından kaybedilenin anılarda yaşatılmak istenmesi veya hayatın belli dönemlerinde yaşanan zorlukları simgelemek, ruhsal acıyı dindirmek, bedendeki mühre her bakıldığında dayanıklılığını ve cesaretini kendine hatırlatmak adına yaptırılan dövmeler de bedenlerdeki yerini almaktadır.

Çoğunlukla ergen ve genç nesil tarafından rağbet gören dövme ismi konulmamış protest kimlik vurgusu taşımaktadır. Yaşları gereği kimlik arayışı içine giren gençlerin belli bir kısmının içinde şiddet, özgürlük, cinsel şiddet veya cinsel özgürlük simgesi dövmeler çoğunlukta olmakla birlikte bazı toplumlarda madde bağımlısı ve şiddet eğilimli kişiler “sıradışılık” arayışı içine girerek kültürü veya alt kültürüyle uyumlu olduğunu ortaya koyacak abartılı dövmeler yaptırmaktadırlar.  

Fakat bedenin çeşitli yerlerine yaptırılan ve her biri ayrı anlam taşıyan bu mühürlerin içerdikleri anlamlarını bilmeyen insanların karşısında mühürlü bir tehlike olabileceği gibi olmayabilir de… Çünkü dövme yaptıran insanların tümünün bu eğilimleri taşıdığını söylemek haksızlık olur. Fakat gizem ve ölümü temsil eden, bir kurukafa dövmesiyle aşkı temsil eden kalp dövmesi arasında da oldukça fark vardır.  

Diğer yandan iletişim kurma açısından zayıflık gösteren kişiler duygularını sözel olarak ifade edemediklerinde bedenlerine yaptırdıkları şekilleri ifade aracı olarak kullanıp içsel dünyalarını anlatmaya çalışır. Bu ne kadar doğru bir iletişim tarzı olur, bu konu tartışmaya açıktır.  Fakat bizim de başkaları tarafından ilgi görmek, dikkat çekmeye ve kendini kabul ettirmeye çalışmak için dış görünümlerinde değişikliğe giderek bedenlerine yaptırdıkları bu figürlerin ne anlama geldiğini bilmemiz gerekir ki onları anlamaya çalışalım. Aksi takdirde kişilerin bu şekilde iletişim kurma çabaları boşa gidecektir. Bir insan içe kapanıklığını bedenine yaptırdığı figürle ortadan kaldıramaz. Belki de bugün ona doğru gelen yarın kendi yanlışı olarak karşısına çıkacaktır. O yüzden ilerde pişmanlık duymamak adına bilinçli davranmakta fayda var, diye düşünüyorum. En sağlıklı iletişim yüz yüze karşılıklı olandır. Bunun içinde eğer kişi tek başına iletişim kurmakta zorlanıyorsa bu konuyla ilgili uzman yardımı alınabilinir.

Bu derin mevzuyu kısaca toparlamak gerekirse belirli bir kültüre ait olduğunu belirtmek, hoşuna gitmeyen bir şeyi protesto etmek, fiziksel engelini saklamak, sanatsal ruhunu ortaya koymak, ani verilen kararlar, fanatik olma durumu, hatıralara sahip çıkma isteği, koruma sembolü (muska), yeni bir yaşam başlangıcı, güvensizliğini gizleme isteği, sorumluluktan kaçış gibi birçok nedene bağlı olarak yaptırılan dövmeler bazı durumlarda yansıttığı bir olguyu tetikleyebilir. Şayet özü ve amacı tam olarak bilinerek yapılırsa bir kişi için belirli bir kartvizit haline gelmektedir. Dövme, pasifin tersine aktif bir semboldür ve kişinin karakterini ortaya koyar. O yüzden seçilen sembollerin önemi büyüktür.

Bileğinde sevdiklerinin baş harflerini taşıyan biri olarak, güzel anlamlar taşıyan figürleri yaşatmak için veya hoşuna giden bir figürü süs amacıyla yaptırmanın herhangi bir problem teşkil edeceğini sanmıyorum. Güçlü bir düşünce süzgecinden geçirilerek amacından şaşmadan, abartısız, doğru ve iyi yönde yapılan her şey kabul edilebilir. Bilinçsizce yapılan davranışlardan uzak kalarak kendinize ve bedeninize sevgiyle bakın…

By Yesim Deger

Ben Yeşim Değer. İstanbul/ İstinye doğumluyum. Açık öğretim fakültesi halkla ilişkiler ve tanıtım bölümü mezunuyum. Her Şeye Dair Ne Varsa İçinde adlı şiir kitabının yazarı olmakla beraber Keşan postası gazetesi, künye online ve Önce Vatan gazetesi köşe yazarıyım. Aynı zamanda Yeter Artık ve Yalnızlık adlı şarkıların söz yazarıyım. Sevgili Candan Erçetin’in kurucusu olduğu MSG üyelerinden biriyim. Şu anda sevgili dostum Burhan Sırmabıyıkoğlu’nun kurucusu olduğu Trend Academy de sayın hocam Ferdi Atuner’den diksiyon dersi aldım. Küçük gelinlere hitaben yazdığım “Aynur” adlı romanım Penguen kitabevi, Boyut kitabevi raflarında olmakla beraber online kitap satış mağazalarında satışa sunuldu. 😇 Ayrıca sevgili dostum yazar Emre Kalcı ve Jale Demirdöğen’den yazarlık eğitimi aldım ❤️ Aynı zamanda (SYBD) Sınırsız yazarlar derneği yönetim kurulu üyesi ve Kaçok derneği üyesiyim.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: