Yaşamımızdan eksilen zamanın vehminde epey yorgun bir gün.
Kuşların, insanların nezdinde ağır bir hastalık gibi.
Bu çağ, bu yüzyıl binden fazla ölüm, canlı cenaze gibi.
Geçmeyen yaraların nüksettiği, kurak toprak gibi.
Meğer yükü ne ağırmış hayatın gündüzü, gecesi.
Kahramanlık olmazmış gerçek hikayelerde.
Sevda bilinmezmiş romanlarda.
Bu çağda sana hasret…
Bu çağda senden bir zerre bulabilmek gibi.
Hayatın ön elemesinde bulamayışın tek tecellisiydi belki umut olduğunu bilmek.

Şimdi ardından tek bir yaşınla cehennem olur yıkılır kentler.
En ilginci de esrarengiz bir şekilde akşam olmadan geçen bir gün düşlemek gibi
Eğer bilinmekse niyet;
Kiminin gözünde dünya, abartılan bir organizasyon.
Kiminin gözünde yaşamak, ihtişamlı bir düğün.
Oysa; Çiçek ekmek, ekmek tutmak ömrün, gün.
Fikirlerin akabinde gelişen ün,
Zamanın fiyakası da bozulduğu gün;
İyi olmak yetecek.
Sevda kokmak yetecek.
Gecikmek, telafi edilecek.
Yorgunluğun sonuç olduğu dünya;
Bugün biraz sevecek.
Ve dahi sevilecek…

Fatmanur Nartekin C☆

Reklamlar

By gecenin peşinde yolcu

Buzun susayan dağı... Çölün üşüyen sıcağı...

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: