Başlık size şaşırtıcı gelebilir. Çeçenistan nereden çıktı diyebilirsiniz. Aslan Maşedov’u hatırladınız mı? Diye sorsam çoğunuz bu ismi duymadım diyecek.

İyice düşünülmeden ve konjoktürel olarak alınan siyasi kararlar daha sonraki savaşların ve gerilimlerin kaynağı olurlar. İngiliz yazar ve diplomat Andrew Mango, Versay Barış Antlaşması için “yeni savaşın başlangıcı” yorumunu yapmıştı. Hitler’e iktidarın yolunu Versay Barış Antlaşması açmıştır. Alman burjuvazisinin de bu isteği  bu yönde olmuştur.

Stalin, bağımsız bir cumhuriyet olan Abhazya’yı Gürcistan’a bağladı. Osetya’yı da böldü ve güneyini Gürcistan’a bağladı.

Stalin tarafından sürülen Türk ve Kafkas kavimlerinin (Çeçen, İnguş, Balkar…) geri dönüşünü sağlayan Kruşçev büyük bir hata yaptı. İkinci Dünya Savaşı yıllarında yanıp, yıkılan ve Stalin tarafından katliama uğrayan Ukrayna’ya bir jest olarak tarih boyunca hiçbir zaman Ukrayna toprağı olmayan Kırım’ı 1956 yılında Ukrayna’ya bağladı. Ama yaklaşık 58 yıl sonra uluslararası bir problem oldu.

Gelelim Aslan Mashadov’a ve Çeçenistan’a; 1951 yılında Kazakistan’da doğan Aslan Mashadov, Çeçen İçkerya Cumhuriyeti 3. cumhurbaşkanı ve Çeçenistan Bağımsızlık Mücadelesinin lideriydi.

1957 yılında, altı yaşındayken ailesi Çeçenistan’a döndü. 1972 yılında Tiflis Askeri Topçu Akademisinden mezun oldu. Kızıl Ordu’da topçu albay rütbesine kadar yükselen Mashadov, SSCB dağıldıktan sonra ordudan ayrıldı.

1992 yılında ülkesi Çeçenistan’a dönerek genelkurmay başkanı oldu. 1996 yılında büyük oranda sonlanan Birinci Rus-Çeçen Savaşı’nın kazanılmasında büyük payı olduğu kabul edilir. Çeçenistan Devlet Başkanı Cahar Dudayev’in Rus birliklerince öldürülmesinin ardından, 1996’da geçici başbakan olarak atandı. Ardından da 1997’de rakibi Şamil Basayev karşısında büyük bir zafer kazanarak Çeçenistan Devlet Başkanı seçildi.

Rusya’ya bağımsızlığını kabul ettiren Mashadov, ülkesine maddi destek bulamadı. ABD-Suudi Arabistan tarafından yetiştirilen cihatçılara gün doğdu.

Devlet başkanlığı sırasında dışarıda Rusya’ya karşı ılımlı, içeride ise radikal İslam karşıtı ve laik politikaları benimsedi. Ancak bu süreç içerisinde Şamil Basayev’e bağlı kuvvetler ve Çeçenistan’daki yabancı cihatçı unsurlar üzerindeki denetimini yitirdi ve bu güç odaklarının suikast girişimlerine hedef oldu.

1999’da Şamil Basayev Dağıstan’a girince, 1999 yılında Rusya başbakan olan Putin için gücünü gösterme fırsatı oldu. Mashadov ile teması kesti ve ardından Rusya’nın kesin zaferiyle sonuçlanan İkinci Rus-Çeçen Savaşı patlak verdi. Çeçenistan yerle bir oldu. Nüfusun yarısı ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Mashadov gerilla savaşı yürütmeye çalıştı. Sivil hedeflere karşı terör amaçlı saldırıların karşısında yer aldı. Ancak Moskova hükûmeti Rusya’daki pek çok terör eyleminin arkasında Aslan Mashadov’a bağlı güçlerin bulunduğu iddiasını sürdürdü.

Mashadov’un Çeçenistan devlet başkanlığı görevi 2001’de sona erdi. Ancak bu tarihten sonra da ikinci savaş nedeniyle seçim yapılamadığı için hâlen görevde olduğunu iddia etmesine rağmen Rusya hükûmeti bu iddiasını tanımadı. Mashadov 8 Mart 2005 tarihinde, Rus özel Spetsnaz komandolarının Tolstoy-Yurt kasabasına düzenlediği saldırıda diğer Çeçen komutanlarıyla birlikte öldü.

                                                  *

Dar milliyetçiliğin ABD destekli başka bir versiyonunu Gürcistan’da gördük.  Sarı, pembe… Soros-CIA her türden devrimler eski Sovyet cumhuriyetlerinde sahneye kondu. Başa geçen diktatörler ABD güdümünde olunca, ülke zenginliklerini emperyalist tekellere teslim edince problem olmuyordu.

26 Aralık 1991 tarihinde Sovyetler Birliği resmen dağıldı. Sovyetleri oluşturan cumhuriyetler birer birer bağımsızlıklarını ilan ettiler. Gürcistan’da bu cumhuriyetlerden biriydi.  Sovyetlerin son dışişleri bakanı Eduard Şevardnadze, Gürcistan’a cumhurbaşkanı oldu. Ancak ülkenin üzerinde hakimiyet sağlayamadan Stalin tarafından Gürcistan’a bağlanan Güney Osetya ve Abhazya bağımsızlıklarını ilan ettiler.

Bu durumu siyaset yoluyla çözemeyen Gürcü yönetimi 14 Ağustos 1992 tarihinde Gürcistan ordusu Abhazya’ya müdahale etti. Eylül 1993’te Rus desteğini alan Abhazlar sürdürdükleri direniş sonrasında 17 Eylül 1993 tarihinde bölgenin başkenti Sohum’u ele geçirdiler.  Ruslar Güney Osetya’yı da desteklediler.

1991’de Gürcülerin, Güney Osetya başkenti Tshinval’ye girmesiyle çatışmalar başladı. 14 Temmuz 1992’de Ruslar, müdahale etti. Gürcü askerleri şiddetli çatışmaların ardından 1994 yılında imzalanan ateşkes anlaşması uyarınca Osetya’yı terk etmek zorunda kalmıştı.

Sonra diğer Sovyet cumhuriyetlerinde olduğu gibi burada da renkli devrimler art arda geldi. Yetmedi ABD’nin Vagner benzeri sivil orduları Gürcistan’a doldu Pentagon, Gürcistan silahlı kuvvetlerine savaş eğitimi verdi. Bu eğitimler MPRI (Askeri Profesyonel Kaynaklar Şirketi)’nin da aralarında bulunduğu özel askeri şirketler tarafından işe alınan eski ABD özel kuvvetleri mensupları tarafından veriliyordu.

MPRI 1995’te, Hırvat Ordusunu Krayina Sırp Cumhuriyeti’ni işgal etmeden önce eğitmek için Pentagon tarafından görevlendirilmişti. 250.000 insanın yerinden edilmesine yol açan bu işgal Balkan savaşlarındaki en kötü etnik temizlik olaylarından biriydi.

Gürcistan, aynı harekâtı uygulamayı planladı. 8 Ağustos 2008 tarihinde Gürcü kuvvetler, bağımsızlığını ilan eden Güney Osetya topraklarına operasyon düzenlediler. Oset kaynaklara göre 2 bin, Rus kaynaklara göre 1600 kişi hayatını yitirdi.

Bunun üzerine Rusya, 150 kadar tank ve zırhlı aracın bulunduğu güçlü bir birlikle Güney Osetya’ya girdi ve Gürcü ordusuyla savaşmaya başladı. Gürcistan’ın Tshinval’den çekildiğini açıklamasını müteakiben Rus ordusu Güney Osetya sınırındaki Gürcü kenti Gori’ye girdi. Ağır çatışmaların yaşandığı şehir, halk tarafından terkedildi.

9 Ağustos 2008 tarihinde Gürcistan devlet başkanı Mihail Saakaşvili, Rusya’ya ateşkes çağrısında bulunmuş ve Gürcistan’ın Güney Osetya’nın Başkenti Tshinval’den çekileceklerini açıklanmıştır.

Gelelim Türkiye ve Ukrayna’nın bu savaştaki tutumuna;

Rusya’da ulusal yayın yapan İzvestiya Gazetesi; “Gürcistan’ın son dört yılda savunma bütçesinin 30 kat artmıştır. Türkiye’nin Gürcistan’ın savunma harcamaları için 45 milyon dolar yardımda bulunmuş, ABD’nin de 40,6 milyon dolar hibe etmiştir. Türkiye çok sayıda gelişmiş silah ve mühimmat sağladı. Türkiye’nin Gürcistan’a vereceği silahlar arasında 100 araç, 50 adet PZRK tipi füze rampası, Kılıç 2 ve Doğan savaş gemileri, SkyWatcher hava erken uyarı sistemi, 80 adet MP5 otomatik silah, 1800 M72 el bombası, 10 milyon adet mermi, 160 MP5A3 silahı var” diyerek savaşın sorumlusunun Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye olarak iddia etmiştir.

Rusya, Gürcistan’ın Karadeniz kıyılarını donanmayla abluka altına almaya başlamış, bu ablukanın nedeni olarak da bir Rus yetkilinin yaptığı açıklamaya göre: “Gürcistan’a silah ve askeri donanım girmesini engellemek olduğunu” ve buna bağlı olarak Rusya Batı ülkeleri ve Ukrayna’yı, Gürcistan’a silah sağlamakla suçlamıştır.

Ukrayna Dışişleri Bakanlığı, yönetimin, Rus gemilerinin geri dönüşüne izin vermeme hakkını elinde tuttuğu belirtmiş, Rus gemileri de Güney Osetya’daki çatışmalara müdahil olmamaları konusunda uyarmıştır. Açıklamada “Ukrayna, çatışmaya katılan gemi ve botların, sorun çözülmeden Ukrayna’ya dönmelerini yasaklama hakkını elinde bulundurmaktadır” denilmiştir.

Rusya Maliye Bakanı Aleksiy Kudrin, Güney Osetya’nın başkenti Tshinval’nin onarımı için 2009 yılı bütçesinden 400 milyon dolar ayıracaklarını, Güney Osetya’dan kaçan mülteciler içinde 20,5 milyon dolar para ayrıldığını söylemiştir.

Çatışma nedeni ile Rusya, Gürcistan’ın elektriğini kesti. Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili, 8 Ağustos 2008 tarihinde Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ı arayarak Türkiye’den elektrik istemiştir. Türk tarafı öğle saatlerinden itibaren Gürcistan’a elektrik vermeye başladı.

26 Ağustos 2008 tarihinde Rusya’nın Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlığını tanıdı.

Gelelim Batum’a, on yıl önce aşağıdaki yazıyı yazdım:

ELVEDA BATUM


Acara Özerk Cumhuriyeti Gürcistan’ın güneybatı kesiminde yer alan özerk cumhuriyet. Yönetim merkezi Batum’dur. Türkiye’nin hemen kuzeydoğusunda Artvin ve Ardahan illeri sınırında yer alır. Artvin‘in, Hopa ilçesinde bulunan Sarp Sınır Kapısı Batum’a açılır. Uzun bir süre Osmanlı İmparatorluğu yönetiminde kalmıştır.

Acara Özerk Cumhuriyeti, 1921’de Acara Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti adıyla kurulmuş, Sovyetler Birliği‘nin dağılıp Gürcistan‘ın bağımsız olmasından sonra bugünkü adını almıştır.

Batum,16 Temmuz 1921’de kurulan Acara Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti‘nin yönetim merkezi oldu. Moskova Antlaşması‘nın teyidini sağlayan Kars Antlaşması sonucunda Sovyet Gürcistan’ına bırakılması onandı. Yapılan antlaşmaya göre Acaristan özerk cumhuriyetinin özerkliği Türkiye devletinin garantörlüğü altındadır. Batum (Acaristan) Rusya’ya verilirken bazı kurallara uyma zorunluluğu ile bırakıldı. Bunlardan en önemli maddesi: Batum (Acaristan) sınırları içindeki halkın etnik kimliğine, dini kimliğine kesinlikle müdahale edilmiyeceğidir. Bu kurallara uyulmaması halinde ise Türkiye Cumhuriyeti Devletinin müdahale hakkı vardır.  1921 Kars Antlaşması metninde “Garantör” terimi geçmemekle birlikte 6. maddesine dayandırılarak, özerkliğinin Türkiye’nin garantörlüğünden bahsedilmektedir.

Gürcistan’ın 1991’de bağımsızlığını ilan etmesinden sonra Acara özerk cumhuriyeti yönetiminin başına Aslan Abaşidze geldi, Mayıs 2004’te Abaşidze iktidarı, merkezi yönetimin desteğindeki halk hareketiyle son buldu.

 Ansiklopediler, internet size kısaca bu bilgileri verir. Gürcistan’da tarihinde yapılan seçimlerde başkanlık sisteminin sona erdiğini, yerini bizdeki gibi parlamenter sistem aldı. Komşudaki bu değişiklik bizde başkanlık için çığırtkanlık yapanları ne derece etkiler, bilmiyorum.

Gürcistan’da sadece başkanlık sistemi bitmedi. ABD vatandaşı Saakaşvili’yle beraber, Güney Kafkasya’da ABD dönemi sona erdi. Yerine muhalefetin adayı G. Marvelaşvili seçildi. Yıllardır süren satrancın kaybedeninin ABD olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. ABD’nin bölgede Türkiye’den başka dostu kalmadı. Gürcü milliyetçiliği saldırganlaştı. Çeçen direnişçilerine destek veren Saakaşvili, Stalin döneminde Gürcistan’a bırakılan özerk Abhazya ve Osetya’ya saldırdı. Saldırgan Gürcistan, bu iki özerk cumhuriyetten kovuldu. Rusya desteği ile bu iki ülke bağımsızlıklarını ilan etti ve bazı ülkeler tarafından tanındı.

Biz ne yaptık bu süreçte derseniz; Türkiye, ABD istediği için kayıtsız-şartsız Gürcü milliyetçisi Saakaşvili’yi destekledi. Abhaz asıllı vatandaşlarımızın tepkilerini kaâle alınmadı ve Abhazya’ya ekonomik ambargo uyguladı.

Saakaşvili ve çevresi sadece Osetlere ve Abhazlara saldırmakla kalmadı. Batum’a da el attı. İznimiz olmadan değişmeyecek bu bölgenin sadece statüsü değil, bayrağı da değişti. Batum’un bayrağına HAÇ kondu.

Stratejik derinlikte Ege’deki adalardan başka Batum’da gitti. Bakalım daha neler gidecek. Neler kaybedeceğiz.

                                                               *

Dar milliyetçilik ülkeleri çıkmaza sokuyor ve emperyalizmin kucağa düşmesine sebep oluyor. Büyük Sırbistan hayaliyle yola çıkan Miloseviç, Yugoslavya’nın parçalanmasına sebep oldu. Almanya Yugoslavya’nın, ardından Çekoslavakya’nın parçalanmasını sağladı.

ABD’nin yürüttüğü Rusya’yı kuşatma politikası sonunda daha önce Sovyet işgaline uğrayan Doğu Avrupa ülkeleri NATO bünyesinde toplandı. Rusya’nın saldırgan politikaları da bu gelişmeleri hızlandırdı.

Ülkeler kendilerini emperyalizmin kucağına atacak politikalardan uzak durmalı ve ham hayaller peşinde koşmamamlı.

Kaynak:

-Gazeteler

-İnternet

                                                                                                                                      Ekrem Hayri Peker

                                                                                                                                       Kimya Mühendisi

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: