İçten, yanık bir türkü çalar radyo,
Dalarım ay ışığında geçmişe,
Ağırdan ısınırım türküye,
Hiç bitmesin isterim,
Çocukluğumun büyüsü bozulmasın.
Unutmak istemediğim anılarım olsun.
“Aman avcı vurma meni,
Men bu dağın maral’ıyam” desin.
Türkü tadında beklentim olsun.
Gelincik süslü yamaçlarda
Mavi bulutları seyredeyim
Çocukluğumdaki mutluluk olsun.

Philips radyomuz eğlencemizdi, dinlerdik,
Gaz lambası yanardı tek tek evlerde,
Gaz ocağı su ısıtırdı havası varsa yanardı,
Rüzgar esiyorsa hisli lamba sönerdi.
Ajans dinlemek günün yorgunluğuydu.
Sabah arkası yarın programını beklerdik,
Köroğlu destanıydı heyecanımız.
İstekler başlayınca,
Türkülerden şans tutardık,
Gönlümüze göre olunca,
Mutlu olurduk sanki herşey keyfimizce.
İçinde sevgi sözcüğü geçse kızarırdık,
Büyüklerimiz anlar gülerdi,
Bizim ürkek, çocuk hallerimize.
Oyunlarımız vardı kültürümüzde,
Beştaş, gizlen parç, hol çevirme.
Paylaşılırdı elde olan, az olsa da olsun,
Çocukluğumdaki mutluluk olsun.

Mertlik bozulmuş, şehirli olmuştuk,
Köyü görmek hayalimizdi lakin,
Ekmek kavgasına tutuşmuştuk.
Bir dilim ekmek parası fazla kazanalım diye.
Okulları yayamamıştık köylere.
Yığıldık okumak için büyük şehirlere,
Bizler şaşkın balık, şehirler derya,
Avlanıyorduk avcı olanlara.
Şehir kültürü, siz düşünmeyin ile başlamıştı,
Okuduğun, fikirlerin, insanlığın fasarya,
Konuşmaya ne gerek, yapılmalıydı kavga.
Öldürülen/ölen olunca mal oluyor-muşuz halka!
Okumak ilim değil, ölüm demekti mutlaka.
Ne ilim alabildik garptan, ne almak istedik,
Balkanlar gibi güvenemedik hançer vuran şark’a.
Düşünmek, üretmek, gelişmek neymiş?
Bize bizden başkaları yürü derse, harika!
Çocuk aklımız yetmezmiş bunlara!
Yüklü yardımlar verdiler, süt tozu, un!
Saray borçlandırıldı, getirildi sonun.
Esir Türkler misal verilen göz dağımızdı,
Ata topraklarımız akla gelince gençlik çağımızdı.
Hani gelişecektik?
Yedirmiyorlar dilim ekmeği zorba dünyada,
Zayıf olmalı ki, sömürülebilsin sefiller burada.
Ahh.. bir dilim ekmekten başka kaygım olmayan,
Çocukluk yıllarım olsun.
Çocukluğumdaki mutluluk olsun.
21.8.2022 Emir Şıktaş

By EMİR ŞIKTAŞ

Bir ömrün sonbaharı..

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: