Bütün insanlar genelde kendi yaşamlarına odaklıdırlar. Bilen var mıdır ki kapının ardında, duvarların arkasında yaşananları. Hangi hayatlar nasıl yaşanılıyor, nasıl yaşatılıyor acaba. Mesela bilet satan adamın ne derdi var, akşam evine gidince nasıl bir dünyası var? Ya da memure hanımın hayalleri nelerdi; şu an yaşadıkları neler kim biliyor? İnsanlar nasıl durabiliyor merak etmeden anlamıyorum. Ya kapının ardında yardıma muhtaç biri varsa; ya yalnızlıktan iç çeken biri ya da geceyi aç geçiren biriyse. Kim bilebilir değil mi? Herkes duvarların içinde yaşıyor, kapının arkasındakini kim bilebilir.

İnsanlık ne zaman öldü bilen var mı? Ben pamuklara sarınırken, birileri neden demir yumaklarla uğraşmak zorunda mesela. Hayatın kendine göre bir dengesi var evet. Hayat kendi içinde dengede gibi görünse de nerede yazıyor sefaletin yaşanması gerektiği. Belki de dünya sevdiğimiz gibi, bildiğimiz gibi bir yer değildir. Bizler de sandığımız kadar iyi değilizdir belki de. Yoksa komşumuzun hali nicedir bilmez miydik? Kapının ardındakiler de bizi bilmiyorlar gerçi. Yalnızsak, kader yalnızlığı bu demek ki.

İnsanlar birbirlerini gerektiği kadar umursamıyor artık; kapı komşusunu, yanında çalışanı, her gün alışveriş yaptığı esnafı, her sabah gördüğü aynı duraktan binen kişiyi kim tanıyor ki artık. Hayat telaşına o kadar dalmışız ki çevremizin farkında değiliz. Her dönemde yeni bir icat oluyor, hayatımız kolaylaşıyor fakat sanki biz uzaklaşıyoruz kendimizden. İçinde yaşamaya çalıştığımız dünya giderek küçülüyor sanki.

Herkes birbirine kolayca ulaşabiliyor ama kime sorarsanız yalnızlıktan dem vuruyor. Hal, hatır gönül almayı marifet sayar olduk artık. Bir merhaba, bir günaydın, bir iyi dilek sunmak eritir bütün buzları; yıkar bütün duvarları ama o kadar yoğunki zihnimiz, unutuyoruz.

Pandemi yalnızlığı demek de çok içime sinmiyor.  Evet, fiziksel olarak dokunamasak da birbirimize kalplerimizin sıcaklığını iletmenin bir yolu olmalı. El sıkışmayı, sarılmayı seven bir milletiz. İçinde bulunduğumuz dönemde fiziksel olarak uzaklaşsak da; yapılabilecek bir şeyler olmalı. Sanal dünyaya mahkûm olduk evet ama yaşam devam ediyor. Yine birilerinin hastası var, yine birileri yaşam mücadelesi veriyor ve yine birbirimize ihtiyacımız var. Yan yana olamasak da birbirimizin hayatına dokunabiliriz. Yıldızlar gibi yakın olmasak da ışığımız yetsin aydınlatmaya insanları.

 Betül FIRAT

 Mavinin Fecri Yazarı

 @paradoks.okur.yazar

Reklamlar

By Betül FIRAT

Mavinin Fecri ve Mihrinin Hicranı Yazarı Yazar ve Şair, Köşe Yazarı Edebiyat Sanat Meltemi Genel Yayın Yönetmeni

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: